|
Tweet |
Son yıllarda dünya genelinde nüfusun yaklaşık yüzde 10-15’ini etkileyen böbrek taşları, Türkiye’de çok daha yüksek oranlarda görülüyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Ali Tekin, Türkiye’nin “taş kuşağı” ülkeleri arasında yer almasının bu artışta önemli rol oynadığını belirtiyor.
Prof. Dr. Tekin’e göre sıcak iklim, yetersiz su tüketimi ve aşırı tuzlu beslenme alışkanlıkları böbrek taşı oluşumunu tetikliyor. Uzun süreli sıcak havalarda artan sıvı kaybının yeterince telafi edilmemesi, taş oluşumu için uygun bir zemin hazırlıyor.
Türkiye’de her yıl yaklaşık 1 milyon kişiye böbrek taşı tanısı konulduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ali Tekin, hastalığın en sık 30-50 yaş aralığında görüldüğünü ifade ediyor. Böbrek taşları, şiddetli yan ağrılarının yanı sıra tedavide gecikildiğinde idrar yolu enfeksiyonu, böbrekte şişme ve kalıcı böbrek fonksiyon kaybına neden olabiliyor.
Bu nedenle erken tanı ve doğru tedavi büyük önem taşıyor.
Böbrek taşları; idrarda bulunan kalsiyum, oksalat ve ürik asit gibi minerallerin kristalleşerek birikmesi sonucu oluşuyor. Taş oluşumunu artıran başlıca faktörler şunlar:
Yetersiz sıvı tüketimi
Aşırı tuzlu ve hayvansal protein ağırlıklı beslenme
Obezite ve hareketsiz yaşam
Aile öyküsü
Metabolik hastalıklar
Bazı ilaçlar ve takviyeler
İdrar yolu enfeksiyonları
Ayrıca idrarda taş oluşumunu engelleyen sitrat maddesinin yetersizliği de süreci hızlandırıyor.
Prof. Dr. Ali Tekin, kış aylarında böbrek taşı riskinin artmasının en önemli nedeninin susuzluk hissinin azalması olduğunu söylüyor. Soğuk havalarda daha az su içilmesi, idrardaki minerallerin yoğunlaşmasına ve kristalleşmesine yol açıyor.
Uzmanlar, kış aylarında da günde en az 2–2,5 litre su tüketilmesi, düzenli egzersiz yapılması ve aşırı tuzlu, şekerli ve fast food gıdalardan kaçınılması gerektiğini vurguluyor.
Böbrek taşları özellikle böbrekten mesaneye uzanan üreter kanalına düştüğünde, “renal kolik” olarak adlandırılan çok şiddetli yan ağrısına neden oluyor. Bu ağrıya şu belirtiler de eşlik edebiliyor:
İdrarda kan görülmesi
Sık idrara çıkma
İdrarı tam boşaltamama hissi
İdrar yaparken yanma
Bulantı ve kusma
Erken tanı sayesinde hem yaşam kalitesi korunuyor hem de tekrarlayan enfeksiyonlar, böbrek hasarı ve cerrahi müdahale ihtiyacı büyük ölçüde azalıyor. Küçük taşlar bol sıvı tüketimi ve fiziksel hareketle kendiliğinden düşebilirken, daha büyük taşlarda ESWL ve kapalı cerrahi yöntemler uygulanabiliyor.
Günümüzde böbrek taşı ameliyatlarının neredeyse tamamı endoskopik kapalı yöntemlerle gerçekleştiriliyor. Prof. Dr. Ali Tekin, modern teknoloji sayesinde açık ameliyatlara gerek kalmadığını, ince ve esnek cihazlarla böbreğe ulaşılarak lazerle taşların yok edilebildiğini belirtiyor. Bu yöntemlerle hastalar çoğu zaman aynı gün taburcu edilebiliyor.
Böbrek taşı tedavisinde büyük ilerlemeler kaydedilse de önleyici önlemler alınmazsa hastaların yaklaşık yarısında 5-10 yıl içinde taşlar yeniden oluşabiliyor. Prof. Dr. Ali Tekin, sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla böbrek taşı oluşumunun büyük ölçüde önlenebileceğini vurguluyor.
Uzmanlara göre yeterli su tüketimi, dengeli beslenme ve düzenli hareket, böbrek taşına karşı en güçlü koruma.