|
Tweet | Tarih: 12-12-2024 14:22 |
Dünyamız, silahlanma yarışının hızlandığı, etnik ve mezhepsel ayrışmaların körüklendiği, vekâlet savaşlarının yapıldığı, ülkemizin etrafında kanlı çatışmaların sürdüğü zor bir dönemden geçiyor. Yeni ABD Başkanı Tramp ve kadrosunun tehlikeli planları endişe vericidir. Türkiye’ye yönelik olası emperyalist bir saldırı yurt dışında yaşayan 7 milyon yurttaşımızı da derinden etkileyecektir.
2024’ün biz göçmenler açısından en önemli olayı, göçmen örgütlerinin 40, KRV- Seçim Hakkı Girişimi olarak bizim dokuz yıldır verdiğimiz yoğun mücadele sonucu Çifte Vatandaşlık Yasası’nın Scholz Hükümeti tarafından kabul edilmesidir. Bu sayede Alman vatandaşı olan 800 bin yurttaşımız tekrar Türk vatandaşlığına geçme, diğer yurttaşlarımız da kendi vatandaşlığını koruyarak Alman vatandaşlığına geçme hakkı kazanmıştır.
Almanya ve Avrupa’da ırkçılık ve yabancı düşmanlığı giderek artmaktadır. Bu açıdan 23 Şubat 2025’te yapılacak olan Federal Meclis seçimlerinde Alman pasaportu taşıyan yurttaşlarımız mutlaka sandığa gitmeli, oylarını demokratik partilere vererek ırkçı partilerin önünü kesmeli; ırkçılığa karşı yapılan tüm eylemlere destek vermelidir.
Almanya’daki Türk toplumu ne yazık ki dağınık bir görüntü vermektedir. Derneklerimiz yer ve kira sorunu yaşamakta, farklı yerlerde etkinlik yürüten kuruluşlar arasında kopukluk sürmektedir. Devletimiz, ilk adımda Türklerin yoğun olarak yaşadığı 30 kentte Halk Eğitim Merkezleri açmalı; buralara sosyal danışman ve eğitimciler atamalıdır. Bu merkezlerde müzik, tiyatro, folklor, resim, yapay zeka, iletişim, ev ödevlerine yardım kursları, veli eğitimi verilmeli, kültür-sanat etkinlikleri, okuma günleri düzenlenmeli, dini ve milli bayramlarımız kutlanmalıdır.
İçinde çok amaçlı odaları, büyük salonu ve kafesi olan bu merkezler özerk bir yapıya sahip olmalı, tüm derneklerin yararlandığı, Türk ve Alman toplumunun kaynaştığı yerler hâline getirilmelidir. Ancak bu şekilde insanlarımızı kaynaştırmak, bilinçli, eğitimli, haklarına sahip çıkan dinamik bir Türk toplumu yaratmak; Türk diline, kültürüne, ekonomisine ve turizmine katkı sağlamak mümkün olacaktır. Başta Berlin Büyükelçimiz Sayın Ahmet Başar Şen olmak üzere tüm başkonsoloslarımızı, derneklerimizi, yurttaşlarımızı ve işadamlarımızı göreve çağırıyoruz.