|
Tweet |
Sırbistan’ın Avrupa Birliği yolculuğu, Ekim 2000’de Slobodan Milosevic’in devrilmesi ve Avrupa yanlısı partilerin seçimleri kazanmasıyla Ocak 2001’de başladı. Başlangıçta bazı gözlemciler 2007’de erken bir AB üyeliği öngörüyordu, ancak süreç karmaşıklaştı.
Kosova, 1999’da BM yönetimine girdi ve 2008’de bağımsızlığını ilan etti. Sırbistan bu bağımsızlığı tanımıyor. Ülke, AB aday ülke statüsü kazanmasından önce birçok siyasi ve ekonomik zorlukla karşılaştı.
2000’li yılların başında Sırpların yüzde 70’i AB entegrasyonunu desteklerken, bugün bu oran yüzde 40 civarında. Ancak hükümet, Avrupa yolunu savunmayı sürdürüyor. Başbakan Duro Macut, AB entegrasyonunun sadece stratejik bir hedef değil, vatandaşlar için daha iyi bir yaşam vaadi olduğunu vurguluyor.
Hükümet, kurumlarını modernize ederek Brüksel’e Sırbistan’ın taahhütlerini yerine getirdiğini gösteriyor. Macut, AB’nin Ortak Dış ve Güvenlik Politikası’na uyum oranının yüzde 61 olduğunu belirterek reform alanı bulunduğunu söyledi.
Enerji güvenliği de kritik bir odak. Sırbistan, bölgesel ortaklarıyla gaz, petrol ve elektrik tedarikinde istikrar sağlamaya çalışıyor. Macut, “Tam enerji bağımsızlığı ve istikrarı korumalıyız” dedi.
Brüksel, yeni bir kısmi üyelik modelini tartışıyor; bu modelde ülkeler tam oy hakkına sahip olmadan katılabiliyor. Karadağ ve Hırvatistan liderleri öneriye çekinceli yaklaşırken, Bosna Hersek süreci geriden takip ediyor.
Avrupa Çalışmaları Enstitüsü’nden Slobodan Zecevic, “Hırvatistan, Sırbistan’ın AB kurumlarındaki etkisini artıracağı için üyeliğe sıcak bakmayabilir” dedi.
AB entegrasyonundan sorumlu Bakan Nemanja Starovic, halkın sabırsızlığını kabul etti, ancak sürecin önemini vurguladı. Analistler, Sırbistan’ın 2030’a kadar üyeliğe hazır olabileceğini belirtiyor. Ancak siyasi engeller, bölgesel rekabetler ve Rusya’ya enerji bağımlılığı süreci zorlaştırıyor.
Zecevic, “Rus gazı olmadan yaşamak zor. Alternatifler var ama hâlâ büyük ölçüde Rusya’ya bağlıyız” dedi. Kısmi üyelik önerisi, bazı uzmanlara göre AB’nin eşitlik ilkesine zarar verebilecek geçici bir çözüm olarak değerlendiriliyor.
Geçmiş genişlemeler, erken katılan ülkelerin komşularını engelleyebileceğini gösteriyor. Karadağ ve Arnavutluk 2030’a kadar üyeliğe en hazır ülkeler olarak görülüyor ve AB’den daha fazla sempati kazanmış durumdalar.
Bölgesel rekabetler, Kosova gibi çözülmemiş meseleler ve iç siyasi zorluklar, Sırbistan’ın AB yolculuğunu hem uzun vadeli bir hedef hem de stratejik bir çaba hâline getiriyor.