|
Tweet |
İsviçre’de pazar günü yapılan referandum, iki önemli değişiklik teklifinin de reddedilmesiyle sonuçlandı. Kadınları da kapsayacak şekilde genişletilmek istenen zorunlu ulusal hizmet uygulaması ile 50 milyon İsviçre Frangı üzerindeki servetlere miras ve hediye vergisi getirilmesi önerileri halktan destek bulmadı.
Öğleden sonra yapılan sayıma göre zorunlu hizmet önerisi birçok kantonda yüzde 20’nin altında kaldı. Varlık vergisi ise benzer şekilde düşük destek nedeniyle referandumu geçemedi.
İsviçre’de mevcut sistemde erkekler askerlik veya sivil savunma hizmeti yapmakla yükümlüyken, kadınlar yalnızca gönüllü olarak bu görevleri üstleniyor. Yeni girişim, tüm vatandaşlara cinsiyet ayrımı olmaksızın zorunlu hizmet getirmeyi amaçlıyordu.
Destekçiler, artan siber tehditler, toprak kaymaları, seller ve Avrupa’daki güvenlik risklerine dikkat çekerek daha geniş tabanlı hizmetin ülkenin dayanıklılığını artıracağını savundu. Ayrıca girişimi destekleyen genç kadın asker Noémie Roten, bunun toplumsal cinsiyet eşitliği açısından da önemli bir adım olduğunu vurguladı.
Ancak siyasi arenada geniş bir karşıt cephe oluştu. Sosyal Demokratlardan sağcı SVP’ye kadar pek çok parti girişimin ekonomik kayıp, işgücü eksikliği ve kadınlar üzerindeki ek yük yaratacağını savunarak öneriyi reddetti.
Referanduma sunulan ikinci teklif, 50 milyon frank üzerindeki servet transferlerine ulusal miras ve hediye vergisi getirilmesini içeriyordu. Genç Sosyalistler (Juso) bu gelirin iklim kriziyle mücadeleye aktarılmasını savundu.
Girişim, “kirleten öder” anlayışına dayandırılırken, ülkede bu verginin etkileyeceği kişi sayısının yalnızca yaklaşık 2.500 kişi olduğu belirtildi.
Ancak federal yetkililer, böyle bir düzenlemenin:
ülkenin uluslararası yatırımcılar için cazibesini azaltabileceği,
varlıklı bireylerin İsviçre’den ayrılmasına yol açabileceği,
aile şirketlerinde halefiyet planlamasını zorlaştıracağı,
gibi olumsuz sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Stadler Rail sahibi Peter Spuhler, bu girişimi “İsviçre için felaket" olarak tanımladı.
İsviçre’de yılda dört kez yapılan referandumlar, halkın kanunlar üzerinde doğrudan söz sahibi olmasını sağlıyor. 1874’ten bu yana yapılan yaklaşık 200 ulusal oylamanın yüzde 40’ı başarısızlıkla sonuçlandı. Bu durum ülkenin demokratik yapısının en belirgin özelliklerinden biri olarak öne çıkıyor.