|
Tweet |
Sakarya Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Soner Tauscher ile Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü Doktor Öğretim Üyesi Elif Madakbaş Gülener, AA muhabirine, Almanya göç eden birinci nesil Türk kadınlarının karşılaştıkları zorlukları ve bugüne etkilerini değerlendirdi. Almanya'da işçi alımında çoğunlukla bekar erkek tercih ettiğini aktaran Tauscher, bunun sonuçlarını şöyle dile getirdi:
Almanya Türk işçilere 'gastarbeiter' yani 'misafir işçi' olarak bakıyordu. Evli erkeklerin işçi olarak kabul edilmesi neredeyse imkansızdı. Bu da bir noktada ailelerin parçalanmasına yol açıyordu. Erkekler bir-iki sene çalışıp para biriktirerek aileme geri dönerim düşüncesiyle eşlerini ve çocuklarını geride bırakıp Almanya gidiyordu ancak bu düşünce pratikte gerçekleşemedi ve gidenler uzun seneler Almanya kaldı."
Tauscher, aile parçalanmalarının en çok geride kalan kadınları etkilediğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:
"Kadınlar eşleri olmasına rağmen 2-3 yıl dul gibi yaşadı. Çocuklar babalarını tanıyamadan büyüdü. Genelde aynı bölgelerden işçi alımına başvurulması Almanya'daki çevrelerin de tanıdıklardan oluşmasına yol açtı. Bu da bir dedikodu ağı yarattı ve geride bekleyen kadınları psikolojik olarak yıprattı. En sonunda eşlerinden gelen mektup ve marklarla hayatlarını sürdüren, gurbetçi yolu bekleyen bu kadınlarda da bir an önce eşlerinin yanına gitme isteği doğdu."
- Bekar göçmen kadınlar "Türklüklerini ve Müslümanlıklarını kaybettikleri" suçlamasıyla karşılaştı
Almanya'nın kadın işçi alımında da bekarlık kriterini uyguladığını dile getiren Tauscher, az sayıdaki göç eden bekar Türk kadınlarının, bu kez yaftalanma korkusuyla yine Türklerden oluşan küçük gruplara hapsolduğunu ve gittikleri ülkeye entegre olamadıklarını söyledi.