<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"> 
  <channel>
<title>SAĞLIK - Nokta Gazetesi </title>
<link>https://noktagazetesi.com/saglik/</link>
<description>sağlık ile ilgili güncel haberler</description>
<language>tr</language>
<copyright>https://noktagazetesi.com</copyright>
<image>
<title>https://noktagazetesi.com</title>
<url>
https://noktagazetesi.com/images/genel/Adsyz.jpg
</url>
<link>https://noktagazetesi.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>Kış Aylarında Böbrek Taşı Alarmı! Uzmanlardan Hayati Uyarılar</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/kis-aylarinda-bobrek-tasi-alarmi-uzmanlardan-hayati-uyarilar.jpg" width="250"><br><h3 data-end="653" data-start="607"><strong data-end="653" data-start="611">Türkiye “Taş Kuşağı” Ülkeleri Arasında</strong></h3>

<p data-end="972" data-start="655">Son yıllarda dünya genelinde nüfusun yaklaşık yüzde 10-15’ini etkileyen böbrek taşları, Türkiye’de çok daha yüksek oranlarda görülüyor. Acıbadem Üniversitesi Atakent Hastanesi Üroloji Uzmanı <strong data-end="869" data-start="846">Prof. Dr. Ali Tekin</strong>, Türkiye’nin “taş kuşağı” ülkeleri arasında yer almasının bu artışta önemli rol oynadığını belirtiyor.</p>

<p data-end="1225" data-start="974">Prof. Dr. Tekin’e göre sıcak iklim, yetersiz su tüketimi ve aşırı tuzlu beslenme alışkanlıkları böbrek taşı oluşumunu tetikliyor. Uzun süreli sıcak havalarda artan sıvı kaybının yeterince telafi edilmemesi, taş oluşumu için uygun bir zemin hazırlıyor.</p>

<hr data-end="1230" data-start="1227" />
<h3 data-end="1287" data-start="1232"><strong data-end="1287" data-start="1236">Her Yıl Yaklaşık 1 Milyon Kişiye Tanı Konuluyor</strong></h3>

<p data-end="1637" data-start="1289">Türkiye’de her yıl yaklaşık <strong data-end="1355" data-start="1317">1 milyon kişiye böbrek taşı tanısı</strong> konulduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ali Tekin, hastalığın en sık <strong data-end="1444" data-start="1420">30-50 yaş aralığında</strong> görüldüğünü ifade ediyor. Böbrek taşları, şiddetli yan ağrılarının yanı sıra tedavide gecikildiğinde idrar yolu enfeksiyonu, böbrekte şişme ve kalıcı böbrek fonksiyon kaybına neden olabiliyor.</p>

<p data-end="1696" data-start="1639">Bu nedenle erken tanı ve doğru tedavi büyük önem taşıyor.</p>

<hr data-end="1701" data-start="1698" />
<h3 data-end="1741" data-start="1703"><strong data-end="1741" data-start="1707">Görülme Sıklığı Neden Artıyor?</strong></h3>

<p data-end="1913" data-start="1743">Böbrek taşları; idrarda bulunan kalsiyum, oksalat ve ürik asit gibi minerallerin kristalleşerek birikmesi sonucu oluşuyor. Taş oluşumunu artıran başlıca faktörler şunlar:</p>

<ul data-end="2132" data-start="1915">
	<li data-end="1941" data-start="1915">
	<p data-end="1941" data-start="1917">Yetersiz sıvı tüketimi</p>
	</li>
	<li data-end="1997" data-start="1942">
	<p data-end="1997" data-start="1944">Aşırı tuzlu ve hayvansal protein ağırlıklı beslenme</p>
	</li>
	<li data-end="2029" data-start="1998">
	<p data-end="2029" data-start="2000">Obezite ve hareketsiz yaşam</p>
	</li>
	<li data-end="2045" data-start="2030">
	<p data-end="2045" data-start="2032">Aile öyküsü</p>
	</li>
	<li data-end="2071" data-start="2046">
	<p data-end="2071" data-start="2048">Metabolik hastalıklar</p>
	</li>
	<li data-end="2102" data-start="2072">
	<p data-end="2102" data-start="2074">Bazı ilaçlar ve takviyeler</p>
	</li>
	<li data-end="2132" data-start="2103">
	<p data-end="2132" data-start="2105">İdrar yolu enfeksiyonları</p>
	</li>
</ul>

<p data-end="2229" data-start="2134">Ayrıca idrarda taş oluşumunu engelleyen sitrat maddesinin yetersizliği de süreci hızlandırıyor.</p>

<hr data-end="2234" data-start="2231" />
<h3 data-end="2278" data-start="2236"><strong data-end="2278" data-start="2240">Kış Aylarında Risk Daha da Artıyor</strong></h3>

<p data-end="2523" data-start="2280">Prof. Dr. Ali Tekin, kış aylarında böbrek taşı riskinin artmasının en önemli nedeninin <strong data-end="2397" data-start="2367">susuzluk hissinin azalması</strong> olduğunu söylüyor. Soğuk havalarda daha az su içilmesi, idrardaki minerallerin yoğunlaşmasına ve kristalleşmesine yol açıyor.</p>

<p data-end="2706" data-start="2525">Uzmanlar, kış aylarında da <strong data-end="2594" data-start="2552">günde en az 2–2,5 litre su tüketilmesi</strong>, düzenli egzersiz yapılması ve aşırı tuzlu, şekerli ve fast food gıdalardan kaçınılması gerektiğini vurguluyor.</p>

<hr data-end="2711" data-start="2708" />
<h3 data-end="2759" data-start="2713"><strong data-end="2759" data-start="2717">En Yaygın Belirti: Şiddetli Yan Ağrısı</strong></h3>

<p data-end="2962" data-start="2761">Böbrek taşları özellikle böbrekten mesaneye uzanan üreter kanalına düştüğünde, “renal kolik” olarak adlandırılan <strong data-end="2903" data-start="2874">çok şiddetli yan ağrısına</strong> neden oluyor. Bu ağrıya şu belirtiler de eşlik edebiliyor:</p>

<ul data-end="3089" data-start="2964">
	<li data-end="2989" data-start="2964">
	<p data-end="2989" data-start="2966">İdrarda kan görülmesi</p>
	</li>
	<li data-end="3010" data-start="2990">
	<p data-end="3010" data-start="2992">Sık idrara çıkma</p>
	</li>
	<li data-end="3043" data-start="3011">
	<p data-end="3043" data-start="3013">İdrarı tam boşaltamama hissi</p>
	</li>
	<li data-end="3068" data-start="3044">
	<p data-end="3068" data-start="3046">İdrar yaparken yanma</p>
	</li>
	<li data-end="3089" data-start="3069">
	<p data-end="3089" data-start="3071">Bulantı ve kusma</p>
	</li>
</ul>

<hr data-end="3094" data-start="3091" />
<h3 data-end="3131" data-start="3096"><strong data-end="3131" data-start="3100">Erken Tanı Hayat Kurtarıyor</strong></h3>

<p data-end="3433" data-start="3133">Erken tanı sayesinde hem yaşam kalitesi korunuyor hem de tekrarlayan enfeksiyonlar, böbrek hasarı ve cerrahi müdahale ihtiyacı büyük ölçüde azalıyor. Küçük taşlar bol sıvı tüketimi ve fiziksel hareketle kendiliğinden düşebilirken, daha büyük taşlarda ESWL ve kapalı cerrahi yöntemler uygulanabiliyor.</p>

<hr data-end="3438" data-start="3435" />
<h3 data-end="3485" data-start="3440"><strong data-end="3485" data-start="3444">Kapalı Ameliyatlarla Aynı Gün Taburcu</strong></h3>

<p data-end="3842" data-start="3487">Günümüzde böbrek taşı ameliyatlarının neredeyse tamamı <strong data-end="3575" data-start="3542">endoskopik kapalı yöntemlerle</strong> gerçekleştiriliyor. Prof. Dr. Ali Tekin, modern teknoloji sayesinde açık ameliyatlara gerek kalmadığını, ince ve esnek cihazlarla böbreğe ulaşılarak lazerle taşların yok edilebildiğini belirtiyor. Bu yöntemlerle hastalar çoğu zaman <strong data-end="3841" data-start="3808">aynı gün taburcu edilebiliyor</strong>.</p>

<hr data-end="3847" data-start="3844" />
<h3 data-end="3890" data-start="3849"><strong data-end="3890" data-start="3853">Önlemek, Tedaviden Çok Daha Kolay</strong></h3>

<p data-end="4169" data-start="3892">Böbrek taşı tedavisinde büyük ilerlemeler kaydedilse de önleyici önlemler alınmazsa hastaların yaklaşık yarısında 5-10 yıl içinde taşlar yeniden oluşabiliyor. Prof. Dr. Ali Tekin, sağlıklı yaşam alışkanlıklarıyla böbrek taşı oluşumunun büyük ölçüde önlenebileceğini vurguluyor.</p>

<p data-end="4284" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="4171"><strong data-end="4284" data-is-last-node="" data-start="4171">Uzmanlara göre yeterli su tüketimi, dengeli beslenme ve düzenli hareket, böbrek taşına karşı en güçlü koruma.</strong></p>

<p data-end="4284" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="4171"> </p>

<p data-end="4284" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="4171"> </p>
]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/kis-aylarinda-bobrek-tasi-alarmi-uzmanlardan-hayati-uyarilar/14954/</link>
<pubDate>Thu, 25 Dec 2025 10:05:52 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sağlıklı Yaş Almak İçin Bildiklerinizi Unutun! Ezber Bozan Gerçekler</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/saglikli-yas-almak-icin-bildiklerinizi-unutun-ezber-bozan-gercekler.jpg" width="250"><br><p data-end="949" data-start="565">Modern yaşamın beraberinde getirdiği <strong data-end="619" data-start="602">hareketsizlik</strong>, <strong data-end="656" data-start="621">bilgisayar başında uzun saatler</strong>, <strong data-end="698" data-start="658">elektromanyetik alanlara maruz kalma</strong>, <strong data-end="722" data-start="700">fast food tüketimi</strong>, <strong data-end="741" data-start="724">düzensiz uyku</strong> ve <strong data-end="761" data-start="745">yüksek stres</strong>, artık yalnızca ileri yaşları değil gençleri de tehdit ediyor. Uzmanlara göre bu tablo, erken tükenmişlik sendromu, bağışıklık sisteminin zayıflaması ve hücresel yaşlanmayı hızlandırıyor.</p>

<p data-end="1116" data-start="951">Acıbadem Kozyatağı Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı <strong data-end="1027" data-start="1003">Dr. Belgin Küçükkaya</strong>, sağlıklı yaş almanın artık yalnızca ileri yaşlara özgü bir hedef olmadığını vurguluyor:</p>

<blockquote data-end="1319" data-start="1118">
<p data-end="1319" data-start="1120">“Sağlıklı yaş almak, artık gençlerin hatta ergenlerin de sorumluluğudur. Artık hasta olmamak için değil, sağlıklı kalmak için çaba göstermeliyiz. Günümüzde kişiye özel ve bütüncül bir yaklaşım şart.”</p>
</blockquote>

<hr data-end="1324" data-start="1321" />
<h2 data-end="1369" data-start="1326"><strong data-end="1369" data-start="1329">Sağlıklı Yaş Almak Bir Orkestra Gibi</strong></h2>

<p data-end="1649" data-start="1371">Dr. Küçükkaya’ya göre sağlıklı yaş almak; <strong data-end="1488" data-start="1413">gastroenteroloji, kardiyoloji, fizik tedavi, ruh sağlığı ve metabolizma</strong> gibi pek çok alanın uyum içinde çalışmasını gerektiriyor. Bu nedenle yıllardır doğru sanılan birçok alışkanlığın günümüzde geçerliliğini yitirdiğini belirtiyor.</p>

<hr data-end="1654" data-start="1651" />
<h2 data-end="1674" data-start="1656"><strong data-end="1674" data-start="1659">Su Tüketimi</strong></h2>

<h3 data-end="1722" data-start="1676"><em data-end="1722" data-start="1680">“Günde 2 litre su içmelisiniz” → YANLIŞ!</em></h3>

<p data-end="2008" data-start="1724"><strong data-end="1736" data-start="1724">DOĞRUSU:</strong><br data-end="1739" data-start="1736" />
Su ihtiyacı kişiye özeldir. Kilo, cinsiyet, yaşam tarzı ve mevcut hastalıklara göre değişir. Sağlıklı bir yetişkin için günlük su ihtiyacı genellikle <strong data-end="1902" data-start="1889">2–3 litre</strong> arasında olsa da, <strong data-end="1962" data-start="1921">böbrek hastalığı veya kalp yetmezliği</strong> gibi durumlarda bu miktar tehlikeli olabilir.</p>

<blockquote data-end="2118" data-start="2010">
<p data-end="2118" data-start="2012">“İdrar rengi en önemli göstergedir. Açık renk yeterli su tüketimini, koyu renk ise yetersizliği gösterir.”</p>
</blockquote>

<hr data-end="2123" data-start="2120" />
<h2 data-end="2136" data-start="2125"><strong data-end="2136" data-start="2128">Uyku</strong></h2>

<h3 data-end="2182" data-start="2138"><em data-end="2182" data-start="2142">“Günde 7–8 saat uyumak şart” → YANLIŞ!</em></h3>

<p data-end="2304" data-start="2184"><strong data-end="2196" data-start="2184">DOĞRUSU:</strong><br data-end="2199" data-start="2196" />
Uyku ihtiyacı kişiden kişiye değişir. Önemli olan <strong data-end="2303" data-start="2249">uyku süresi değil, uyku kalitesi ve zamanlamasıdır</strong>.</p>

<p data-end="2336" data-start="2306">22.00–06.00 saatleri arasında:</p>

<ul data-end="2416" data-start="2337">
	<li data-end="2352" data-start="2337">
	<p data-end="2352" data-start="2339">Hücre onarımı</p>
	</li>
	<li data-end="2379" data-start="2353">
	<p data-end="2379" data-start="2355">Metabolizma düzenlenmesi</p>
	</li>
	<li data-end="2403" data-start="2380">
	<p data-end="2403" data-start="2382">Bağışıklık güçlenmesi</p>
	</li>
	<li data-end="2416" data-start="2404">
	<p data-end="2416" data-start="2406">Yağ yakımı</p>
	</li>
</ul>

<p data-end="2449" data-start="2418">en verimli şekilde gerçekleşir.</p>

<blockquote data-end="2581" data-start="2451">
<p data-end="2581" data-start="2453">“Horlama ve uyku apnesi gibi sorunlar mutlaka tedavi edilmelidir. Kesintisiz ve kaliteli uyku, kronik hastalık riskini azaltır.”</p>
</blockquote>

<hr data-end="2586" data-start="2583" />
<h2 data-end="2603" data-start="2588"><strong data-end="2603" data-start="2591">Egzersiz</strong></h2>

<h3 data-end="2649" data-start="2605"><em data-end="2649" data-start="2609">“Günde 10 bin adım idealdir” → YANLIŞ!</em></h3>

<p data-end="2758" data-start="2651"><strong data-end="2663" data-start="2651">DOĞRUSU:</strong><br data-end="2666" data-start="2663" />
Egzersiz hedefleri <strong data-end="2700" data-start="2685">kişiye özel</strong> olmalıdır. Herkes için aynı hareket planı doğru değildir.</p>

<ul data-end="2911" data-start="2760">
	<li data-end="2797" data-start="2760">
	<p data-end="2797" data-start="2762">Kimi için 5–7 bin adım yeterlidir</p>
	</li>
	<li data-end="2832" data-start="2798">
	<p data-end="2832" data-start="2800">Kimi için 5–6 km koşu uygundur</p>
	</li>
	<li data-end="2911" data-start="2833">
	<p data-end="2911" data-start="2835">Protezi olan ya da düşme riski bulunan bireylerde yoğun tempo sakıncalıdır</p>
	</li>
</ul>

<blockquote data-end="3041" data-start="2913">
<p data-end="3041" data-start="2915">“Açık havada yürüyüş, derin nefes egzersizleri, esneme ve kültür-fizik çalışmaları beden ve ruh sağlığını birlikte destekler.”</p>
</blockquote>

<hr data-end="3046" data-start="3043" />
<h2 data-end="3063" data-start="3048"><strong data-end="3063" data-start="3051">Beslenme</strong></h2>

<h3 data-end="3118" data-start="3065"><em data-end="3118" data-start="3069">“Sağlıklı beslenmek kalori kısmaktır” → YANLIŞ!</em></h3>

<p data-end="3291" data-start="3120"><strong data-end="3132" data-start="3120">DOĞRUSU:</strong><br data-end="3135" data-start="3132" />
Sağlıklı beslenme; <strong data-end="3205" data-start="3154">doğru besini, doğru zamanda ve dengeli tüketmek</strong> demektir. Sürekli kalori kısıtlamak metabolizmayı yavaşlatır ve kas kaybına yol açar.</p>

<blockquote data-end="3461" data-start="3293">
<p data-end="3461" data-start="3295">“25 yaşındaki biriyle 45 yaşındaki bir kadının beslenme ihtiyacı aynı değildir. Diyabeti olanla olmayan, masa başı çalışanla aktif yaşayan aynı programı uygulayamaz.”</p>
</blockquote>

<p data-end="3535" data-start="3463">Uzmanlar, <strong data-end="3500" data-start="3473">Akdeniz tipi beslenmeyi</strong> en sağlıklı model olarak öneriyor:</p>

<ul data-end="3658" data-start="3536">
	<li data-end="3578" data-start="3536">
	<p data-end="3578" data-start="3538">Paketli ve işlenmiş gıdalardan kaçının</p>
	</li>
	<li data-end="3614" data-start="3579">
	<p data-end="3614" data-start="3581">Fast food tüketimini sınırlayın</p>
	</li>
	<li data-end="3658" data-start="3615">
	<p data-end="3658" data-start="3617">Mevsim sebze ve meyvelerini tercih edin</p>
	</li>
</ul>

<hr data-end="3663" data-start="3660" />
<h2 data-end="3689" data-start="3665"><strong data-end="3689" data-start="3668">Vitamin Takviyesi</strong></h2>

<h3 data-end="3743" data-start="3691"><em data-end="3743" data-start="3695">“Her gün vitamin almak gençleştirir” → YANLIŞ!</em></h3>

<p data-end="3877" data-start="3745"><strong data-end="3757" data-start="3745">DOĞRUSU:</strong><br data-end="3760" data-start="3757" />
Vitamin ve mineral takviyeleri yalnızca <strong data-end="3818" data-start="3800">eksiklik varsa</strong> faydalıdır. Fazlası ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir.</p>

<blockquote data-end="4063" data-start="3879">
<p data-end="4063" data-start="3881">“Takviyeler mutlaka kan tahlillerine göre ve doktor kontrolünde kullanılmalıdır. Gelişigüzel vitamin kullanımı karaciğer ve böbrek hasarına, hatta organ yetmezliğine neden olabilir.”</p>
</blockquote>

<hr data-end="4068" data-start="4065" />
<h3 data-end="4122" data-start="4070">]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/saglikli-yas-almak-icin-bildiklerinizi-unutun-ezber-bozan-gercekler/14944/</link>
<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 21:42:44 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Almanya’da çarpıcı öneri: Hastanelerin altına sığınak yapılmalı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/almanya-da-carpici-oneri-hastanelerin-altina-siginak-yapilmali.jpg" width="250"><br><h2 data-end="403" data-start="357">“Hastaneleri korumayı yeniden düşünmeliyiz”</h2>

<p data-end="677" data-start="405">Almanya’da Aşağı Saksonya Eyaleti Sağlık Bakanı Andreas Philippi, olası bir savaş senaryosuna karşı dikkat çeken bir öneride bulundu. Philippi, hava saldırıları ve insansız hava araçlarına karşı yeni inşa edilecek hastanelerin altına sığınak yapılması gerektiğini savundu.</p>

<p data-end="1001" data-start="679">2026 yılında Almanya Sağlık Bakanları Konferansı’nda dönem başkanlığını üstlenecek olan Philippi, Alman Haber Ajansı DPA’ya yaptığı açıklamada Ukrayna’dan gelen görüntülere dikkat çekerek, “Hastanelerimizi hava saldırıları ve insansız hava araçlarından nasıl koruyabileceğimizi düşünmemiz gerekiyor.” ifadelerini kullandı.</p>

<h2 data-end="1041" data-start="1003">“Cenevre Sözleşmesi hiçe sayılıyor”</h2>

<p data-end="1354" data-start="1043">Philippi, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in, hastanelerin saldırıya uğramayacağına dair Cenevre Sözleşmesi hükümlerini dikkate almadığını öne sürdü. Almanya’da hastanelerin uçaksavar sistemleriyle korunmasının mümkün olmadığını vurgulayan Philippi, buna alternatif çözümler üretilmesi gerektiğini belirtti.</p>

<h2 data-end="1401" data-start="1356">Bodrumlar kriz anında yoğun bakım olabilir</h2>

<p data-end="1698" data-start="1403">Sağlık Bakanı Philippi, yeni yapılacak hastanelerin bodrum katlarının çok amaçlı şekilde planlanmasını önerdi. Bu alanların normal zamanlarda otopark olarak kullanılabileceğini, kriz veya savaş durumunda ise büyük tedarik merkezlerine ya da yoğun bakım ünitelerine dönüştürülebileceğini söyledi.</p>

<p data-end="1887" data-start="1700">“Yeni hastane binalarının bodrumlarında, kriz anında sığınak işlevi görebilecek alanlar hazırlanması düşünülmelidir.” diyen Philippi, bu yapıların hayati önem taşıyabileceğini ifade etti.</p>

<h2 data-end="1924" data-start="1889">Mevcut hastaneler mercek altında</h2>

<p data-end="2255" data-start="1926">Philippi, Almanya’daki mevcut hastanelerin bodrum katlarının veya sığınaklarının bu tür senaryolara ne kadar uygun olduğunun araştırıldığını açıkladı. Aynı zamanda olası bir savaş durumunda hem NATO’nun doğu kanadından hem de Almanya içinden gelecek yaralıların tedavisine yönelik planların da hazırlanması gerektiğini vurguladı.</p>

<h2 data-end="2280" data-start="2257">NATO ile yakın temas</h2>

<p data-end="2567" data-start="2282">Aşağı Saksonya Sağlık Bakanı, haziran ayında düzenlenecek Almanya Sağlık Bakanları toplantısına NATO’yu davet ettiğini de açıkladı. Philippi, askeri kriz durumlarında neler yaşanabileceğini öngörebilmek için Alman ordusu ve NATO ile yakın temas halinde olmayı önemsediklerini belirtti.</p>

<p data-end="2731" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="2569">Bu açıklamalar, Almanya’da güvenlik ve sağlık altyapısının savaş senaryolarına karşı yeniden ele alınması gerektiği yönündeki tartışmaları da beraberinde getirdi.</p>

<p data-end="2731" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="2569"> </p>

<p data-end="2731" data-is-last-node="" data-is-only-node="" data-start="2569"> </p>
]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/almanya-da-carpici-oneri-hastanelerin-altina-siginak-yapilmali/14942/</link>
<pubDate>Fri, 19 Dec 2025 10:53:01 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Tespit edilmemiş kanser geni taşıyan sperm donörü Avrupa genelinde yaklaşık 200 çocukla bağlantılı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/2025/12/tespit-edilmemis-kanser-geni-tasiyan-sperm-donoru-avrupa-genelinde-yaklasik-200-cocukla-baglantili.png" width="250"><br><p>Avrupa Yayın Birliği (EBU) öncülüğünde, 14 kamu yayıncısını da kapsayan kapsamlı bir soruşturmaya göre, nadir ve kansere yol açan bir mutasyonu farkında olmadan taşıyan bir sperm bağışçısı Avrupa genelinde yaklaşık 200 çocuğun babası oldu.</p>
<p>Adam sağlıklı görünüyordu, tüm rutin taramalardan geçti ve öğrenciyken yaklaşık 17 yıl boyunca sperm bağışında bulundu. Ancak spermlerinin yüzde 20’sine varan bir kısmı, normalde hücrelerin <strong>kanserli</strong> hale gelmesini engelleyen TP53 geninde bir mutasyon taşıyordu.</p>
<p>Bu mutasyonu miras alan çocuklarda, yaşamları boyunca kansere yakalanma olasılığını yüzde 90’a kadar çıkaran Li-Fraumeni sendromu gelişiyor.</p>
<p>Bağışçıdan doğan bazı çocuklar şimdiden hayatını kaybetti. Daha çoğunun yaşamları boyunca kansere yakalanması bekleniyor.</p>
<p>Doktorlar, bu yıl, o tarihte bilinen 67 vaka arasından varyantı taşıyan 23 çocuğu tespit ettikten sonra ilk kez alarm verdi. On çocuğa çoktan kanser teşhisi konmuştu.</p>
<p><strong>Soruşturma ortaya koydu</strong> ki bağışçının spermi 14 ülkede en az 197 çocuğun dünyaya gelmesinde kullanıldı; gerçek sayı daha da yüksek olabilir.</p>
<p><strong class="c-widget-related__title__text" lang="en">Related</strong> HPV hastalığı erkeklerde 'sperm ölümü' ve kısırlığın artması ile bağlantılı olabilir: Araştırma</p>
<p>Numuneleri sağlayan Danimarka’daki European Sperm Bank (ESB), spermin çok fazla kez kullanıldığını kabul etti ve etkilenen ailelere "en derin taziyelerini" iletti.</p>
<p>Banka, söz konusu mutasyonun taramalarla saptanamayacağını ve sorun ortaya çıkar çıkmaz bağışçıyı "derhal engellediğini" söyledi.</p>
<p><strong>Soruşturma ortaya koydu</strong> ki bağışçının spermi kullanılarak Danimarka, Belçika, İspanya, Yunanistan ve Almanya’da çocuklar dünyaya geldi.</p>
<p>Sperm ayrıca İrlanda, Polonya, Arnavutluk ve Kosova’ya satıldı; İsveç’ten kadınlar da bu bağışçıdan doğurganlık tedavisi aldı.</p>
<p>Bu arada, Birleşik Krallık İnsan Döllenmesi ve Embriyoloji Otoritesi’nin (HFEA) genel direktörü Peter Thompson’a göre, Birleşik Krallık’tan "çok az sayıda" kadın da Danimarka’daki kliniklerde tedavi gördü.</p>
<p>Euronews Health, yorum için European Sperm Bank ile iletişime geçti ancak henüz yanıt alamadı.</p>
<h2>Olağanüstü bir tesadüf ve düzenleyici bir başarısızlık</h2>
<p>Uzmanlara göre, bu vaka uluslararası bağışçı düzenlemelerindeki eksikleri ortaya koyuyor.</p>
<p>"Testiste de novo ortaya çıkan bir şeyi kandaki taramayla saptamak mümkün değildir. Bir ejakülattaki her sperm biraz farklıdır; dolayısıyla bunları taramak da kolay değildir," dedi Birmingham Üniversitesi'nden Profesör Jackson Kirkman-Brown yazılı açıklamasında. "Sonuçta burada mesele aile sınırları ve uzun süreli, gözetimsiz kullanım."</p>
<p>Öte yandan Birleşik Krallık’taki The Institute of Cancer Research'ten Clare Turnbull, durumu olağanüstü derecede düşük olasılıklı olarak nitelendirdi.</p>
<p>"Bu, iki son derece sıra dışı olayın talihsizce çakışmasını temsil ediyor: bağışçının spermlerinin son derece nadir bir genetik durumun mutasyonlarını taşıması... ve sperminin olağanüstü derecede çok sayıda çocuğun dünyaya gelmesinde kullanılmış olması," dedi.</p>
<p>Kanıtların, mutasyonun bağışçının testislerinde ortaya çıktığını ve sperm hücreleri arasında hızla yayıldığını gösterdiğini; bunun da "bencil spermatogonyal seçilimin" bir örneği olduğunu söyledi.</p>
<h2>Avrupa'da kurallar</h2>
<p><strong>Sperm ve yumurta bağışını düzenleyen kurallar</strong> Avrupa ülkeleri arasında farklılık gösteriyor. Nordik Ulusal Etik Konseyleri'nin 2025 tarihli raporuna göre, tek bir bağışçıdan doğan çocukların azami sayısı Kıbrıs'ta bir, Fransa, Yunanistan, İtalya ve Polonya'da ise 10.</p>
<p><strong class="c-widget-related__title__text" lang="en">Related</strong> Çocuklarda kanser vakaları ortaya çıkmıştı: Uzmanlardan sperm bağışı için ortak düzenleme çağrısı</p>
<p>Diğer ülkeler, kardeş sahibi olma imkânı tanımak için aynı bağışçıyı kullanabilecek aile sayısını sınırlandırıyor. Örneğin Danimarka’da aynı bağışçı 12 aileye, İsveç veya Norveç’te ise altı aileye yardımcı olabiliyor.</p>
<p>Ayrıca, 16 ülkede bağışlar anonim tutuluyor; ancak rapora göre bazı ülkelerde, çocukta ciddi sağlık sorunları varsa bağışçının kimliği açıklanabiliyor.</p>]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/tespit-edilmemis-kanser-geni-tasiyan-sperm-donoru-avrupa-genelinde-yaklasik-200-cocukla-baglantili/14920/</link>
<pubDate>Sat, 13 Dec 2025 22:50:01 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Araştırma: Vejetaryen ve vegan beslenme çocuklar için sağlıklı olabilir</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/2025/12/arastirma-vejetaryen-ve-vegan-beslenme-cocuklar-icin-saglikli-olabilir.png" width="250"><br><p>Yeni kapsamlı bir çalışma, vejetaryen ya da vegan beslenmenin çocuklar için sağlıklı olabileceğini ortaya koydu. Ancak ihtiyaç duydukları tüm besin öğelerini almak için muhtemelen zenginleştirilmiş gıdalara veya takviyelere ihtiyaçları olacak.</p>
<p><strong>Critical Reviews in Food Science and Nutrition</strong> dergisinde yayımlanan çalışmaya göre, bitki temelli beslenme, et yiyen çocuklara kıyasla kardiyovasküler sağlık dâhil olmak üzere bazı yararlar sağlayabilir.</p>
<p>İtalya'daki Floransa Üniversitesi'nden araştırmacı ve çalışmanın başyazarı Monica Dinu, yaptığı açıklamada şöyle dedi: "İyi planlanmış ve uygun şekilde takviye edilmiş vejetaryen ve vegan diyetler, besin gereksinimlerini karşılayabilir ve çocuklarda sağlıklı büyümeyi destekleyebilir."</p>
<p>Araştırmacılar, çalışmanın çocuklarda bitki temelli beslenmeye ilişkin şimdiye kadarki en kapsamlı inceleme olduğunu belirtti.</p>
<p>18 ülkeden yaklaşık 49 bin çocuk ve gence ait verileri analiz ederek beslenme alışkanlıklarını, sağlık sonuçlarını, büyümelerini ve beslenme durumlarını izlediler. İncelenen diyetler arasında vejetaryenler (et, balık ve kümes hayvanları tüketmeyip süt ürünleri ve yumurta yiyenler), veganlar ve her şeyi yiyenler (omnivorlar) yer aldı.</p>
<p>Vejetaryen çocuklar, omnivorlara kıyasla daha fazla lif, demir, folat, C vitamini ve magnezyum tüketme eğilimindeydi; ancak daha az enerji, protein, yağ, B12 vitamini, D vitamini ve çinko alıyorlardı.</p>
<p>Vegan diyetlere ilişkin kanıt daha azdı, ancak eğilimler benzerdi. Çalışma, vegan çocukların özellikle kalsiyum alımının düşük olduğunu ortaya koydu.</p>
<p>Araştırmacılar, bitki temelli beslenen çocukların bazı temel besin öğelerinde eksiklik yaşamamak için takviye almaları veya zenginleştirilmiş gıdalar tüketmeleri gerekebileceğini söyledi.</p>
<p>ABD'deki New York Üniversitesi'nde doçent olan ve çalışmanın yazarlarından Jeannette Beasley, "Dikkat çekici olarak, takviye ya da zenginleştirilmiş gıdalar olmadan B12 vitamini yeterli düzeylere ulaşmadı. Kalsiyum, iyot ve çinko alımları ise sıklıkla önerilen aralıkların alt sınırında kaldı," dedi.</p>
<p>Hem vegan hem de vejetaryen çocukların kardiyovasküler sağlıkları, et yiyen akranlarına göre daha iyiydi. Vejetaryenler, daha düşük vücut kitle indeksi (VKİ), yağ kütlesi ve kemik mineral içeriği ile biraz daha kısa ve daha zayıf olma eğilimindeydi.</p>
<p>Ayrıca, atardamarlarda plak birikimine yol açabilen "kötü" ya da "sağlıksız" kolesterol olarak bilinen düşük yoğunluklu lipoprotein (LDL) kolesterol dâhil olmak üzere daha düşük kolesterol düzeylerine sahiptiler.</p>
<p>Çalışmanın bazı sınırlılıkları da var. Örneğin, çocukların diyetlerinin sağlık sonuçlarındaki farklılıklara doğrudan neden olup olmadığını kanıtlamak güç. Bitki temelli beslenmeyi tercih eden aileler, sosyoekonomik durum ya da yaşam tarzı etkenleri açısından da et tüketen ailelerden farklılık gösterebilir.</p>
<p>Araştırmacılar, ebeveynlere çocuklarının beslenmesini, örneğin çocuk doktorlarının ve diyetisyenlerin desteğiyle, özenle planlamalarını öneriyor.</p>
<p>Ayrıca, çocukları büyürken beslenme gereksinimlerinin karşılandığından emin olmalarına yardımcı olmak için bitki temelli beslenen ailelere yönelik daha fazla resmî rehberlik sunulması gerektiğini belirttiler.</p>
<p>Dinu, "Bu bulguların, hem bitki temelli diyetlerin faydaları hem de olası riskleri konusunda daha net bir yol gösterici olmasını ve sağlık, etik ya da çevresel nedenlerle bu diyetleri seçen sayıları artan ebeveynlere yardımcı olmasını umuyoruz," dedi.</p>]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/arastirma-vejetaryen-ve-vegan-beslenme-cocuklar-icin-saglikli-olabilir/14918/</link>
<pubDate>Sat, 13 Dec 2025 20:50:01 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Araştırma: Bitter çikolatadaki bir kimyasal yaşlanmayı yavaşlatabilir</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/2025/12/arastirma-bitter-cikolatadaki-bir-kimyasal-yaslanmayi-yavaslatabilir.png" width="250"><br><p>Yeni bir araştırmaya göre, bitter çikolatada bulunan bir kimyasal olan teobromin yaşlanmayı geciktirici özelliklere sahip olabilir.</p>
<p>Çarşamba günü Aging dergisinde yayınlanan çalışma, kakao çekirdeklerinden gelen yaygın bir bitki bileşiği olan teobrominin biyolojik yaşlanmayı yavaşlatabileceğini buldu.</p>
<p>Çalışmanın baş yazarı ve King's College London’daki epigenomik araştırma grubunun lideri Jordana Bell, “Araştırmamız, bitter çikolatanın temel bir bileşeninin daha uzun süre genç kalmayla bağlantılı olabileceğini gösteriyor,” dedi.</p>
<p>Bell, "İnsanların daha fazla bitter çikolata yemesi gerektiğini söylemesek de, bu araştırma günlük gıdaların nasıl daha sağlıklı ve uzun yaşamın ipuçlarını barındırabileceğini anlamamıza yardımcı olabilir," diye devam etti.</p>
<p>Araştırmacılar, İngiltere’den 509 ve Almanya’dan 1.160 katılımcıyı inceleyerek, kanında daha yüksek teobromin bulunan kişilerin biyolojik yaşlarının gerçek yaşlarından daha genç göründüğünü tespit etti.</p>
<p>Biyolojik yaş, bir kişinin vücudunun sağlık ve işleyişine göre kaç yaşında göründüğünü ifade eder. Zamanın geçişinden bağımsız olarak yaşam tarzı, çevre ve genetik gibi etkenlerden etkilenir ve hücrelerin, dokuların ve organların zamanla biriktirdiği yıpranmayı gösterir.</p>
<p>Bu göstergeler, yaşla birlikte belirli bir düzen içinde değişen ve “metilasyon” adı verilen DNA üzerindeki küçük işaretlerin incelenmesine dayanıyor.</p>
<p>Araştırmacılar katılımcıların biyolojik yaşlarını, DNA’larındaki kimyasal değişimlere ve yaşlanma hızlarına bakarak, ayrıca kromozomların uçlarında bulunan koruyucu kapaklar olan telomerlerin uzunluğunu tahmin ederek belirledi. Daha kısa telomerler, daha ileri yaş ve yaşa bağlı hastalıklarla ilişkili.</p>
<p>Bitter çikolata daha önce kalp sağlığı da dahil olmak üzere çeşitli olası sağlık faydalarıyla ilişkilendirilmişti. Ancak bilim insanları, teobromin ile yaşlanma arasındaki ilişkinin tam olarak anlaşılması için daha fazla araştırmaya ihtiyaç olduğunu vurguluyor.</p>
<p>Oxford Üniversitesi’nde diyet, obezite ve davranış bilimleri alanında görev yapan Doç. Dimitrios Koutoukidis, “Araştırma ilginç bir bağlantıyı inceliyor ancak daha fazla ya da daha az çikolata yendiğinde teobromin seviyelerinin nasıl değiştiğini ve bunun sağlığa nasıl yansıdığını içermiyor,” dedi.</p>
<p>Koutoukidis, çikolatanın içerdiği ilave şeker ve yağ hesaba katıldığında sağlık etkilerinin dengelenebileceğini de ekledi. “Bu yüzden ara sıra ve küçük miktarlarda tüketilmeli."</p>]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/arastirma-bitter-cikolatadaki-bir-kimyasal-yaslanmayi-yavaslatabilir/14917/</link>
<pubDate>Sat, 13 Dec 2025 20:20:02 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Antidepresanları bırakmada en etkili yol: Kademeli azaltma ve terapi</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/2025/12/antidepresanlari-birakmada-en-etkili-yol-kademeli-azaltma-ve-terapi.png" width="250"><br><p>Yeni bir analiz, antidepresanların ömür boyu kullanılmak zorunda olmadığını gösteriyor.</p>
<p>Avrupa genelinde her yıl, giderek artan sayıda kişi antidepresan kullanıyor ve bunu depresyon ve anksiyeteyle ilgili belirtilerin tedavisine yardımcı olmak için yapıyor. Mevcut kılavuzlar, ilk belirtiler ortadan kalktıktan sonra bu ilaçlara altı ila dokuz ay devam edilmesini önerirken, tedavi çoğu zaman bunun çok ötesine uzatılıyor.</p>
<p>Ayrıca cinsel işlev bozukluğu veya olumlu ve olumsuz duyguları tam olarak deneyimleyememe anlamına gelen duygusal körelme gibi rahatsız edici, uzun vadeli yan etkiler yaşasalar bile pek çok hasta bu ilaçları kullanmaya devam ediyor.</p>
<p>Hastaların ve psikologların antidepresanları bırakma konusunda bilgiye dayalı kararlar almasına yardımcı olmak için Fransa ve İtalya’daki bir araştırmacı grubu, bunun şimdiye kadarki en titiz inceleme olduğunu söyledikleri çalışmayı bu hafta <strong>The Lancet Psychiatry</strong> dergisinde yayımladı.</p>
<p>17 binden fazla katılımcıyı kapsayan 76 randomize çalışmayı inceledikten sonra, ilacı kademeli olarak azaltırken psikolojik desteği sürdürmenin, kısa vadede belirtilerin geri dönmesini önlemede “antidepresanlara devam etmek kadar etkili göründüğünü” tespit ettiler.</p>
<p>Araştırmacılar, bulguların dünya genelinde insanların antidepresanları bırakma biçimini değiştirebileceğini söyledi.</p>
<p>İncelemenin başyazarı ve İtalya’daki Verona Üniversitesi’nde profesör olan Giovanni Ostuzzi bir basın toplantısında, “Muhtemelen hastaların çoğu için antidepresanları bırakmak mümkün, ancak bunun bir uzmanla tartışılması ve en uygun stratejilerin her kişinin bireysel özelliklerine göre uyarlanması gerekir,” dedi.</p>
<h2>Başarı için iki temel etken</h2>
<p>Analiz, bir hastanın antidepresanları bıraktıktan sonraki ilk yılda belirtilerin nüksetmesinin nasıl önlenebileceğine odaklandı. İnceleme, belirleyici faktörler arasında dozun ne kadar sürede azaltıldığı ve süreç boyunca hastaların psikolojik destek alıp almadığının bulunduğunu ortaya koydu.</p>
<p>Yazarlar, dört haftadan uzun bir süreye yayılan ilaç bırakmayı “yavaş doz azaltımı” olarak tanımladı; “çok yavaş doz azaltımı” ise 12 haftayı geçen her süreç olarak belirlendi.</p>
<p>Antidepresanların yavaş doz azaltımı ile birlikte terapi gibi psikolojik desteğin, ani bırakmaya ya da dozu dört haftadan kısa sürede azaltmaya kıyasla her beş hastadan birinde nüksetmesini önleyebileceğini tahmin ettiler.</p>
<p>Araştırmacılara göre bu bulgular, depresyondan iyileştiğini düşünen ve ilaçsız yaşamayı denemek isteyen hastalar için bir umut kapısı sunuyor.</p>
<p>Verona Üniversitesi’nden ortak yazar Debora Zaccoletti, “Bilişsel davranışçı ve farkındalık temelli terapiler dâhil psikolojik destek gibi güvenli alternatif tedaviler, kısa vadede bile umut verici bir araç olabilir,” dedi.</p>
<p>Ancak yazarlar, bulguların antidepresanların gereksiz olduğu ya da tek başına psikoterapinin yeterli olduğu anlamına gelmediğini vurguladı.</p>
<p>Bunun yerine, her stratejinin bireysel hastaya göre uyarlanmasının ve hem maliyet etkin hem de ölçeklenebilir psikoterapi yaklaşımlarının geliştirilmesinin öneminin altını çizdiler.</p>
<h2>Uzmanlardan sınırlamalar ve uyarılar</h2>
<p>Çalışmanın bazı sınırlamaları var; özellikle psikoterapiye ilişkin kanıtların yetersiz olması nedeniyle.</p>
<p>Ayrıca anksiyeteye ilişkin kanıtların depresyona göre daha az sağlam olduğunu da vurguladılar. Çalışmaların yalnızca yaklaşık yüzde 20’si anksiyeteyi incelerken, yaklaşık yüzde 80’i depresyona odaklanmıştı.</p>
<p>Çalışmada yer almayan uzmanlar, sonuçların yorumlanmasında temkinli olunması çağrısı yaptı. Antidepresanların kanıtlanmış etkililiğinin ve daha önce depresif ataklar yaşamış kişiler için gerçek nüksetme riskinin altını çizdi.</p>
<p>Imperial College London’da duygudurum bozuklukları ve psikotik bozukluklar alanında klinik doçent olan Sameer Jauhar, “Uzun dönem kohort verilerinden, depresyonun ilk atağını yaşayan kişilerin yaklaşık yüzde 60 ila 70’inin zaman içinde başka bir atak geçireceğini biliyoruz ve iyi devam çalışmaları sürdürüm antidepresanlarının bu riski kabaca yarıya indirdiğini öne sürüyor,” dedi.</p>
<p>“Dolayısıyla bu veriler, psikolojik desteğin sürdürüm tedavisinin yerini alabileceğini göstermiyor; özenle desteklenen doz azaltımının bazıları için işe yaradığını, ancak pek çok kişinin hâlâ devam eden farmakolojik tedaviye ihtiyaç duyduğunu gösteriyor,” diye ekledi.</p>]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/antidepresanlari-birakmada-en-etkili-yol-kademeli-azaltma-ve-terapi/14909/</link>
<pubDate>Sat, 13 Dec 2025 15:30:02 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Z kuşağı dünyayı 'korkutucu bir yer' olarak görüyor</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/2025/12/z-kusagi-dunyayi-korkutucu-bir-yer-olarak-goruyor.png" width="250"><br><p>Yeni yayımlanan bir çalışma, Z kuşağının dünyayı "korkutucu" bulduğunu ortaya koydu.</p>
<p>Montclair Eyalet University’den Prof. Gabriel Rubin, 1997-2012 doğumlularla yaptığı kapsamlı görüşmelerde gençlerin dünyayı algılama biçimini inceledi.</p>
<p>Araştırmada 107 gençle siyaset, risk ve protesto kültürü üzerine yapılan uzun görüşmeler sonunda katılımcıların büyük bölümünün “Z kuşağı dünyayı korkutucu bir yer olarak görüyor” ifadesine katıldığı belirlendi. Çoğu genç, kendi hayatları açısından da dünyanın “ürkütücü” olduğunu söyledi.</p>
<h3>En büyük korkuları neler?</h3>
<p>Gençlerin en yoğun kaygı duyduğu alanlar arasında sosyal medyanın etkileri, ekonomik belirsizlik, okul saldırıları, siyasi kutuplaşma, suç oranları, göçmen hakları ve ruh sağlığı sorunları yer aldı.</p>
<p>Prof. Rubin’e göre gençlerin bu korkuları çoğunlukla gerçek, ölçülebilir tehditlere değil, riskin zihinsel algısına dayanıyor. Daily Mail'e konuşan Rubin, “Gençler nereye dönseler risk görüyor,” diyor.</p>
<h3>Araştırmanın 3 ana bulgusu</h3>
<p>Araştırma, Z kuşağının risk algısını şekillendiren üç temel unsuru ortaya koydu:</p>
<p>Dünya onlar için korkutucu bir yer: Gençlerin bu algısı; pandemi dönemindeki kapanmalar, politik belirsizlikler ve sürekli çevrimiçi olma haliyle ilişkilendiriliyor.</p>
<p>Dünyayı değiştirme inançları zayıflıyor: Rubin’e göre gençler, sonuçlar üzerinde kontrol hissini kaybettikçe dünya daha riskli görünüyor. Artan umutsuzluk, risk algısını büyütüyor.</p>
<p>Geleceğe dair karamsarlık artıyor: İklim krizi gibi çözümsüz görünen sorunlar, gençlerde kronik stres ve depresyona yol açıyor.</p>
<h2>Risk Algısı 'siyah-beyaz'</h2>
<p>Z kuşağının riskleri siyah-beyaz bir anlayışla değerlendirdiği; durumları “ya tamamen güvenli ya da tamamen tehlikeli” olarak gördüğü ifade ediliyor. Bu da riskleri yönetilebilir bir yelpaze olarak değerlendirmelerini zorlaştırıyor.</p>
<p>Rubin, bunun önceki yıllara kıyasla “ürkütücü bir değişim” olduğunu vurguluyor:</p>
<p>“2022’de başladığımda görüşmeler daha umutluydu. Yıllar geçtikçe karamsarlık ve umutsuzluk belirgin bir şekilde arttı.”</p>]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/z-kusagi-dunyayi-korkutucu-bir-yer-olarak-goruyor/14905/</link>
<pubDate>Sat, 13 Dec 2025 12:05:02 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kışın Egzersiz Yaparken Dikkat! İşte 8 Önemli Kural</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/kisin-egzersiz-yaparken-dikkat-iste-8-onemli-kural.jpg" width="250"><br><h2 data-end="445" data-start="397"><strong data-end="445" data-start="400">Kış Aylarında Egzersiz Neden Daha Riskli?</strong></h2>

<p data-end="741" data-start="447">Soğuk hava, rüzgâr ve buzlanma gibi koşullar hem spor performansını düşürebiliyor hem de yaralanma riskini artırıyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Mirza Zafer Dağtaş, kışın egzersiz yaparken alınması gereken önlemleri anlattı. İşte kış sporlarını güvenli hâle getiren 8 altın kural:</p>

<hr data-end="746" data-start="743" />
<h2 data-end="780" data-start="748"><strong data-end="780" data-start="751">1. Isınma Süresini Uzatın</strong></h2>

<p data-end="965" data-start="782">Kış aylarında kaslar daha sert olduğundan ısınma süresini mutlaka birkaç dakika artırın.<br data-end="873" data-start="870" />
Hafif tempolu yürüyüş ve esneme hareketleri kasları rahatlatır, sakatlanmaların önüne geçer.</p>

<hr data-end="970" data-start="967" />
<h2 data-end="1010" data-start="972"><strong data-end="1010" data-start="975">2. Kıyafet Seçimine Dikkat Edin</strong></h2>

<p data-end="1152" data-start="1012"><strong data-end="1055" data-start="1012">Tek kalın kıyafet yerine katmanlı giyim</strong> tercih edin.<br data-end="1071" data-start="1068" />
Teri dışarı atan, hava geçirgen kumaşlar soğuk algınlığı ve kas sertliğini önler.</p>

<hr data-end="1157" data-start="1154" />
<h2 data-end="1207" data-start="1159"><strong data-end="1207" data-start="1162">3. Spor Sonrası Üstünüzü Hemen Değiştirin</strong></h2>

<p data-end="1360" data-start="1209">Terli kıyafetle kalmak göğüs ve sırt bölgesinde üşümeye yol açar.<br data-end="1277" data-start="1274" />
Egzersiz biter bitmez kuru bir üst giyin ve dışarıda terli kalmamaya özen gösterin.</p>

<hr data-end="1365" data-start="1362" />
<h2 data-end="1415" data-start="1367"><strong data-end="1415" data-start="1370">4. Zemin ve Hava Koşullarını Kontrol Edin</strong></h2>

<p data-end="1550" data-start="1417">Buzlanmış ve ıslak zeminler düşme riskini artırır.<br data-end="1470" data-start="1467" />
Özellikle sabah erken saatlerde oluşan <strong data-end="1529" data-start="1509">gizli buzlanmaya</strong> karşı dikkatli olun.</p>

<hr data-end="1555" data-start="1552" />
<h2 data-end="1600" data-start="1557"><strong data-end="1600" data-start="1560">5. Egzersiz Süresini Aşırı Uzatmayın</strong></h2>

<p data-end="1747" data-start="1602">Soğuk havada ısı kaybı hızlı olur.<br data-end="1639" data-start="1636" />
Uzun süre dışarıda spor yapmak kasların üşümesine, reflekslerin yavaşlamasına ve ani kramplara yol açabilir.</p>

<hr data-end="1752" data-start="1749" />
<h2 data-end="1791" data-start="1754"><strong data-end="1791" data-start="1757">6. Su Tüketimini İhmal Etmeyin</strong></h2>

<p data-end="1938" data-start="1793">Soğuk havada susama azalır ancak <strong data-end="1863" data-start="1826">vücut sıvı kaybetmeye devam eder.</strong><br data-end="1866" data-start="1863" />
Her 15-20 dakikada birkaç yudum su içmek kas performansı için önemlidir.</p>

<hr data-end="1943" data-start="1940" />
<h2 data-end="2000" data-start="1945"><strong data-end="2000" data-start="1948">7. Egzersiz Sonrası Soğuma ve Esnemeyi Atlamayın</strong></h2>

<p data-end="2158" data-start="2002">Egzersiz bitince hemen sıcak ortama geçmek cazip gelse de esneme şarttır.<br data-end="2078" data-start="2075" />
Kas gerginliğini azaltır, mikrotravmaları toparlar ve ertesi gün ağrıları önler.</p>

<hr data-end="2163" data-start="2160" />
<h2 data-end="2201" data-start="2165"><strong data-end="2201" data-start="2168">8. Doğru Ayakkabı Tercih Edin</strong></h2>

<p data-end="2383" data-start="2203">Kaygan zeminlerde tutuş sağlayan taban yapısına sahip ayakkabılar kullanılmalıdır.<br data-end="2288" data-start="2285" />
Yanlış ayakkabı; diz, kalça ve bel bölgesine fazla yük bindirir ve sakatlıklara neden olabilir.</p>

<p data-end="2383" data-start="2203"> </p>

<p data-end="2383" data-start="2203"> </p>

<p data-end="2383" data-start="2203"> </p>
]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/kisin-egzersiz-yaparken-dikkat-iste-8-onemli-kural/14902/</link>
<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 14:07:50 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Prostat Kanseri Sinsi İlerliyor! Uzmanlardan Kritik Uyarı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/2025/12/prostat-kanseri-sinsi-ilerliyor-uzmanlardan-kritik-uyari.png" width="250"><br><h2 data-start="619" data-end="682"><strong data-start="622" data-end="682">Prostat Kanseri Erkeklerde Sinsi Şekilde İlerleyebiliyor</strong></h2>
<p data-start="684" data-end="1088">Erkeklerde en sık rastlanan kanser türleri arasında bulunan prostat kanseri, özellikle ilk evrelerde hiçbir belirti vermeden ilerlediği için çoğu zaman geç fark ediliyor. Oysa erken evrede tespit edildiğinde tedavi başarı oranları ciddi şekilde yükseliyor.<br data-start="940" data-end="943">Acıbadem International Hastanesi Üroloji Uzmanı <strong data-start="991" data-end="1024">Prof. Dr. Ramazan Yavuz Akman</strong>, düzenli taramanın önemine dikkat çekerek şu uyarıda bulunuyor:</p>
<blockquote data-start="1090" data-end="1305">
<p data-start="1092" data-end="1305">“Basit bir kan testi ve ürolojik muayene, pek çok erkeğin yaşamını değiştirecek kadar kritik öneme sahiptir. Hastalığın henüz belirti vermediği dönemde saptanması tedavi başarısını belirgin şekilde artırmaktadır.”</p>
</blockquote>
<p data-start="1307" data-end="1435">Özellikle 50 yaş üstü erkeklerin ve ailesinde prostat kanseri olanların tarama programlarını aksatmaması gerektiği belirtiliyor.</p>
<hr data-start="1437" data-end="1440">
<h2 data-start="1442" data-end="1501"><strong data-start="1445" data-end="1501">Prostat Kanseri, Kanser Kaynaklı Ölümlerde 3. Sırada</strong></h2>
<p data-start="1503" data-end="1773">Prostat bezindeki hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıkan prostat kanseri, güncel verilere göre her 100 bin erkeğin yaklaşık 35’inde görülüyor. Avrupa’da erkeklerde en sık teşhis edilen kanser olan bu hastalık, <strong data-start="1722" data-end="1761">kanser kaynaklı ölümlerde 3. sırada</strong> yer alıyor.</p>
<p data-start="1775" data-end="1862">Yaş ilerledikçe riskin arttığını belirten klinik çalışmalar şu oranları ortaya koyuyor:</p>
<ul data-start="1864" data-end="1945">
<li data-start="1864" data-end="1904">
<p data-start="1866" data-end="1904"><strong data-start="1866" data-end="1902">30 yaş altında görülme oranı: %5</strong></p>
</li>
<li data-start="1905" data-end="1945">
<p data-start="1907" data-end="1945"><strong data-start="1907" data-end="1945">79 yaş üzerinde görülme oranı: %59</strong></p>
</li>
</ul>
<p data-start="1947" data-end="2033">Bu veriler, yaşın en önemli risk faktörleri arasında olduğunu bir kez daha gösteriyor.</p>
<hr data-start="2035" data-end="2038">
<h2 data-start="2040" data-end="2091"><strong data-start="2043" data-end="2091">Aile Öyküsü Riski İki Kattan Fazla Artırıyor</strong></h2>
<p data-start="2093" data-end="2177">Ailesinde prostat kanseri öyküsü bulunan erkeklerde risk önemli ölçüde yükseliyor.</p>
<ul data-start="2178" data-end="2330">
<li data-start="2178" data-end="2257">
<p data-start="2180" data-end="2257">Babasında prostat kanseri olan kişilerde risk <strong data-start="2226" data-end="2246">2 katın üzerinde</strong> artıyor.</p>
</li>
<li data-start="2258" data-end="2330">
<p data-start="2260" data-end="2330">Erkek kardeşinde prostat kanseri bulunanlarda ise risk daha da yüksek.</p>
</li>
</ul>
<p data-start="2332" data-end="2497">Bunun yanında beslenme alışkanlıkları, fazla kilo, düşük fiziksel aktivite, aşırı kırmızı et ve işlenmiş gıda tüketimi de riski artıran faktörler arasında bulunuyor.</p>
<hr data-start="2499" data-end="2502">
<h2 data-start="2504" data-end="2548"><strong data-start="2507" data-end="2548">Erken Evrede Sinsi Belirtiler Veriyor</strong></h2>
<p data-start="2550" data-end="2756">Erken evre prostat kanseri, çoğu zaman sessiz ilerliyor. Bu nedenle hastalar, şikâyet oluşmadığı için hastalığı geç fark edebiliyor. Prof. Dr. Akman, erken dönemde görülebilecek belirtileri şöyle sıralıyor:</p>
<ul data-start="2758" data-end="2870">
<li data-start="2758" data-end="2773">
<p data-start="2760" data-end="2773">İdrarda kan</p>
</li>
<li data-start="2774" data-end="2788">
<p data-start="2776" data-end="2788">Menide kan</p>
</li>
<li data-start="2789" data-end="2816">
<p data-start="2791" data-end="2816">İdrar yaparken zorlanma</p>
</li>
<li data-start="2817" data-end="2837">
<p data-start="2819" data-end="2837">Sık idrara çıkma</p>
</li>
<li data-start="2838" data-end="2870">
<p data-start="2840" data-end="2870">Özellikle gece idrara kalkma</p>
</li>
</ul>
<h3 data-start="2872" data-end="2902"><strong data-start="2876" data-end="2902">İleri Evre Belirtileri</strong></h3>
<p data-start="2903" data-end="2970">Hastalığın ilerlemesiyle birlikte tablo daha belirgin hale geliyor:</p>
<ul data-start="2972" data-end="3121">
<li data-start="2972" data-end="2989">
<p data-start="2974" data-end="2989">İdrar kaçırma</p>
</li>
<li data-start="2990" data-end="3016">
<p data-start="2992" data-end="3016">Sırt ve kemik ağrıları</p>
</li>
<li data-start="3017" data-end="3040">
<p data-start="3019" data-end="3040">Sertleşme sorunları</p>
</li>
<li data-start="3041" data-end="3055">
<p data-start="3043" data-end="3055">Kilo kaybı</p>
</li>
<li data-start="3056" data-end="3092">
<p data-start="3058" data-end="3092">Bacaklarda ve kollarda güçsüzlük</p>
</li>
<li data-start="3093" data-end="3121">
<p data-start="3095" data-end="3121">Belirgin yorgunluk hissi</p>
</li>
</ul>
<hr data-start="3123" data-end="3126">
<h2 data-start="3128" data-end="3174"><strong data-start="3131" data-end="3174">Erken Tanıda PSA Testi Hayat Kurtarıyor</strong></h2>
<p data-start="3176" data-end="3281">Prostat kanseri, çoğunlukla kandaki <strong data-start="3212" data-end="3225">PSA testi</strong> ile erken evrede tespit edilebiliyor. Akman, özellikle:</p>
<ul data-start="3283" data-end="3382">
<li data-start="3283" data-end="3317">
<p data-start="3285" data-end="3317"><strong data-start="3285" data-end="3314">50 yaş üstü tüm erkeklere</strong>,</p>
</li>
<li data-start="3318" data-end="3382">
<p data-start="3320" data-end="3382"><strong data-start="3320" data-end="3379">Ailesinde prostat kanseri bulunan 45 yaş üstü erkeklere</strong>,</p>
</li>
</ul>
<p data-start="3384" data-end="3452">yılda bir kez PSA testi ve ürolojik muayene yaptırmalarını öneriyor.</p>
<p data-start="3454" data-end="3723">PSA testi veya muayenede şüpheli bir bulgu varsa <strong data-start="3503" data-end="3533">multiparametrik prostat MR</strong> uygulanıyor. MR’da saptanan şüpheli alanlar için <strong data-start="3583" data-end="3604">MR füzyon biyopsi</strong> ile kesin tanı konulabiliyor. Son yıllarda metastaz araştırmalarında <strong data-start="3674" data-end="3686">PSMA PET</strong> görüntüleme de yaygınlaşmış durumda.</p>
<h2 data-start="3730" data-end="3784"><strong data-start="3733" data-end="3784">Prostat Kanserinde Modern Tedavi Yöntemleri</strong></h2>
<p data-start="3786" data-end="3966">Hastalığın evresine ve hastanın durumuna göre çeşitli tedavi yöntemleri uygulanabiliyor. Prof. Dr. Akman, prostat kanseri tedavisinde kullanılan güncel seçenekleri şöyle sıralıyor:</p>
<ul data-start="3968" data-end="4133">
<li data-start="3968" data-end="4001">
<p data-start="3970" data-end="4001">Aktif gözetim (düzenli takip)</p>
</li>
<li data-start="4002" data-end="4035">
<p data-start="4004" data-end="4035">Robotik radikal prostatektomi</p>
</li>
<li data-start="4036" data-end="4052">
<p data-start="4038" data-end="4052">Açık cerrahi</p>
</li>
<li data-start="4053" data-end="4068">
<p data-start="4055" data-end="4068">Radyoterapi</p>
</li>
<li data-start="4069" data-end="4098">
<p data-start="4071" data-end="4098">Minimal invaziv tedaviler</p>
</li>
<li data-start="4099" data-end="4118">
<p data-start="4101" data-end="4118">Hormon tedavisi</p>
</li>
<li data-start="4119" data-end="4133">
<p data-start="4121" data-end="4133">Kemoterapi</p>
</li>
</ul>
<p data-start="4135" data-end="4260">Robotik cerrahi, son yıllarda daha az kanama, daha hızlı iyileşme ve daha hassas operasyon imkânı sağladığı için öne çıkıyor.</p>
<p data-start="4135" data-end="4260"> </p>
<p data-start="3454" data-end="3723"> </p>]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/prostat-kanseri-sinsi-ilerliyor-uzmanlardan-kritik-uyari/14790/</link>
<pubDate>Mon, 01 Dec 2025 18:50:02 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bağışıklığınızı Güçlendiren 10 Önemli Öneri!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/bagisikliginizi-guclendiren-10-onemli-oneri.jpg" width="250"><br><p data-end="811" data-start="390">Kış aylarında soğuk hava ve kapalı alanlarda uzun süre kalmak, bağışıklık sistemimizin ekstra desteğe ihtiyaç duyduğu bir dönemdir. <strong data-end="590" data-start="522">Acıbadem Fulya Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik</strong>, doğru ve dengeli beslenmenin bağışıklık sisteminin temel yakıtı olduğunu vurguluyor. Çelik, “Vücudumuz savunma hücrelerini üretmekten onları aktive etmeye kadar her aşamada kaliteli besin öğelerine ihtiyaç duyar” diyor.</p>

<p data-end="943" data-start="813">Beslenme ve Diyet Uzmanı Müzeyyen Çelik’in kış aylarında bağışıklığı güçlendirmek için önerdiği 10 önemli beslenme kuralı şöyle:</p>

<hr data-end="948" data-start="945" />
<h2 data-end="990" data-start="950">1. <strong data-end="990" data-start="956">Günde Bir Diş Sarımsak Tüketin</strong></h2>

<p data-end="1235" data-start="991">Sarımsak, içeriğindeki allicin sayesinde antibakteriyel ve antiviral etki gösteriyor. Çiğ veya ezilerek yemeklere eklenmesi soğuk algınlığına karşı koruma sağlıyor. Özellikle çorba ve sulu yemeklere pişirme sonunda eklenmesi etkisini artırıyor.</p>

<h2 data-end="1275" data-start="1237">2. <strong data-end="1275" data-start="1243">Çorbalara Kemik Suyu Ekleyin</strong></h2>

<p data-end="1517" data-start="1276">Kemik suyu kolajen, prolin ve glisin gibi aminoasitler açısından zengin olup bağışıklığı destekliyor ve bağırsak bariyerini güçlendiriyor. Günde 100 ml eklenmesi yeterli, fakat yüksek kolesterolü olanlar haftada iki kezden fazla tüketmemeli.</p>

<h2 data-end="1563" data-start="1519">3. <strong data-end="1563" data-start="1525">Zerdeçal ve Karabiber Kombinasyonu</strong></h2>

<p data-end="1798" data-start="1564">Zerdeçalın kurkumin maddesi, karabiberdeki piperin ile birlikte tüketildiğinde emilimi artıyor ve güçlü anti-inflamatuar etki sağlıyor. Günde bir çay kaşığı zerdeçal ve bir tutam karabiber, çorba, omlet veya sıcak sütle tüketilebilir.</p>

<h2 data-end="1842" data-start="1800">4. <strong data-end="1842" data-start="1806">C Vitamini Kaynağı Meyve Tüketin</strong></h2>

<p data-end="2068" data-start="1843">Portakal, mandalina, kivi ve çilek gibi C vitamini kaynakları beyaz kan hücrelerinin üretimini artırıyor ve enfeksiyon süresini kısaltıyor. Günde 100-150 gram yeterli. Fazla tüketimi kan şekeri ve şeker alımını etkileyebilir.</p>

<h2 data-end="2107" data-start="2070">5. <strong data-end="2107" data-start="2076">Haftada En Az İki Kez Balık</strong></h2>

<p data-end="2271" data-start="2108">Somon, uskumru veya sardalya gibi omega-3 açısından zengin balıklar inflamasyonu azaltıyor ve bağışıklığı güçlendiriyor. Fırın veya ızgara yöntemi tercih edilmeli.</p>

<h2 data-end="2309" data-start="2273">6. <strong data-end="2309" data-start="2279">Her Gün Bir Avuç Kuruyemiş</strong></h2>

<p data-end="2469" data-start="2310">Ceviz, fındık ve badem gibi kuruyemişler E vitamini, çinko ve sağlıklı yağlarla bağışıklık hücrelerini oksidatif stresten koruyor. Günde 25–30 gram öneriliyor.</p>

<h2 data-end="2510" data-start="2471">7. <strong data-end="2510" data-start="2477">Probiyotik Kaynakları Tüketin</strong></h2>

<p data-end="2688" data-start="2511">Bağışıklığın %70’i bağırsaklarda olduğu için kefir ve yoğurttaki probiyotikler enfeksiyona karşı koruma sağlıyor. Günde 350-400 gr probiyotik tüketimi bağışıklığı güçlendiriyor.</p>

<h2 data-end="2717" data-start="2690">8. <strong data-end="2717" data-start="2696">Maydanoz ve Limon</strong></h2>

<p data-end="2871" data-start="2718">Maydanoz C vitamini ve klorofil açısından zengin. Limonla birlikte tüketildiğinde bağışıklık desteği artıyor. Kahvaltı veya salatalarda bir avuç yeterli.</p>

<h2 data-end="2902" data-start="2873">9. <strong data-end="2902" data-start="2879">Her Gün Bir Yumurta</strong></h2>

<p data-end="3073" data-start="2903">A, D vitamini, çinko ve kaliteli protein içerir. Özellikle mevsim geçişlerinde vücut direncini artırır. Yüksek kolesterolü olanlar haftada üç yumurta ile sınırlı kalmalı.</p>

<h2 data-end="3109" data-start="3075">10. <strong data-end="3109" data-start="3082">Günde 1,5 Litre Su İçin</strong></h2>

<p data-end="3299" data-start="3110">Bağışıklık hücrelerinin çoğu lenf sistemi içinde taşınır. Yeterli su tüketimi lenf akışını hızlandırır ve toksin atılımını destekler. Susama hissi az olsa da günde 6–8 bardak su içmek şart.</p>

<p data-end="3299" data-start="3110"> </p>

<p data-end="3299" data-start="3110"> </p>
]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/bagisikliginizi-guclendiren-10-onemli-oneri/14738/</link>
<pubDate>Thu, 27 Nov 2025 13:26:11 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Saç Dökülmesine Yol Açan 9 Önemli Etken: Uzmanlardan Önemli Uyarılar</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/sac-dokulmesine-yol-acan-9-onemli-etken-uzmanlardan-onemli-uyarilar.jpg" width="250"><br><h2 data-end="147" data-start="76"> </h2>

<p data-end="443" data-start="149">Saç dökülmesi, günümüzde hem kadınlarda hem de erkeklerde giderek yaygınlaşan bir sorun olarak öne çıkıyor. Acıbadem Kartal Hastanesi Dermatoloji Uzmanı <strong data-end="325" data-start="302">Dr. Orkhan Bairamov</strong>, saç dökülmesinin sadece genetik değil, yaşam tarzı ve çevresel faktörlerle de yakından ilişkili olduğunu belirtti.</p>

<h3 data-end="493" data-start="445">Saç Dökülmesinin Önemi ve Normal Seviyeler</h3>

<p data-end="769" data-start="494">Dr. Bairamov, sağlıklı bireylerde günlük 50-100 saç telinin dökülmesinin normal olduğunu, ancak bu sayının aşılması durumunda dermatoloji uzmanına başvurulması gerektiğini vurguladı. Özellikle modern yaşamın getirdiği yoğun stresin saç dökülmesini artırdığını dile getirdi.</p>

<h3 data-end="796" data-start="771">1. Genetik Etkenler</h3>

<p data-end="1008" data-start="797">Ailede erken yaşta saç dökülmesi öyküsü varsa, sonraki nesillerde de benzer dökülmeler görülebilir. Erkek tipi saç dökülmesi (androjenetik alopesi), hem erkeklerde hem de kadınlarda sık rastlanan bir durumdur.</p>

<h3 data-end="1036" data-start="1010">2. Hormonal Etkenler</h3>

<p data-end="1268" data-start="1037">Hamilelik, doğum sonrası, menopoz ve polikistik over sendromu gibi hormonal değişiklikler saçlarda geçici veya kalıcı dökülmelere yol açabilir. Dr. Bairamov, hamilelik sonrası dökülmenin çoğunlukla geri dönüşlü olduğunu belirtti.</p>

<h3 data-end="1306" data-start="1270">3. Stres ve Duygusal Faktörler</h3>

<p data-end="1536" data-start="1307">Yoğun stres, kaygı ve üzüntü saç köklerinin büyüme döngüsünü etkileyerek dökülmeyi hızlandırabilir. Uzman, stresi azaltmak için düzenli uyku, egzersiz, doğada vakit geçirme ve hobilerle zihni rahatlatmanın önemine dikkat çekti.</p>

<h3 data-end="1580" data-start="1538">4. Otoimmün ve Metabolik Hastalıklar</h3>

<p data-end="1775" data-start="1581">Hipotiroidi, hipertiroidi, diyabet ve diğer otoimmün hastalıklar saç dökülmesine neden olabilir. Bu durum, bazen genel seyrelme, bazen de saçkıran (alopesi areata) olarak kendini gösterebilir.</p>

<h3 data-end="1822" data-start="1777">5. Yanlış Beslenme ve Vitamin Eksikliği</h3>

<p data-end="2036" data-start="1823">Dengesiz beslenme, demir, B12 vitamini, folat, biotin, çinko ve selenyum eksikliklerine yol açarak saç sağlığını olumsuz etkiler. Dengeli beslenme ve gerekli vitamin desteği, saç sağlığı için kritik öneme sahip.</p>

<h3 data-end="2071" data-start="2038">6. Uzun Süreli Açlık Diyeti</h3>

<p data-end="2242" data-start="2072">Hızlı kilo verme amacıyla uygulanan bilinçsiz diyetler saç dökülmesini artırabilir. Uzmanlar, diyet öncesi mutlaka doktor veya beslenme uzmanına danışılmasını öneriyor.</p>

<h3 data-end="2267" data-start="2244">7. İlaç Kullanımı</h3>

<p data-end="2462" data-start="2268">Kemoterapi ilaçları, antidepresanlar ve doğum kontrol hapları gibi bazı ilaçlar saç dökülmesine neden olabilir. Genellikle bu dökülmeler geri dönüşlüdür, ancak bazı durumlarda kalıcı olabilir.</p>

<h3 data-end="2495" data-start="2464">8. Yanlış Bakım ve Travma</h3>

<p data-end="2697" data-start="2496">Aşırı ısı uygulamaları, sık saç boyama ve sıkı saç toplama gibi alışkanlıklar saç köklerini zayıflatır. Dr. Bairamov, saç bakımında nazik olunmasını ve doğal içerikli ürünler kullanılmasını öneriyor.</p>

<h3 data-end="2731" data-start="2699">9. Saçlı Deri Hastalıkları</h3>

<p data-end="2906" data-start="2732">Mantar ve bakteriyel enfeksiyonlar, sedef ve egzama gibi saçlı deri hastalıkları saç dökülmesine yol açabilir. Erken müdahale, saç kaybının önlenmesinde kritik rol oynuyor.</p>

<p data-end="3063" data-start="2908">Dr. Orkhan Bairamov, saç dökülmesinin önüne geçebilmek için doğru beslenme, stres yönetimi ve dermatolojik kontrollerin büyük önem taşıdığını belirtiyor.</p>

<p data-end="3063" data-start="2908"> </p>
]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/sac-dokulmesine-yol-acan-9-onemli-etken-uzmanlardan-onemli-uyarilar/14725/</link>
<pubDate>Wed, 26 Nov 2025 19:00:00 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Mutluluk Hormonu Serotonin Kanserle Mücadelede Umut Olabilir</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/2025/11/mutluluk-hormonu-serotonin-kanserle-mucadelede-umut-olabilir.png" width="250"><br><p data-start="444" data-end="709">Serotonin genellikle “mutluluk hormonu” olarak biliniyor. Ancak bilim insanları, bu tanımın artık yetersiz kaldığını belirtiyor. Yeni araştırmalar, serotonin molekülünün <strong data-start="614" data-end="691">kanserin oluşumunda ve ilerlemesinde beklenmedik bir rol oynayabileceğini</strong> ortaya koyuyor.</p>
<blockquote data-start="711" data-end="875">
<p data-start="713" data-end="875">Serotoninin yaklaşık %95’i bağırsakta üretiliyor ve buradan kana karışarak karaciğer, pankreas, kaslar, kemikler, yağ dokusu ve bağışıklık hücrelerine ulaşıyor.</p>
</blockquote>
<p data-start="877" data-end="1091">Serotonin, ruh hali düzenlemesinin yanı sıra kan şekeri kontrolü, vücut ısısının korunması, kemik sağlığı, bağırsak hareketleri, cinsel fonksiyonlar ve yara iyileşmesi gibi çok sayıda hayati işlevi yönlendiriyor.</p>
<hr data-start="1093" data-end="1096">
<h2 data-start="1098" data-end="1142"><strong data-start="1101" data-end="1142">Kanser Hücrelerinde Etkili Olabiliyor</strong></h2>
<p data-start="1143" data-end="1428">2019 yılında <strong data-start="1156" data-end="1193">New York’taki Icahn Tıp Fakültesi</strong> tarafından yapılan araştırma, serotoninin hücre içine girip DNA ile doğrudan etkileşime girebildiğini ortaya koydu. Serotonin, <strong data-start="1321" data-end="1425">genlerin aktif olup olmayacağını belirleyen moleküler anahtarlara bağlanarak bazı genleri açabiliyor</strong>.</p>
<p data-start="1430" data-end="1682">Sonraki çalışmalar, bu mekanizmanın <strong data-start="1466" data-end="1531">kanser büyümesinde rol oynayan genleri de aktive edebildiğini</strong> gösterdi. Etkisi özellikle <strong data-start="1559" data-end="1605">beyin, karaciğer ve pankreas kanserlerinde</strong> gözlendi, ancak başka kanser türlerinde de etkili olabileceği düşünülüyor.</p>
<hr data-start="1684" data-end="1687">
<h2 data-start="1689" data-end="1729"><strong data-start="1692" data-end="1729">Kanser-Gen İlişkisi Haritalanıyor</strong></h2>
<p data-start="1730" data-end="1905">İrlanda’daki <strong data-start="1743" data-end="1768">Limerick Üniversitesi</strong> araştırmacıları, serotoninin DNA üzerindeki bağlanma noktalarını haritalayarak kanserle ilişkili genlerin etkisini anlamaya çalışıyor.</p>
<p data-start="1907" data-end="2106">Bu mekanizmanın anlaşılması, <strong data-start="1936" data-end="1960">epigenetik tedaviler</strong> için yeni bir kapı açabilir. Epigenetik tedaviler, DNA dizisini değiştirmeden genleri açıp kapatarak kanser hücrelerini hedef almayı amaçlıyor.</p>
<blockquote data-start="2108" data-end="2262">
<p data-start="2110" data-end="2262">Bu yöntem başarılı olursa, klasik cerrahi, kemoterapi ve radyoterapiye kıyasla <strong data-start="2189" data-end="2242">daha hedefe yönelik ve yan etkisi düşük tedaviler</strong> geliştirilebilir.</p>
</blockquote>
<p data-start="2110" data-end="2262"> </p>]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/mutluluk-hormonu-serotonin-kanserle-mucadelede-umut-olabilir/14575/</link>
<pubDate>Sat, 15 Nov 2025 12:05:01 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>DSÖ: Tüberküloz hâlâ dünyanın en ölümcül bulaşıcı hastalığı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/2025/11/dso-tuberkuloz-hala-dunyanin-en-olumcul-bulasici-hastaligi.png" width="250"><br><h3 data-start="393" data-end="432">Tüberkülozdan ölümler hâlâ yüksek</h3>
<p data-start="433" data-end="733">DSÖ’nün raporuna göre <strong data-start="455" data-end="469">tüberküloz</strong>, 2024 yılında dünya çapında 1 milyon 230 bin kişinin hayatını kaybetmesine yol açtı ve <strong data-start="557" data-end="599">dünyanın en ölümcül bulaşıcı hastalığı</strong> unvanını koruyor. 2024’te 11 milyon kişi tüberküloza yakalandı; bunların 5,8 milyonu erkek, 3,7 milyonu kadın ve 1,2 milyonu çocuk.</p>
<h3 data-start="735" data-end="765">En çok etkilenen ülkeler</h3>
<p data-start="766" data-end="958">Dünya genelindeki tüberküloz vakalarının üçte ikisi sekiz ülkede yoğunlaşmış durumda: <strong data-start="852" data-end="956">Hindistan, Endonezya, Filipinler, Çin, Pakistan, Nijerya, Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Bangladeş.</strong></p>
<h3 data-start="960" data-end="991">Risk faktörleri ve tedavi</h3>
<p data-start="992" data-end="1380">Hastalığı besleyen başlıca riskler <strong data-start="1027" data-end="1103">yetersiz beslenme, HIV enfeksiyonu, diyabet, sigara ve alkol bağımlılığı</strong> olarak öne çıkıyor. Tüberküloz, HIV pozitif kişiler arasında en büyük ölüm nedeni olmaya devam ediyor. Tedavi başarı oranı yüzde 68’den yüzde 71’e yükseldi. DSÖ, 2000 yılından bu yana zamanında uygulanan tedavilerin <strong data-start="1320" data-end="1363">83 milyon kişinin hayatını kurtardığını</strong> tahmin ediyor.</p>
<h3 data-start="1382" data-end="1409">Kaynak açığı endişesi</h3>
<p data-start="1410" data-end="1635">Tüberkülozla mücadeleye ayrılan küresel bütçe 2020’den beri artmadı. 2024’te hastalığın önlenmesi, tanı ve tedavisi için yaklaşık <strong data-start="1540" data-end="1567">6 milyar dolar harcandı</strong>. Oysa 2027 yılı için hedeflenen yıllık bütçe <strong data-start="1613" data-end="1632">22 milyar dolar</strong>.</p>
<h3 data-start="1637" data-end="1676">Aşı ve ilaç araştırmaları sürüyor</h3>
<p data-start="1677" data-end="1974">63 tanı testi ve 29 ilaç adayının klinik denemeleri sürüyor. İnsanlar üzerinde test edilen <strong data-start="1768" data-end="1809">18 aşı adayından 6’sı Faz 3 aşamasına</strong> ulaştı. Ancak çocukluk çağı aşısı BCG dışında son yüzyılda lisanslanmış yeni bir tüberküloz aşısı bulunmuyor ve yetişkinler için etkili bir aşı hâlâ mevcut değil.</p>
<p data-start="1677" data-end="1974"> </p>
<p data-start="1677" data-end="1974"> </p>
<p data-start="1677" data-end="1974"> </p>]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/dso-tuberkuloz-h-l-dunyanin-en-olumcul-bulasici-hastaligi/14547/</link>
<pubDate>Thu, 13 Nov 2025 12:40:01 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Zatürrenin Erken Belirtilerine Dikkat: Hayati Önemi Var!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/zaturrenin-erken-belirtilerine-dikkat-hayati-onemi-var.jpeg" width="250"><br><p data-end="725" data-start="276">Halk arasında zatürre olarak bilinen pnömoni, akciğer dokusunun iltihaplanmasıyla ortaya çıkan ciddi bir enfeksiyon hastalığıdır. Dünyada ve ülkemizde sık görülen bu hastalık, özellikle ileri yaşta ve kronik rahatsızlığı olan kişilerde ölümcül seyredebilir. Türkiye’de her yıl yaklaşık 300 bin kişiye zatürre tanısı konulmakta olup, Sağlık Bakanlığı 2023 verilerine göre hastaneye yatış gerektiren en önemli enfeksiyonlardan biridir.</p>

<p data-end="1177" data-start="727">Acıbadem Fulya Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Reha Baran, zatürrenin sonbahar ve kış aylarında kapalı alanlarda daha fazla zaman geçirilmesi nedeniyle artış gösterdiğini vurguluyor. Prof. Dr. Baran, “Enfeksiyon sebebiyle vücuttaki oksijen seviyesinin düşmesi tüm organları etkiler. Akciğerin yanı sıra böbrek, kalp ve karaciğer yetmezlikleri gelişebilir. 65 yaş üstü ve kronik hastalığı olan kişilerde risk çok daha yüksektir” diyor.</p>

<p data-end="1511" data-start="1179"><strong data-end="1215" data-start="1179">Kapalı Alanlarda Hızla Bulaşıyor</strong><br data-end="1218" data-start="1215" />
Zatürre grip, RSV veya koronavirüs gibi solunum yolu virüsleriyle tetiklenir. Soğuk hava, kapalı ortamlarda uzun süre bulunmak ve D vitamini eksikliği bağışıklığı zayıflatarak hastalığın yayılmasını kolaylaştırır. KOAH, kalp yetmezliği ve diyabet gibi kronik rahatsızlıklar da riski artırır.</p>

<p data-end="1846" data-start="1513"><strong data-end="1555" data-start="1513">Mikroplar Oksijen Seviyesini Düşürüyor</strong><br data-end="1558" data-start="1555" />
Bakteri, virüs veya nadiren mantar kaynaklı olan zatürre, solunum yoluyla bulaşır. Öksürük ve hapşırıkla yayılan mikroplar akciğerlere ulaştığında, alveoller sıvı ve iltihapla dolarak oksijen seviyesini düşürür. Bu durum ateş, öksürük ve göğüs ağrısı gibi belirtilerle kendini gösterir.</p>

<p data-end="2274" data-start="1848"><strong data-end="1898" data-start="1848">Hafif Öksürük ve Ateş Erken Belirtisi Olabilir</strong><br data-end="1901" data-start="1898" />
Zatürre başlangıçta basit bir soğuk algınlığı gibi başlar. 38–40 derece ateş, titreme, kuru öksürük, ardından balgamlı öksürük, nefes darlığı, göğüs ağrısı ve kas-eklem ağrıları görülebilir. Prof. Dr. Baran, risk grubunda hafif belirtilerin bile erken tanı için kritik olduğunu belirtiyor. Erken tedavi, solunum yetmezliği ve kan zehirlenmesi gibi komplikasyonları önler.</p>

<p data-end="2555" data-start="2276"><strong data-end="2315" data-start="2276">Bol Sıvı ve İstirahat Hayati Önemde</strong><br data-end="2318" data-start="2315" />
Bakteri kaynaklı zatürrelerde antibiyotik, viral zatürrelerde ise bol sıvı, istirahat, ateş düşürücü ve gerekirse oksijen desteği uygulanır. Grip kaynaklı zatürrede antiviral ilaçlar, COVID-19 gibi enfeksiyonlarda kortizon gerekebilir.</p>

<p data-end="2603" data-start="2557"><strong data-end="2601" data-start="2557">Zatürreden Korunmak İçin 8 Kritik Kural:</strong></p>

<ol data-end="3115" data-start="2604">
	<li data-end="2646" data-start="2604">
	<p data-end="2646" data-start="2607">Zatürre ve grip aşılarınızı yaptırın.</p>
	</li>
	<li data-end="2677" data-start="2647">
	<p data-end="2677" data-start="2650">Sigara ve alkolü bırakın.</p>
	</li>
	<li data-end="2740" data-start="2678">
	<p data-end="2740" data-start="2681">Ellerinizi sık sık, en az 2 dakika sabunlu suyla yıkayın.</p>
	</li>
	<li data-end="2803" data-start="2741">
	<p data-end="2803" data-start="2744">Kapalı alanlarda maske kullanın veya bulunmaktan kaçının.</p>
	</li>
	<li data-end="2843" data-start="2804">
	<p data-end="2843" data-start="2807">Hastalarla yakın temastan kaçının.</p>
	</li>
	<li data-end="2938" data-start="2844">
	<p data-end="2938" data-start="2847">Bağışıklığı güçlendirmek için dengeli beslenin, uyuyun, egzersiz yapın ve stresi yönetin.</p>
	</li>
	<li data-end="3023" data-start="2939">
	<p data-end="3023" data-start="2942">Odanızı günde üç kez 15 dakika havalandırın, nemi düşük ortamlardan uzak durun.</p>
	</li>
	<li data-end="3115" data-start="3024">
	<p data-end="3115" data-start="3027">Soğuk havada burundan nefes alın, burun havayı ısıtarak akciğerlere ulaşmasını sağlar.</p>
	</li>
</ol>

<p data-end="3287" data-start="3117">Zatürreye karşı bilinçli önlem almak, hayat kurtarır ve ciddi komplikasyonları önler. Özellikle risk grubundaki kişiler için erken tanı ve tedavi hayati öneme sahiptir.</p>

<p data-end="3287" data-start="3117"> </p>

<p data-end="3287" data-start="3117"> </p>
]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/zaturrenin-erken-belirtilerine-dikkat-hayati-onemi-var/14516/</link>
<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 12:07:30 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Galatasaray’dan Eren Elmalı ve Metehan Baltacı Açıklaması! 1024 Futbolcunun Adı Bahis Soruşturmasında Geçti</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/2025/11/galatasaraydan-eren-elmali-ve-metehan-baltaci-aciklamasi-1024-futbolcunun-adi-bahis-sorusturmasinda-gecti.png" width="250"><br><p data-start="243" data-end="439">Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) Hukuk Kurulu, profesyonel liglerde görev yapan <strong data-start="323" data-end="343">1024 futbolcunun</strong>, yürütülen <strong data-start="355" data-end="377">bahis soruşturması</strong> kapsamında bahis oynadıklarının tespit edildiğini açıkladı.</p>
<p data-start="441" data-end="633">Listede, <strong data-start="450" data-end="500">Galatasaray’dan Eren Elmalı ve Metehan Baltacı</strong>, <strong data-start="502" data-end="551">Beşiktaş’tan Necip Uysal ile Ersin Destanoğlu</strong>, <strong data-start="553" data-end="605">Trabzonspor’dan Boran Başkan ve Salih Malkoçoğlu</strong> gibi isimler de yer aldı.</p>
<p data-start="635" data-end="903">TFF’den yapılan duyuruda, bahis oynadığı belirlenen futbolcuların <strong data-start="701" data-end="765">tedbirli olarak Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na (PFDK)</strong> sevk edildiği bildirildi. Ayrıca TFF, soruşturmanın kapsamı nedeniyle <strong data-start="836" data-end="892">2. Lig ve 3. Lig fikstürünün iki hafta ertelendiğini</strong> duyurdu.</p>
<hr data-start="905" data-end="908">
<h3 data-start="910" data-end="955">]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/galatasaray-dan-eren-elmali-ve-metehan-baltaci-aciklamasi-1024-futbolcunun-adi-bahis-sorusturmasinda-gecti/14504/</link>
<pubDate>Mon, 10 Nov 2025 22:40:02 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sonbahar Hamilelerine Özel 8 Öneri</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/sonbahar-hamilelerine-ozel-8-oneri.jpg" width="250"><br><h2 data-end="358" data-start="311">Sonbaharda Hamileler İçin Sağlık Önerileri</h2>

<p data-end="395" data-start="360"><strong data-end="393" data-start="360">1. Grip Aşınızı İhmal Etmeyin</strong></p>

<ul data-end="638" data-start="396">
	<li data-end="472" data-start="396">
	<p data-end="472" data-start="398">Hamilelikte grip aşısı canlı virüs içermediğinden güvenle uygulanabilir.</p>
	</li>
	<li data-end="582" data-start="473">
	<p data-end="582" data-start="475">İlk trimesterde gerekmedikçe yapılmamalı; ikinci veya üçüncü trimesterde doktor önerisiyle uygulanabilir.</p>
	</li>
	<li data-end="638" data-start="583">
	<p data-end="638" data-start="585">Aşı, anne adayını ve doğum sonrası bebekleri korur.</p>
	</li>
</ul>

<p data-end="676" data-start="640"><strong data-end="674" data-start="640">2. Elleriniz Sık Sık Yıkanmalı</strong></p>

<ul data-end="924" data-start="677">
	<li data-end="762" data-start="677">
	<p data-end="762" data-start="679">Sabun ve su ile düzenli el yıkama, enfeksiyonlardan korunmanın en etkili yoludur.</p>
	</li>
	<li data-end="823" data-start="763">
	<p data-end="823" data-start="765">Su ve sabun yoksa alkol bazlı antiseptik kullanılabilir.</p>
	</li>
	<li data-end="924" data-start="824">
	<p data-end="924" data-start="826">Gripli kişilerle temas sonrası eller mutlaka yıkanmalı veya antiseptik mendille temizlenmelidir.</p>
	</li>
</ul>

<p data-end="967" data-start="926"><strong data-end="965" data-start="926">3. Kalabalık Ortamlardan Uzak Durun</strong></p>

<ul data-end="1191" data-start="968">
	<li data-end="1029" data-start="968">
	<p data-end="1029" data-start="970">Kapalı alanlarda geçirilen süre virüs yayılımını artırır.</p>
	</li>
	<li data-end="1108" data-start="1030">
	<p data-end="1108" data-start="1032">Alışveriş merkezleri, toplu taşıma veya toplantılarda kısa süre kalınmalı.</p>
	</li>
	<li data-end="1191" data-start="1109">
	<p data-end="1191" data-start="1111">Hasta kişilerden uzak durun, maske kullanın ve en az 1 metre mesafeyi koruyun.</p>
	</li>
</ul>

<p data-end="1243" data-start="1193"><strong data-end="1241" data-start="1193">4. Dinlenmeye Zaman Ayırın ve Stresi Azaltın</strong></p>

<ul data-end="1425" data-start="1244">
	<li data-end="1348" data-start="1244">
	<p data-end="1348" data-start="1246">Stres bağışıklığı baskılar; gebelikte stresin azaltılması hem anne hem bebek sağlığına fayda sağlar.</p>
	</li>
	<li data-end="1425" data-start="1349">
	<p data-end="1425" data-start="1351">Hafif yürüyüş, nefes egzersizleri ve keyifli aktiviteler stresi azaltır.</p>
	</li>
</ul>

<p data-end="1476" data-start="1427"><strong data-end="1474" data-start="1427">5. Ev ve İş Ortamını Temiz ve Havadar Tutun</strong></p>

<ul data-end="1654" data-start="1477">
	<li data-end="1557" data-start="1477">
	<p data-end="1557" data-start="1479">Kapalı ortamlar mikroorganizmalar için üreme alanıdır; düzenli havalandırın.</p>
	</li>
	<li data-end="1654" data-start="1558">
	<p data-end="1654" data-start="1560">Yüzeyleri dezenfekte edin, nem oranını dengede tutun; gerekirse nemlendirici cihaz kullanın.</p>
	</li>
</ul>

<p data-end="1707" data-start="1656"><strong data-end="1705" data-start="1656">6. Beslenmenizi Bağışıklık Dostu Hale Getirin</strong></p>

<ul data-end="1940" data-start="1708">
	<li data-end="1812" data-start="1708">
	<p data-end="1812" data-start="1710">C vitamini (portakal, kivi, brokoli), çinko (kuruyemişler), omega-3 (balık) bağışıklığı güçlendirir.</p>
	</li>
	<li data-end="1879" data-start="1813">
	<p data-end="1879" data-start="1815">Yoğurt, kefir gibi probiyotikler bağırsak sağlığını destekler.</p>
	</li>
	<li data-end="1940" data-start="1880">
	<p data-end="1940" data-start="1882">Yeterli su tüketimi ve taze gıdalar bağışıklığı artırır.</p>
	</li>
</ul>

<p data-end="1991" data-start="1942"><strong data-end="1989" data-start="1942">7. Yeterli ve Kaliteli Uykuya Özen Gösterin</strong></p>

<ul data-end="2137" data-start="1992">
	<li data-end="2046" data-start="1992">
	<p data-end="2046" data-start="1994">7–8 saat dinlendirici uyku, bağışıklığı destekler.</p>
	</li>
	<li data-end="2137" data-start="2047">
	<p data-end="2137" data-start="2049">Ekran süresini azaltmak, ılık duş ve gevşeme egzersizleri uykuya geçişi kolaylaştırır.</p>
	</li>
</ul>

<p data-end="2191" data-start="2139"><strong data-end="2189" data-start="2139">8. Şüpheli Belirtilerde Hemen Doktora Başvurun</strong></p>

<ul data-end="2380" data-start="2192">
	<li data-end="2254" data-start="2192">
	<p data-end="2254" data-start="2194">Ateş, öksürük, halsizlik veya kas ağrısı ihmal edilmemeli.</p>
	</li>
	<li data-end="2329" data-start="2255">
	<p data-end="2329" data-start="2257">Hamilelikte enfeksiyonlar hızlı ilerleyebilir; doktor kontrolü kritik.</p>
	</li>
	<li data-end="2380" data-start="2330">
	<p data-end="2380" data-start="2332">Doktor önerisi olmadan ilaç kullanılmamalıdır.</p>
	</li>
</ul>

<p data-end="2380" data-start="2332"> </p>
]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/sonbahar-hamilelerine-ozel-8-oneri/14484/</link>
<pubDate>Sat, 08 Nov 2025 10:39:29 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Çocuklarda Bağışıklığı Güçlendirmenin 9 Etkili Yolu</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/cocuklarda-bagisikligi-guclendirmenin-9-etkili-yolu.jpeg" width="250"><br><h1 data-end="215" data-start="160"><span style="font-size: 13px;">Sonbaharla birlikte okulların açılması ve havaların değişkenliği, çocuklarda enfeksiyon ve alerjik hastalık riskini artırıyor. Acıbadem Kozyatağı Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı </span><strong data-end="436" data-start="410" style="font-size: 13px;">Dr. Manolya Hüma Şanlı</strong><span style="font-size: 13px;">, çocuklarda bağışıklığı güçlendirmenin 9 etkili yolunu paylaştı.</span></h1>

<h2 data-end="553" data-start="505">1. Toplu taşıma araçlarında maske kullanımı</h2>

<p data-end="762" data-start="554">Influenza ve COVID gibi kış enfeksiyonlarının bulaşma riskini azaltmak için toplu taşıma araçlarında maske takmak çok önemlidir. Hijyenik maske, üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı etkili koruma sağlar.</p>

<h2 data-end="796" data-start="764">2. Yeterli ve kaliteli uyku</h2>

<p data-end="1016" data-start="797">Çocukların yaşına göre <strong data-end="838" data-start="820">9-12 saat uyku</strong> alması gerekir. Özellikle saat 22.00-02.00 arasında derin uykuda salgılanan melatonin, antioksidan özellik göstererek bağışıklığı güçlendirir ve doku iyileşmesini hızlandırır.</p>

<h2 data-end="1038" data-start="1018">3. Bol su içmek</h2>

<p data-end="1295" data-start="1039">Yeterli su tüketimi, toksinlerin vücuttan atılmasına yardımcı olur ve cilt, böbrek, mide-bağırsak, kalp-damar sağlığı dahil tüm organların fonksiyonlarını destekler. Yetersiz su içmek; halsizlik, baş ağrısı, kabızlık, öksürük gibi sorunlara yol açabilir.</p>

<h2 data-end="1325" data-start="1297">4. Hijyene dikkat etmek</h2>

<p data-end="1546" data-start="1326">Ellerin sık yıkanması, diş fırçalama, duş ve ayak hijyeni çok önemlidir. Özellikle yemek öncesi ve tuvalet sonrası temizlik enfeksiyon riskini azaltır. Sigara dumanından uzak durmak da bağışıklık için kritik önemdedir.</p>

<h2 data-end="1581" data-start="1548">5. Stresi yönetmeyi öğrenmek</h2>

<p data-end="1792" data-start="1582">Aşırı stres bağışıklığı zayıflatır, iyileşmeyi geciktirir ve alerjik hastalık riskini artırır. Çocuklarla etkin iletişim, oyun ve sosyal ilişkiler stresi yönetmelerine yardımcı olarak bağışıklığı güçlendirir.</p>

<h2 data-end="1825" data-start="1794">6. Düzenli egzersiz yapmak</h2>

<p data-end="2036" data-start="1826">Günlük 1 saat fiziksel aktivite; yürüyüş, koşu, bisiklet, yüzme veya açık hava oyunları bağışıklığı güçlendirir ve zihinsel sağlığı destekler. Egzersiz, kan dolaşımını artırarak vücut savunmasını güçlendirir.</p>

<h2 data-end="2073" data-start="2038">7. Aşılarını düzenli yaptırmak</h2>

<p data-end="2273" data-start="2074">Rutin aşılar ve özellikle yıllık grip aşısı, bağışıklık sistemini mikroplara karşı önceden hazırlar ve hastalıklara karşı en güçlü korumayı sağlar. Çocuk doktoru kontrollerini aksatmamak önemlidir.</p>

<h2 data-end="2326" data-start="2275">8. Gereksiz antibiyotik kullanımından kaçınmak</h2>

<p data-end="2490" data-start="2327">Virüs kaynaklı enfeksiyonlarda antibiyotik fayda sağlamaz. Gereksiz antibiyotik kullanımı bağışıklığı zayıflatır ve vücudu zararlı bakterilere açık hale getirir.</p>

<h2 data-end="2529" data-start="2492">9. Dengeli ve sağlıklı beslenmek</h2>

<p data-end="2753" data-start="2530">Bağışıklık hücrelerinin gelişimi için protein, demir, çinko, A, C, D ve E vitaminleri ile omega-3’ten zengin gıdalar ve fermente ürünler önemlidir. Şekerli ve işlenmiş gıdalar bağışıklığı baskılar, iltihaplanmayı artırır.</p>

<p data-end="2753" data-start="2530"> </p>

<p data-end="2753" data-start="2530"> </p>
]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/cocuklarda-bagisikligi-guclendirmenin-9-etkili-yolu/14455/</link>
<pubDate>Wed, 05 Nov 2025 17:43:47 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Çocuklarda Löseminin 5 Öncü Sinyali! Uzman Uyardı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/2025/10/cocuklarda-loseminin-5-oncu-sinyali-uzman-uyardi.png" width="250"><br><h3 data-start="496" data-end="550"><strong data-start="500" data-end="548">Lösemi çocuklarda en sık görülen kanser türü</strong></h3>
<p data-start="551" data-end="883">Dünya genelinde çocuk kanserleri arasında ilk sırada yer alan <strong data-start="613" data-end="623">lösemi</strong>, özellikle <strong data-start="635" data-end="670">2-5 yaş aralığındaki çocuklarda</strong> sık görülüyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Çocuk Hematoloji ve Onkoloji Uzmanı <strong data-start="752" data-end="781">Prof. Dr. Cengiz Canpolat</strong>, anne ve babaların erken farkındalığı sayesinde tedavi başarısının büyük ölçüde arttığını belirtti.</p>
<p data-start="885" data-end="1159">Modern yaşamın getirdiği <strong data-start="910" data-end="962">hava kirliliği, hazır gıdalar, plastik kullanımı</strong> ve uzun süreli ekran başında geçirilen zamanın, çocuk sağlığını olumsuz etkilediğine dikkat çeken Canpolat, bu faktörlerin bağışıklık sistemini zayıflatarak lösemi riskini artırdığını vurguladı.</p>
<hr data-start="1161" data-end="1164">
<h3 data-start="1166" data-end="1205"><strong data-start="1170" data-end="1203">Erken teşhis hayat kurtarıyor</strong></h3>
<p data-start="1206" data-end="1488">Löseminin sinsice ilerlediğini belirten Prof. Dr. Canpolat, “Yorgunluk, enfeksiyon veya kansızlık gibi belirtilerle karıştırılabiliyor. Oysa erken tanı, tedavi başarısını doğrudan etkiliyor. Erken fark edilen her gün, çocuğun bağışıklık sistemi için büyük kazanım sağlıyor.” dedi.</p>
<hr data-start="1490" data-end="1493">
<h3 data-start="1495" data-end="1548"><strong data-start="1499" data-end="1546">Tedavide yeni dönem: Hedefe yönelik ilaçlar</strong></h3>
<p data-start="1549" data-end="1826">Lösemi tedavisinde artık <strong data-start="1574" data-end="1621">sadece kanser hücrelerine odaklanan ilaçlar</strong> kullanıldığını belirten Prof. Dr. Canpolat, “Yeni nesil ilaçlar sayesinde çocuklar tedavi sürecini daha iyi tolere ediyor. Saç dökülmesi, mide bulantısı gibi yan etkiler azalıyor.” ifadelerini kullandı.</p>
<hr data-start="1828" data-end="1831">
<h3 data-start="1833" data-end="1867"><strong data-start="1837" data-end="1865">Löseminin 5 öncü sinyali</strong></h3>
<h4 data-start="1869" data-end="1901"><strong data-start="1874" data-end="1899">1. Sebepsiz morluklar</strong></h4>
<p data-start="1902" data-end="2073">Çocuğun vücudunda <strong data-start="1920" data-end="1949">nedeni belirsiz morluklar</strong> oluşuyorsa bu durum ciddi bir uyarı olabilir. Özellikle sık tekrarlayan ve geç iyileşmeyen morluklar göz ardı edilmemeli.</p>
<h4 data-start="2075" data-end="2116"><strong data-start="2080" data-end="2114">2. Burun ve diş eti kanamaları</strong></h4>
<p data-start="2117" data-end="2257">Kendiliğinden başlayan, uzun süren veya sık tekrarlayan burun kanamaları, <strong data-start="2191" data-end="2231">kanın pıhtılaşma sisteminde bozukluk</strong> olabileceğini gösterir.</p>
<h4 data-start="2259" data-end="2310"><strong data-start="2264" data-end="2308">3. Sık tekrarlayan ateş ve enfeksiyonlar</strong></h4>
<p data-start="2311" data-end="2502">Lösemi hücreleri bağışıklık sistemini baskıladığı için çocuk sık sık <strong data-start="2380" data-end="2417">ateşlenir veya enfeksiyon geçirir</strong>. Uzun süren grip, boğaz iltihabı veya kol-bacak ağrıları varsa dikkat edilmelidir.</p>
<h4 data-start="2504" data-end="2540"><strong data-start="2509" data-end="2538">4. Lenf bezlerinde büyüme</strong></h4>
<p data-start="2541" data-end="2681">Boyun, koltuk altı veya kasık bölgesinde <strong data-start="2582" data-end="2595">şişlikler</strong> oluşuyorsa ve bu durum geçmiyorsa, mutlaka Çocuk Onkoloji uzmanına başvurulmalıdır.</p>
<h4 data-start="2683" data-end="2728"><strong data-start="2688" data-end="2726">5. Bitmeyen halsizlik ve yorgunluk</strong></h4>
<p data-start="2729" data-end="2881">Enerjik bir çocuğun birden <strong data-start="2756" data-end="2812">oyunlara ilgisini kaybetmesi, sık dinlenmek istemesi</strong> veya solgun görünmesi kansızlıktan öte bir durumu işaret edebilir.</p>
<hr data-start="2883" data-end="2886">
<h3 data-start="2888" data-end="2917"><strong data-start="2892" data-end="2915">Anne babalara uyarı</strong></h3>
<p data-start="2918" data-end="3101">Prof. Dr. Cengiz Canpolat, “Ebeveynlerin çocuklarını yakından gözlemlemesi ve en küçük şüphede bile uzman desteği alması, löseminin erken teşhisinde en önemli adım.” diyerek uyardı.</p>
<p data-start="2918" data-end="3101"> </p>
<p data-start="2918" data-end="3101"> </p>]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/cocuklarda-loseminin-5-oncu-sinyali-uzman-uyardi/14388/</link>
<pubDate>Fri, 31 Oct 2025 14:40:01 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Nefes almak bile zorlaştı: Lahor’da hava kirliliği tehlikeli seviyede</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/2025/10/nefes-almak-bile-zorlasti-lahorda-hava-kirliligi-tehlikeli-seviyede.png" width="250"><br><p data-start="430" data-end="702">Pakistan’ın ikinci büyük kenti <strong data-start="461" data-end="470">Lahor</strong>, son dönemde ölçülen en yoğun <strong data-start="501" data-end="519">hava kirliliği</strong> seviyelerine ulaştı. İsviçre merkezli <strong data-start="558" data-end="567">IQAir</strong> hava kalitesi izleme grubuna göre, Lahor’un <strong data-start="612" data-end="645">Hava Kalite Endeksi (AQI) 412</strong> seviyesine çıkarak “<strong data-start="666" data-end="679">tehlikeli</strong>” kategorisine girdi.</p>
<h3 data-start="704" data-end="738"><strong data-start="708" data-end="736">Sis tabakası kenti sardı</strong></h3>
<p data-start="739" data-end="944">Havaların soğumasıyla birlikte Lahor’un üzerine yoğun bir <strong data-start="797" data-end="813">sis tabakası</strong> çöktü. Yetkililer ek tedbirler almak için çalışmalar başlatırken, kent sakinleri mevcut önlemlerin yetersiz olduğunu belirtiyor.</p>
<h3 data-start="946" data-end="986"><strong data-start="950" data-end="984">Divali kutlamaları etkili oldu</strong></h3>
<p data-start="987" data-end="1194">Hava kirliliğinin artmasında <strong data-start="1016" data-end="1053">Hindistan’daki Divali kutlamaları</strong> etkili oldu. Yasak olmasına rağmen havai fişek ve maytapların patlatılması, rüzgar aracılığıyla kirliliğin Lahor’a taşınmasına sebep oldu.</p>
<h3 data-start="1196" data-end="1224"><strong data-start="1200" data-end="1222">Anız yakımı sorunu</strong></h3>
<p data-start="1225" data-end="1418">Kentteki hava kirliliği, yılın bu döneminde <strong data-start="1269" data-end="1287">anız yakılması</strong> nedeniyle de artıyor. <strong data-start="1310" data-end="1340">Pencap Çevre Koruma Ajansı</strong>, rüzgarın etkisiyle kirliliğin sınır ötesinden kente ulaştığını belirtiyor.</p>
<p data-start="1225" data-end="1418"> </p>
<p data-start="1225" data-end="1418"> </p>]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/nefes-almak-bile-zorlasti-lahor-da-hava-kirliligi-tehlikeli-seviyede/14326/</link>
<pubDate>Sat, 25 Oct 2025 13:00:02 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>