<?xml version="1.0"?>
<rss version="2.0"> 
  <channel>
<title>KÜLTÜR - SANAT - Nokta Gazetesi </title>
<link>https://noktagazetesi.com/kultur---sanat/</link>
<description></description>
<language>tr</language>
<copyright>https://noktagazetesi.com</copyright>
<image>
<title>https://noktagazetesi.com</title>
<url>
https://noktagazetesi.com/images/genel/Adsyz.jpg
</url>
<link>https://noktagazetesi.com</link>
<width>315</width>
<height>90</height>
</image><item>
<title>Louvre Müzesi’nde su sızıntısı. Yaklaşık 400 nadir kitap hasar gördü</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/2025/12/louvre-muzesinde-su-sizintisi-yaklasik-400-nadir-kitap-hasar-gordu.png" width="250"><br><p>Fransa'nın başkenti Paris’teki dünyaca ünlü Louvre Müzesi, milyon dolarlık soygunun ardından bu kez de bakımsızlık nedeniyle gündeme geldi. Müzenin eskiyen borularında meydana gelen su sızıntısı nedeniyle Mısır antik eserler bölümünde bulunan yaklaşık 400 nadir kitap hasar gördü.</p>

<p><br />
Louvre Genel Müdür Yardımcısı Francis Steinbock, su sızıntısının Mısır antik eserler bölümünün kütüphanesinde yer alan 3 odadan birini etkilediğini aktararak, odada 300 ila 400 eserin yer aldığını ve kontrollerin devam ettiğini ifade etti. Steinbock, sızıntıdan etkilenen kitapların değerli kitaplar olmadığını öne sürdü.</p>

<p><br />
Su tesisatındaki sorunların yıllardır bilindiğini kabul eden Steinbock, bakım ve onarımların Eylül 2026'da yapılmasının planlandığını söyledi.</p>

<p> </p>

<p><strong>19 EKİM'DEKİ SOYGUN DÜNYAYI ŞOK ETMİŞTİ</strong></p>

<p> </p>

<p>Her gün binlerce ziyaretçiyi ağırlayan ve yaklaşık 35 bin eserin sergilendiği dünyaca ünlü Louvre Müzesi'nde 19 Ekim'de soygun gerçekleştirilmişti. Sabah saatlerinde müze dışındaki bir kamyonun yük asansörünü kullanan kimliği henüz belirlenemeyen 4 hırsız, bir pencereyi kırarak Kraliyet mücevherlerinin sergilendiği Apollo Galerisi olarak adlandırılan bölüme girmişti. Hırsızlar, toplam 88 milyon euro değerindeki 9 parça mücevher çalmış, kaçtıkları sırada ise 3. Napolyon'un eşi İmparatoriçe Eugenie'ne ait tacı düşürmüşlerdi. Taç, hasarlı halde müzenin dışında bulunmuştu. Hırsızların soygunu 7 dakika sürmüş ve motosikletlerle olay yerinden kaçmışlardı. Soygun sonrası müze güvenlik gerekçesiyle geçici olarak kapatılmış ve yapılan incelemelerin ardından 3 gün sonra yeniden ziyaretçi kabul etmeye başlamıştı. Polis, soygunla ilgili 4 kişiyi tutuklamıştı.</p>
]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/louvre-muzesi-nde-su-sizintisi-yaklasik-400-nadir-kitap-hasar-gordu/14866/</link>
<pubDate>Mon, 08 Dec 2025 14:40:35 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Çekyalı Natalie Puskinova, Miss Earth 2025 Tacını Taktı!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/2025/11/cekyali-natalie-puskinova-miss-earth-2025-tacini-takti.png" width="250"><br><h3 data-start="353" data-end="407">Natalie Puskinova Miss Earth 2025 Tacını Kazandı</h3>
<p data-start="409" data-end="737">Dünyanın en prestijli çevre temalı güzellik yarışmalarından <strong data-start="469" data-end="488">Miss Earth 2025</strong>, Filipinler’in başkenti <strong data-start="513" data-end="523">Manila</strong>’da düzenlendi. Yarışmanın birincisi, Çekya’dan 21 yaşındaki <strong data-start="584" data-end="605">Natalie Puskinova</strong> oldu. Pazarlama ve halkla ilişkiler eğitimi alan genç öğrenci, 81 ülke temsilcisini geride bırakarak tacın sahibi olmayı başardı.</p>
<h3 data-start="739" data-end="778">“Bir Amaç Uğruna Güzeller” Teması</h3>
<p data-start="780" data-end="1002">Bu yılki yarışma, <strong data-start="798" data-end="851">“Bir Amaç Uğruna Güzeller” (Beauties for a Cause)</strong> temasıyla gerçekleştirildi. Puskinova, çevre bilincini ve sürdürülebilir yaşamı ön plana çıkaran projeleriyle jüriyi etkileyerek birinciliğe uzandı.</p>
<h3 data-start="1004" data-end="1055">“Küresel Çevre Sorunlarında Birlik Olmalıyız”</h3>
<p data-start="1057" data-end="1282">Törende yaptığı konuşmada Puskinova, “Güzelliği sadece dış görünüşle değil, çevreye ve dünyaya kattığımız değerle ölçmeliyiz. Küresel çevre sorunlarının çözümünde birlik olmaya ilham vermek istiyorum.” ifadelerini kullandı.</p>
<h3 data-start="1284" data-end="1306">Diğer Kazananlar</h3>
<p data-start="1308" data-end="1510">Yarışmada <strong data-start="1318" data-end="1352">İzlanda’dan Soldis Ivarsdottir</strong> “Miss Earth Air 2025”, <strong data-start="1376" data-end="1404">Vietnam’dan Trinh My Anh</strong> “Miss Earth Water 2025”, <strong data-start="1430" data-end="1460">Tayland’dan Waree Ngamkham</strong> ise “Miss Earth Fire 2025” unvanlarını kazandı.</p>
<h3 data-start="1512" data-end="1541">Çevre Bilinci Ön Planda</h3>
<p data-start="1543" data-end="1839">Miss Earth organizasyonu, katılımcıların sadece güzelliğiyle değil, çevreye duyarlı projeleriyle de değerlendirildiği bir platform olarak biliniyor. Natalie Puskinova’nın yeni dönem Miss Earth olarak çevre farkındalığı ve sürdürülebilirlik konusunda küresel kampanyalarda yer alması bekleniyor.</p>
<p data-start="1543" data-end="1839"> </p>
<p data-start="1543" data-end="1839"> </p>
<p data-start="1543" data-end="1839"> </p>]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/cekyali-natalie-puskinova-miss-earth-2025-tacini-takti/14463/</link>
<pubDate>Thu, 06 Nov 2025 14:20:02 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Tavşan İmparatorluğu Altın Portakal’da Zirveye Oturdu!</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/2025/11/tavsan-imparatorlugu-altin-portakalda-zirveye-oturdu.png" width="250"><br><p data-start="303" data-end="600">Antalya Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen <strong data-start="374" data-end="432">62. Uluslararası Antalya Altın Portakal Film Festivali</strong>, görkemli bir törenle sona erdi. Cam Piramit Fuar ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen kapanış gecesinde sinema dünyasının en prestijli ödülleri sahiplerini buldu.</p>
<p data-start="602" data-end="744">Sunuculuğunu <strong data-start="615" data-end="636">Alpdoğan Esenoğlu</strong> ve <strong data-start="640" data-end="658">Nefise Karatay</strong>’ın yaptığı gecede, müzik dinletisiyle başlayan tören, büyük bir coşkuya sahne oldu.</p>
<p data-start="746" data-end="1040">Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması’nda <strong data-start="784" data-end="801">“En İyi Film”</strong> ödülünü yönetmen <strong data-start="819" data-end="839">Seyfettin Tokmak</strong>’ın yönettiği <em data-start="853" data-end="875">Tavşan İmparatorluğu</em> kazandı. Film toplamda <strong data-start="899" data-end="909">7 ödül</strong> alarak festivalin en çok ödül kazanan yapımı oldu. Tokmak, “Rüyada gibiyim, bu bir mucize.” sözleriyle duygularını dile getirdi.</p>
<p data-start="1042" data-end="1346"><strong data-start="1042" data-end="1065">En İyi Kadın Oyuncu</strong> ödülünü <em data-start="1074" data-end="1085">Erken Kış</em> filmindeki performansıyla <strong data-start="1112" data-end="1128">Leyla Tanlar</strong>, <strong data-start="1130" data-end="1153">En İyi Erkek Oyuncu</strong> ödülünü ise <em data-start="1166" data-end="1182">Parçalı Yıllar</em> filmiyle <strong data-start="1192" data-end="1213">Yetkin Dikinciler</strong> kazandı. Yardımcı oyuncu ödülleri ise <em data-start="1252" data-end="1259">Kanto</em> filminden <strong data-start="1270" data-end="1287">Yıldız Kültür</strong> ve <em data-start="1291" data-end="1313">Tavşan İmparatorluğu</em>’ndan <strong data-start="1319" data-end="1335">Sermet Yeşil</strong>’e gitti.</p>
<p data-start="1348" data-end="1409">Teknik kategorilerde de dikkat çeken başarılar elde edildi.</p>
<ul data-start="1410" data-end="1684">
<li data-start="1410" data-end="1476">
<p data-start="1412" data-end="1476"><strong data-start="1412" data-end="1432">En İyi Yönetmen:</strong> Seyfettin Tokmak – <em data-start="1452" data-end="1474">Tavşan İmparatorluğu</em></p>
</li>
<li data-start="1477" data-end="1549">
<p data-start="1479" data-end="1549"><strong data-start="1479" data-end="1498">En İyi Senaryo:</strong> Gözde Yetişkin &amp; Emre Sert – <em data-start="1528" data-end="1547">Sahibinden Rahmet</em></p>
</li>
<li data-start="1550" data-end="1631">
<p data-start="1552" data-end="1631"><strong data-start="1552" data-end="1581">En İyi Görüntü Yönetmeni:</strong> Claudia Becerril Bulos – <em data-start="1607" data-end="1629">Tavşan İmparatorluğu</em></p>
</li>
<li data-start="1632" data-end="1684">
<p data-start="1634" data-end="1684"><strong data-start="1634" data-end="1651">En İyi Müzik:</strong> İrsel Çivit – <em data-start="1666" data-end="1682">Parçalı Yıllar</em></p>
</li>
</ul>
<p data-start="1686" data-end="1850"><strong data-start="1686" data-end="1708">Cahide Sonku Ödülü</strong>, <em data-start="1710" data-end="1726">Parçalı Yıllar</em> ve <em data-start="1730" data-end="1757">Bağlar Kökler ve Tutkular</em> filmlerinde emeği geçen <strong data-start="1782" data-end="1817">Bilge Şen, Ezgi Yaren Karademir</strong> ve <strong data-start="1821" data-end="1837">Nanaz Bahram</strong>’a verildi.</p>
<p data-start="1852" data-end="2109">Uluslararası kategoride ise <strong data-start="1880" data-end="1897">“En İyi Film”</strong> ödülünü <em data-start="1906" data-end="1914">A Poet</em> kazanırken, <strong data-start="1927" data-end="1946">En İyi Yönetmen</strong> ödülü <em data-start="1953" data-end="1961">Father</em> filmiyle <strong data-start="1971" data-end="1989">Tereza Nvotova</strong>’ya gitti. <strong data-start="2000" data-end="2015">Lea Drucker</strong> (<em data-start="2017" data-end="2030">Adam’s Sake</em>) en iyi kadın, <strong data-start="2046" data-end="2062">Ubeimar Rios</strong> (<em data-start="2064" data-end="2072">A Poet</em>) en iyi erkek oyuncu ödülünü aldı.</p>
<p data-start="2111" data-end="2333">Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili <strong data-start="2153" data-end="2170">Büşra Özdemir</strong>, törende yaptığı konuşmada, “Altın Portakal yalnızca bir festival değil, emeğin, inancın ve umudun sembolüdür.” diyerek sanatın birleştirici gücüne vurgu yaptı.</p>
<p data-start="2335" data-end="2573">Festivalde ayrıca <strong data-start="2353" data-end="2369">Engin Çağlar</strong> anılarak Yeşilçam’a saygı duruşunda bulunuldu.<br data-start="2416" data-end="2419">Kısa film dalında <strong data-start="2437" data-end="2464">“Ölüm Bizi Ayırana Dek”</strong> (Deniz Koloş) birinci olurken, belgesel kategorisinde <strong data-start="2519" data-end="2535">“Roman Gibi”</strong> (Tayfun Belet) en iyi film seçildi.</p>
<ol start="62" data-start="2575" data-end="2719">
<li data-start="2575" data-end="2719">
<p data-start="2579" data-end="2719">Altın Portakal Film Festivali, Türk sinemasına yeni bir soluk kazandıran yapımları ve genç yetenekleriyle unutulmaz bir geceye sahne oldu.</p>
</li>
</ol>
<p data-start="2721" data-end="2884" data-is-last-node="" data-is-only-node=""><strong data-start="2721" data-end="2735">Etiketler:</strong><br data-start="2735" data-end="2738">Altın Portakal, Antalya Film Festivali, Tavşan İmparatorluğu, Seyfettin Tokmak, Leyla Tanlar, Yetkin Dikinciler, Türk Sineması, Antalya Belediyesi</p>
<p data-start="2721" data-end="2884" data-is-last-node="" data-is-only-node=""> </p>
<p data-start="2721" data-end="2884" data-is-last-node="" data-is-only-node=""> </p>]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/tavsan-imparatorlugu-altin-portakal-da-zirveye-oturdu/14419/</link>
<pubDate>Mon, 03 Nov 2025 12:15:01 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sumo güreşçileri, 1500 yıllık geleneği Londra’ya taşıyor</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/2025/10/sumo-gurescileri-1500-yillik-gelenegi-londraya-tasiyor.png" width="250"><br><h3 data-start="341" data-end="381">Londra’da sumo geleneği canlanıyor</h3>
<p data-start="382" data-end="590">Japonya’nın antik sporu sumo, 1991’den 30 yıl sonra yeniden Londra’da sahne alıyor. Turnuva, güreşçilerin ritüellerini sergilemesini ve sumonun disiplin ile hassasiyetini izleyicilere göstermesini sağlıyor.</p>
<h3 data-start="592" data-end="628">Ritüel ve gösterinin birleşimi</h3>
<p data-start="629" data-end="887">Etkinlik, büyük kalabalıkları çekmesi beklenen bir gösteri sunarken, izleyicilere Japonya’nın ulusal sporunu anavatanı dışında izleme imkânı tanıyor. Sumo, atletik beceri, ritüel ve gösterişi bir araya getirerek, asırlık bir geleneği tüm dünyaya tanıtıyor.</p>
<h3 data-start="889" data-end="924">Kültürel miras ve farkındalık</h3>
<p data-start="925" data-end="1107">Organizatörler, etkinliğin sadece bir spor gösterisi olmadığını, Japon kültürel mirasının kutlanması ve sumonun ring dışında da anlaşılmasını teşvik etmeyi amaçladığını belirtiyor.</p>
<p data-start="925" data-end="1107"> </p>
<p data-start="925" data-end="1107"> </p>]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/sumo-gurescileri-1500-yillik-gelenegi-londra-ya-tasiyor/14220/</link>
<pubDate>Fri, 17 Oct 2025 11:55:01 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Nobel’de Gizlilik Krizi: Kazanan Aday Sızdırılmış Olabilir</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/2025/10/nobelde-gizlilik-krizi-kazanan-aday-sizdirilmis-olabilir.png" width="250"><br><h2 data-start="64" data-end="117">Machado Bahislerde Öne Çıktı, Soruşturma Başladı</h2>
<p data-start="119" data-end="449">Norveçli yetkililer, bu yılki <strong data-start="149" data-end="170">Nobel Barış Ödülü</strong> açıklamasından hemen önce Venezuela muhalefet lideri <strong data-start="224" data-end="248">Maria Corina Machado</strong>’ya yönelik çevrim içi bahislerde yaşanan olağandışı artış nedeniyle soruşturma başlattı. Olay, gizliliğiyle ünlü Nobel Komitesi’nden nadir bir sızıntı yaşanmış olabileceği şüphesini gündeme getirdi.</p>
<h2 data-start="451" data-end="481">Şüpheli Bahis Hareketleri</h2>
<p data-start="483" data-end="934">Çevrim içi bir bahis sitesinde, Machado’nun kazanma oranları Norveç saatiyle perşembe gece yarısından kısa süre sonra hızla yükseldi. Başlangıçta yüzde 3,75 olan olasılık birkaç saat içinde <strong data-start="673" data-end="689">yüzde 72,8’e</strong> fırladı. Bu değişim, çok sayıda kullanıcının aniden Machado’ya yüksek miktarlı bahis yapmasıyla gerçekleşti. İddialara göre bir kullanıcı 65 bin doların üzerinde kazanç elde etti; başka bir kazananın hesabı ise bahsin yapıldığı gün açılmıştı.</p>
<h2 data-start="936" data-end="970">Nobel Enstitüsü’nden Açıklama</h2>
<p data-start="972" data-end="1346">Nobel Enstitüsü Başkanı <strong data-start="996" data-end="1023">Kristian Berg Harpviken</strong>, Bloomberg’e yaptığı açıklamada, “Bilgilerimiz üzerinden para kazanmak isteyen bir suç aktörünün hedefi olmuş olabiliriz” dedi. Harpviken, daha sonra Norveç gazetesi <strong data-start="1190" data-end="1205">Aftenposten</strong>’e yaptığı açıklamada sızıntı olduğuna dair kesin bir kanıt olmadığını, ancak konuyla ilgili resmi bir soruşturma başlatılacağını belirtti.</p>
<h2 data-start="1348" data-end="1381">Tarihi Ödül Machado’ya Gitti</h2>
<p data-start="1383" data-end="1629">Machado, cuma günü Norveç saatiyle 10.50’de Harpviken tarafından arandı ve <strong data-start="1458" data-end="1484">2025 Nobel Barış Ödülü</strong>’nü kazandığı kendisine bildirildi. Demokratik aktivizmi nedeniyle ödüle layık görülen Machado, Nobel Barış Ödülü’nü alan ilk Venezuelalı oldu.</p>
<h2 data-start="1631" data-end="1657">Yarışta Kimler Vardı?</h2>
<p data-start="1659" data-end="1943">Ödül açıklanmadan önce çevrim içi bahislerde en yüksek olasılık Rus muhalif lider <strong data-start="1741" data-end="1760">Aleksey Navalni</strong>’nin eşi <strong data-start="1769" data-end="1788">Yulia Navalnaya</strong>’ya aitti; onu ABD Başkanı <strong data-start="1815" data-end="1831">Donald Trump</strong> izliyordu. Ancak son saatlerde yaşanan beklenmedik hareketlilik, Machado’nun adının öne çıkmasına neden oldu.</p>
<h2 data-start="1945" data-end="1987">Nobel Komitesi’nin Gizlilik İddiaları</h2>
<p data-start="1989" data-end="2331">Nobel Komitesi Başkanı <strong data-start="2012" data-end="2036">Jorgen Watne Frydnes</strong>, Aftenposten’e yaptığı açıklamada, “Yarım yüzyılı aşkın süredir son derece gizli bir süreç yürütüyoruz ve sırlarımızı koruma konusunda oldukça iyiyiz” dedi. Ancak yaşanan bu olağan dışı durum, Nobel tarihindeki en ciddi gizlilik ihlallerinden biri olabileceği yorumlarını beraberinde getirdi.</p>
<p data-start="1989" data-end="2331"> </p>
<p data-start="1989" data-end="2331"> </p>
<p data-start="1989" data-end="2331"> </p>]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/nobel-de-gizlilik-krizi-kazanan-aday-sizdirilmis-olabilir/14152/</link>
<pubDate>Sat, 11 Oct 2025 12:00:02 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Kolezyum’un altında gizli tünel keşfedildi: İmparatorların gizli yolu gün yüzüne çıktı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/2025/10/kolezyumun-altinda-gizli-tunel-kesfedildi-imparatorlarin-gizli-yolu-gun-yuzune-cikti.png" width="250"><br><h3 data-start="399" data-end="445">Kolezyum’un gizli tüneli ziyarete açıldı</h3>
<p data-start="446" data-end="686">Antik Roma’nın simgesi <strong data-start="469" data-end="484">Kolezyum’un</strong> altında, imparatorların arenadan gizlice çıkmasını sağlayan <strong data-start="545" data-end="570">55 metrelik bir tünel</strong> bulundu. Tünel, amfitiyatronun M.S. 70’lerde inşasından birkaç on yıl sonra, 1. ve 2. yüzyıllar arasında yapıldı.</p>
<h3 data-start="688" data-end="724">İmparatorların gizli güzergahı</h3>
<p data-start="725" data-end="1016">Tünel, imparatorun locasından başlayarak tribünlerin altından geçiyor ve Kolezyum’un güney ucuna kadar uzanıyor. Bu sayede imparatorlar kalabalığın fark etmediği bir şekilde arenayı terk edebiliyordu. Ayrıca <strong data-start="933" data-end="982">gladyatörlerin antrenman yaptığı Ludus Magnus</strong> okuluna da bağlantı sağlıyordu.</p>
<h3 data-start="1018" data-end="1049">Restorasyon ve süslemeler</h3>
<p data-start="1050" data-end="1392">Tünel restore edilip ışıklandırıldı, havalandırma delikleriyle desteklendi ve artık ziyaretçilere açık. Antik yüzeylerde <strong data-start="1171" data-end="1213">mermer kaplamalar, metal kıskaç izleri</strong> ve <strong data-start="1217" data-end="1265">Dionysos ile Ariadne’nin mitolojik sahneleri</strong> gibi süslemeler bulunuyor. Giriş kısmında ise domuz avları, ayı dövüşleri ve akrobatik gösteriler kabartmalarla betimlenmiş.</p>
<h3 data-start="1394" data-end="1429">Tarihe tanıklık eden Kolezyum</h3>
<p data-start="1430" data-end="1830">M.S. 72’de <strong data-start="1441" data-end="1464">İmparator Vespasian</strong> döneminde inşa edilen ve M.S. 80’de Titus tarafından tamamlanan Kolezyum, antik dünyanın en büyük amfitiyatrosu olarak biliniyor. Binlerce gladyatör dövüşüne, vahşi hayvan avına ve infaza sahne olan yapı, günümüzde sadece üçte biriyle ayakta. Yüzyıllar boyunca deprem ve taş hırsızlığına rağmen Kolezyum, Roma İmparatorluğu’nun ihtişamını yansıtmaya devam ediyor.</p>
<p data-start="1430" data-end="1830"> </p>
<p data-start="1430" data-end="1830"> </p>]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/kolezyum-un-altinda-gizli-tunel-kesfedildi-imparatorlarin-gizli-yolu-gun-yuzune-cikti/14119/</link>
<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 20:50:03 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Bob Ross’un tabloları açık artırmaya çıkıyor: Gelir kamu televizyonlarına destek olacak</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/2025/10/bob-rossun-tablolari-acik-artirmaya-cikiyor-gelir-kamu-televizyonlarina-destek-olacak.png" width="250"><br><h3 data-start="407" data-end="463">Bob Ross tablolarıyla kamu televizyonlarına destek</h3>
<p data-start="464" data-end="741">Amerikalı ünlü ressam <strong data-start="486" data-end="512">Bob Ross’un 30 tablosu</strong>, federal bütçe kesintileri nedeniyle mali sıkıntı yaşayan <strong data-start="571" data-end="612">kamu televizyonlarına kaynak yaratmak</strong> amacıyla açık artırmaya çıkarılıyor. Ross, 1980’ler ve 90’larda yaptığı resim programlarıyla milyonların sevgisini kazanmıştı.</p>
<h3 data-start="743" data-end="790">Açık artırmalar Los Angeles’ta başlayacak</h3>
<p data-start="791" data-end="1008">Associated Press’in haberine göre, <strong data-start="826" data-end="850">Bonhams müzayede evi</strong>, Ross’un üç tablosunu <strong data-start="873" data-end="903">11 Kasım’da Los Angeles’ta</strong> satışa sunacak. Daha sonra satışlar Londra, New York, Boston ve çevrim içi platformlarla devam edecek.</p>
<h3 data-start="1010" data-end="1055">Gelir kamu televizyonlarına aktarılacak</h3>
<p data-start="1056" data-end="1341">Açık artırmalardan elde edilen gelirin tamamı, <strong data-start="1103" data-end="1178">American Public Television içeriklerini kullanan televizyon kanallarına</strong> aktarılacak. Bu sayede özellikle küçük ve kırsal bölgelerdeki kanalların, Ross’un programından uyarlanan yapımların telif ücretlerini ödemesine destek olunacak.</p>
<h3 data-start="1343" data-end="1394">Kamu yayın kurumlarının ödenekleri kesilmişti</h3>
<p data-start="1395" data-end="1719">ABD Kongresi, Temmuz ayında kamu yayıncılığı için ayrılan <strong data-start="1453" data-end="1494">1,1 milyar dolarlık ödeneği kaldırmış</strong>tı. Yaklaşık 330 PBS ve 246 NPR istasyonu alternatif finansman kaynakları bulmak zorunda kaldı. Birçok istasyon bağış kampanyaları düzenlerken bazıları programlarını azaltmak veya çalışanlarını işten çıkarmak zorunda kaldı.</p>
<h3 data-start="1721" data-end="1745">Bob Ross’un mirası</h3>
<p data-start="1746" data-end="2010">1995’te kansere bağlı komplikasyonlar nedeniyle hayatını kaybeden Ross, <strong data-start="1818" data-end="1841">The Joy of Painting</strong> programıyla tanınıyordu. Programı, pandemide yeniden popüler olmuş ve “hata yoktur, yalnızca mutlu kazalar vardır” gibi sözleriyle izleyicilerin sevgisini kazanmıştı.</p>
<h3 data-start="2012" data-end="2063">Tabloların değeri 1,4 milyon doları bulabilir</h3>
<p data-start="2064" data-end="2379">Açık artırmaya çıkacak tablolar, Ross’un kariyerinin farklı dönemlerinden manzara resimlerinden oluşuyor. Bonhams müzayede evi, satışa çıkarılacak 30 tablonun toplam değerinin <strong data-start="2240" data-end="2272">850 bin ila 1,4 milyon dolar</strong> arasında olmasını bekliyor. Önceki satışlarda ise iki tablo 114 bin 800 ve 95 bin 750 dolara satılmıştı.</p>
<p data-start="2064" data-end="2379"> </p>
<p data-start="2064" data-end="2379"> </p>]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/bob-ross-un-tablolari-acik-artirmaya-cikiyor-gelir-kamu-televizyonlarina-destek-olacak/14117/</link>
<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 17:00:03 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Contemporary Istanbul 20. yılını kutladı: 900’den fazla eser sanatseverlerle buluştu</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/2025/09/contemporary-istanbul-20-yilini-kutladi-900den-fazla-eser-sanatseverlerle-bulustu.png" width="250"><br><p data-start="361" data-end="694">Türkiye’nin en önemli çağdaş sanat fuarı olan <strong data-start="407" data-end="432">Contemporary Istanbul</strong>, bu yıl 20. kez sanatseverlerle buluştu. Fuar kapsamında 900’den fazla eser, yerli ve yabancı sanatçıların katılımıyla sergilendi. İstanbul’un kültürel yaşamına damga vuran etkinlik, hem koleksiyonerlerden hem de geniş sanatsever kitlesinden yoğun ilgi gördü.</p>
<ol start="20" data-start="696" data-end="946">
<li data-start="696" data-end="946">
<p data-start="700" data-end="946">yıl özel programıyla öne çıkan Contemporary Istanbul, uluslararası galeriler, sanatçılar ve sanat kurumlarını bir araya getirerek kültürel etkileşimi artırdı. Fuarda resim, heykel, dijital sanat, enstalasyon ve yeni medya eserleri dikkat çekti.</p>
</li>
</ol>
<p data-start="948" data-end="1285">Etkinlik boyunca düzenlenen paneller, sanat konuşmaları ve performanslarla katılımcılar, çağdaş sanatın güncel trendlerini yakından takip etme fırsatı buldu. İstanbul’un sanat dünyasında önemli bir marka haline gelen Contemporary Istanbul, hem Türkiye’nin kültürel kimliğini güçlendirdi hem de uluslararası sanat sahnesine katkı sundu.</p>
<p data-start="948" data-end="1285"> </p>
<p data-start="948" data-end="1285"> </p>]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/contemporary-istanbul-20-yilini-kutladi-900-den-fazla-eser-sanatseverlerle-bulustu/13996/</link>
<pubDate>Sun, 28 Sep 2025 19:05:02 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>The Rolling Stones’a intihal davası: İspanyol grup Angelslang harekete geçti</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/2025/09/the-rolling-stonesa-intihal-davasi-ispanyol-grup-angelslang-harekete-gecti.png" width="250"><br><p data-start="152" data-end="470">Efsanevi İngiliz rock grubu <strong data-start="180" data-end="202">The Rolling Stones</strong>, İspanyol müzik grubu <strong data-start="225" data-end="239">Angelslang</strong> tarafından açılan telif hakkı davasıyla karşı karşıya. Grup solisti <strong data-start="308" data-end="335">Sergio Garcia Fernandez</strong>, 2020’de COVID-19 döneminde yayımlanan <strong data-start="375" data-end="403">“Living in a Ghost Town”</strong> şarkısının, kendi iki şarkısından izler taşıdığını iddia ediyor.</p>
<h2 data-start="472" data-end="488">Dava süreci</h2>
<p data-start="490" data-end="793">Fernandez, öncelikle davayı ABD’de <strong data-start="525" data-end="558">New Orleans federal mahkemesi</strong>’nde açmış, ancak yetkisizlik gerekçesiyle dava reddedilmişti. Mahkeme, Rolling Stones’un İngiliz olduğunu, davacının İspanya’da yaşadığını ve grup üyelerinin New Orleans’ta sadece dört kez sahne aldığını belirterek yetkiyi reddetti.</p>
<p data-start="795" data-end="1018">Dava şu an <strong data-start="806" data-end="838">Madrid 19. Ticaret Mahkemesi</strong>’nde devam ediyor. Fernandez, “Şeytani Majestelerinin talebiyle dava İspanya’ya taşındı ve bu süreçte şarkılar arasındaki benzerlikler de dolaylı olarak kabul edilmiş oldu” dedi.</p>
<h2 data-start="1020" data-end="1047">Fernandez’in iddiaları</h2>
<p data-start="1049" data-end="1342">Davacı, Rolling Stones’un 2006 tarihli <strong data-start="1088" data-end="1102">“So Sorry”</strong> ve 2007 tarihli <strong data-start="1119" data-end="1136">“Seed of God”</strong> şarkılarındaki unsurları izinsiz kullandığını öne sürüyor. Şarkılar arasında vokal melodileri, akor dizilimleri, perküsyon düzenleri, armonika partisyonları ve tempo benzerlikleri bulunduğunu belirtiyor.</p>
<p data-start="1344" data-end="1583">Fernandez ayrıca, 2013’te Madrid’de Mick Jagger’ın kardeşi <strong data-start="1403" data-end="1419">Chris Jagger</strong> ile tanıştığını ve şarkıların demo CD’sini verdiğini, Chris’in e-postalarında müzik tarzının Stones’un ilgisini çekebileceğine dair yorumlar yaptığını aktarıyor.</p>
<p data-start="1585" data-end="1894">Dava kapsamında sunulan bir <strong data-start="1613" data-end="1633">müzikolog raporu</strong>, parçalı intihal olduğunu ve Angelslang’in şarkılarından tanınabilir bölümlerin kullanıldığını ileri sürüyor. Fernandez, sürecin kendisine siber saldırılar ve sağlık sorunları olarak yansıdığını ve hatta vasiyetname hazırlamak zorunda kaldığını ifade ediyor.</p>
<h2 data-start="1896" data-end="1915">Belirsizlikler</h2>
<p data-start="1917" data-end="2214">Uzmanlar, benzerliklerin Stones’un bilinçli intihali mi yoksa müzik tarzlarının doğal benzerliği mi olduğunu tartışıyor. Fernandez, hatta şarkıların yapay zekâ ile birleştirilmiş olabileceğini speküle etse de, 2020’de yapay zekâ teknolojisinin müzik üretiminde hâlen sınırlı olduğunu belirtiyor.</p>
<p data-start="1917" data-end="2214"> </p>
<p data-start="1917" data-end="2214"> </p>]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/the-rolling-stones-a-intihal-davasi-ispanyol-grup-angelslang-harekete-gecti/13985/</link>
<pubDate>Sat, 27 Sep 2025 22:50:02 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Prix Pictet 2025: Şilili sanatçı Alfredo Jaar prestijli fotoğraf ve sürdürülebilirlik ödülünü kazandı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/2025/09/prix-pictet-2025-silili-sanatci-alfredo-jaar-prestijli-fotograf-ve-surdurulebilirlik-odulunu-kazandi.png" width="250"><br><p data-start="161" data-end="363"><strong data-start="161" data-end="361">Utah’taki Büyük Tuz Gölü’nün yok oluşunu belgeleyen ‘The End’ serisiyle Şilili sanatçı Alfredo Jaar, dünyanın önde gelen fotoğraf ve sürdürülebilirlik ödüllerinden Prix Pictet 2025’in sahibi oldu.</strong></p>
<p data-start="365" data-end="696">Bu yıl <strong data-start="372" data-end="385">“Fırtına”</strong> temasıyla düzenlenen Prix Pictet’in 11. döngüsünde, sanatçı <strong data-start="446" data-end="462">Alfredo Jaar</strong> 107 bin euro ödülün sahibi oldu. Jaar’ın <strong data-start="504" data-end="517">“The End”</strong> adlı çalışması, aşırı su çekimiyle kuruyan ve bilim insanları tarafından “çevresel bir nükleer bomba” olarak tanımlanan <strong data-start="638" data-end="672">Büyük Tuz Gölü’nün trajedisini</strong> gözler önüne seriyor.</p>
<h3 data-start="698" data-end="744">Jaar: “Gezegenimiz için görsel bir ağıt”</h3>
<p data-start="745" data-end="1018">Jaar, serisi hakkında, <em data-start="768" data-end="1010">“Gölün trajik kaderini göstermek ve aynı zamanda olağanüstü güzelliğini ortaya koymak istedim. Bu trajedinin büyüklüğü karşısında görüntüleri küçük formatta basmayı seçtim; bu, ölen gezegenimiz için bir görsel fısıltı, bir ağıt niteliğinde”</em> dedi.</p>
<p data-start="1020" data-end="1272">Bir zamanlar batı yarımkürenin en önemli ekosistemlerinden biri olan göl, <strong data-start="1094" data-end="1170">19. yüzyıldan bu yana suyunun %73’ünü ve yüzey alanının %60’ını kaybetti</strong>. Tuzluluk tehlikeli seviyelere yükselirken, zehirli tozlar ekolojik ve ekonomik riskleri artırıyor.</p>
<h3 data-start="1274" data-end="1312">Jüri: “Çeşitlilik olağanüstüydü”</h3>
<p data-start="1313" data-end="1617">Prix Pictet’in kurucusu ve başkanı <strong data-start="1348" data-end="1366">Sir David King</strong>, finalistleri değerlendirerek şunları söyledi: <em data-start="1414" data-end="1615">“Mevcut iklim felaketinin etkileri çok büyük. Kısa listeye kalan 12 sanatçının yaklaşımı olağanüstüydü. Victoria ve Albert Müzesi’ndeki sergi gerçekten dikkat çekiciydi. Herhangi biri kazanabilirdi.”</em></p>
<h3 data-start="1619" data-end="1645">Finale kalan eserler</h3>
<p data-start="1646" data-end="1975">Kısa listede yer alan diğer çalışmalar arasında <strong data-start="1694" data-end="1726">Balazs Gardi’nin ‘The Storm’</strong>, <strong data-start="1728" data-end="1768">Belal Khaled’in ‘Hands Tell Stories’</strong>, <strong data-start="1770" data-end="1809">Baudouin Mouanda’nın ‘Seasonal Sky’</strong>, <strong data-start="1811" data-end="1848">Camille Seaman’ın ‘The Big Cloud’</strong>, <strong data-start="1850" data-end="1889">Hannah Modigh’in ‘Hurricane Season’</strong> ve <strong data-start="1893" data-end="1934">Laetitia Vançon’un ‘Tribute to Odesa’</strong> gibi dikkat çekici projeler bulunuyor.</p>
<p data-start="1977" data-end="2104">Ayrıca <strong data-start="1984" data-end="2051">Marina Canevea, Patrizia Zelano, Roberto Huarcaya, Takashi Arai</strong> ve <strong data-start="2055" data-end="2068">Tom Fecht</strong> de finalistler arasında yer aldı.</p>
<h3 data-start="2106" data-end="2127">Sergi Londra’da</h3>
<p data-start="2128" data-end="2235">Ödül serisi <strong data-start="2140" data-end="2206">19 Ekim 2025’e kadar Londra’daki Victoria ve Albert Müzesi’nde</strong> sanatseverlerle buluşacak.</p>
<p data-start="2128" data-end="2235"> </p>
<p data-start="2128" data-end="2235"> </p>]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/prix-pictet-2025-silili-sanatci-alfredo-jaar-prestijli-fotograf-ve-surdurulebilirlik-odulunu-kazandi/13984/</link>
<pubDate>Sat, 27 Sep 2025 21:50:02 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Jennifer Lawrence, Gazze protestolarının damga vurduğu San Sebastian Festivali’nde Donostia Ödülü’nü aldı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/2025/09/jennifer-lawrence-gazze-protestolarinin-damga-vurdugu-san-sebastian-festivalinde-donostia-odulunu-aldi.png" width="250"><br><p data-start="165" data-end="396"><strong data-start="165" data-end="394">İspanya’nın kuzeyindeki San Sebastian Uluslararası Film Festivali’nde, Hollywood yıldızı Jennifer Lawrence’a Donostia Ödülü verildi. Filistin’e destek protestolarının damga vurduğu festival, güçlü siyasi mesajlara sahne oldu.</strong></p>
<ol start="73" data-start="398" data-end="625">
<li data-start="398" data-end="625">
<p data-start="402" data-end="625">San Sebastian Film Festivali’nin en dikkat çeken anı, <strong data-start="456" data-end="518">35 yaşındaki Jennifer Lawrence’ın Donostia Ödülü’nü alması</strong> oldu. Bir Oscar ve Altın Küre sahibi olan Lawrence, bu ödülü kazanan en genç sanatçı unvanını elde etti.</p>
</li>
</ol>
<h3 data-start="627" data-end="683">Lawrence: "ABD’de ifade özgürlüğü saldırı altında"</h3>
<p data-start="684" data-end="946">Tören öncesi konuşan Lawrence, ödülün kendisi için “büyük bir onur” olduğunu söyledi. ABD’deki kültürel iklimi eleştirerek, <strong data-start="808" data-end="938">“Amerika’da ifade özgürlüğümüz saldırı altında. Film dünyasında empatiye ve özgürlüğe her zamankinden fazla ihtiyaç duyuyoruz”</strong> dedi.</p>
<p data-start="948" data-end="1166">Lawrence, yapımcısı olduğu <strong data-start="975" data-end="993">“Kill Me Love”</strong> filmini de festivalde tanıttı ve genç sinemacılara seslendi: <em data-start="1055" data-end="1164">“Hayallerinizin peşinden gidin, seçmelere katılın, denemeye devam edin. Film izlemek her şeyden önemlidir.”</em></p>
<h3 data-start="1168" data-end="1207">Protestolar festivale damga vurdu</h3>
<p data-start="1208" data-end="1450">Festivalin açılış gününde yaklaşık <strong data-start="1243" data-end="1257">2 bin kişi</strong> Kursaal önünde toplanarak <strong data-start="1284" data-end="1304">“Özgür Filistin”</strong> sloganları attı. Sunucular sahnede İsrail’in saldırılarını “soykırım” olarak nitelendirerek, salondan “Filistin’de duyulacak” bir alkış istedi.</p>
<p data-start="1452" data-end="1620">Pedro ve Agustin Almodovar, yapımcı Esther Garcia’ya Donostia Ödülü verilirken <strong data-start="1531" data-end="1550">“Soykırıma Son”</strong> yazılı çıkartmalar taktı ve “Yaşasın özgür Filistin” diye seslendi.</p>
<p data-start="1622" data-end="1815">21 Eylül’de ise <strong data-start="1638" data-end="1658">Juliette Binoche</strong>, sahneden “Filistin’deki katliamın sona ermesi” çağrısında bulundu. İranlı yönetmen <strong data-start="1743" data-end="1759">Jafar Panahi</strong> de uluslararası politikanın duyarsızlığını eleştirdi.</p>
<h3 data-start="1817" data-end="1843">Lawrence’ın kariyeri</h3>
<p data-start="1844" data-end="2050">2012’de <strong data-start="1852" data-end="1883">“The Bright Side of Things”</strong> ile Oscar kazanan Lawrence, <strong data-start="1912" data-end="1934">“The Hunger Games”</strong> serisi, <strong data-start="1943" data-end="1962">“Don’t Look Up”</strong>, <strong data-start="1964" data-end="1973">“Joy”</strong> ve <strong data-start="1977" data-end="2009">“The Great American Swindle”</strong> gibi filmlerle geniş kitlelere ulaştı.</p>
<p data-start="1844" data-end="2050"> </p>
<p data-start="1844" data-end="2050"> </p>]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/jennifer-lawrence-gazze-protestolarinin-damga-vurdugu-san-sebastian-festivali-nde-donostia-odulu-nu-aldi/13983/</link>
<pubDate>Sat, 27 Sep 2025 20:50:02 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sean Penn: Charlie Kirk’ün ölümü beni şaşırtmadı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/2025/09/sean-penn-charlie-kirkun-olumu-beni-sasirtmadi.png" width="250"><br><p data-start="123" data-end="450">Aktör ve siyasi aktivist <strong data-start="148" data-end="161">Sean Penn</strong>, Utah Valley Üniversitesi’nde vurularak hayatını kaybeden sağ görüşlü influencer <strong data-start="243" data-end="259">Charlie Kirk</strong>’ün ölümü hakkında konuştu. Penn, Paul Thomas Anderson’ın yeni filmi <strong data-start="328" data-end="358">‘One Battle After Another’</strong> tanıtımı sırasında yaptığı açıklamada, Kirk’ün öldürülmesine “hiç şaşırmadığını” söyledi.</p>
<p data-start="452" data-end="677">Penn, <strong data-start="458" data-end="473">Vanity Fair</strong>’e verdiği röportajda, dehşetin toplumda normalleşmeye başladığı yönünde endişeleri olduğunu ifade etti: <em data-start="578" data-end="675">“Pek çok insan gibi ben de bu tür bir dehşetin moda olmaya doğru gittiğinden endişe ediyordum.”</em></p>
<h2 data-start="679" data-end="718">Penn’in siyasi duruşu ve projeleri</h2>
<p data-start="720" data-end="913">İki Oscar ödüllü aktör, sık sık ABD eski Başkanı <strong data-start="769" data-end="785">Donald Trump</strong>’ı eleştiriyor. Penn, <strong data-start="807" data-end="836">The Louis Theroux Podcast</strong>’te Trump’ı “ruhsuz” ve zekâsıyla övülemeyecek biri olarak nitelendirmişti.</p>
<p data-start="915" data-end="1238">Penn aynı zamanda <strong data-start="933" data-end="969">Ukrayna’nın güçlü bir destekçisi</strong>. 2022’deki işgalin ardından ülkeyi sık sık ziyaret etti ve Oscar ödüllerinden birini <strong data-start="1055" data-end="1092">Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy</strong>’ye takdim etti. 2023’te Berlin Film Festivali’nde prömiyerini yapan belgeseli <strong data-start="1171" data-end="1187">‘Superpower’</strong>, Zelenskiy’nin liderlik yolculuğunu konu alıyor.</p>
<p data-start="1240" data-end="1454">Penn, sanatı ve siyaseti ilişkilendirerek şunları söyledi: <em data-start="1299" data-end="1452">“Sanatçının sorumluluğu, içinde yaşadığı zamanı bilmektir. E.L. Doctorow’un dediği gibi, bir dönem filmi yaparken güncel olanı da yansıtmak önemlidir.”</em></p>
<h2 data-start="1456" data-end="1487">‘One Battle After Another’</h2>
<p data-start="1489" data-end="1795">Penn’in rol aldığı <strong data-start="1508" data-end="1538">‘One Battle After Another’</strong>, eski devrimcilerin peşine düşen yozlaşmış bir askeri yetkiliyi konu alıyor. Penn, filmin kültürel önemine dikkat çekerek, hicvin geleneksel sınırlarının ötesine geçmesinin filmi güncel kıldığını belirtti. Film, <strong data-start="1751" data-end="1792">bu cuma sinemalarda gösterime girecek</strong>.</p>
<h2 data-start="1797" data-end="1845">Charlie Kirk’ün ölümü ve ABD’deki yankıları</h2>
<p data-start="1847" data-end="2178">Kirk’ün ölümü, ABD’de yas ve öfkeyi beraberinde getirdi. Eski Başkan <strong data-start="1916" data-end="1932">Donald Trump</strong>, Kirk’ün ölümünü “radikal sol”a bağladı ve muhalifleri hedef almakla tehdit etti. Pazartesi günü düzenlenen anma töreninde Kirk’ün eşi, katili affettiğini açıkladı. Ancak Trump’ın konuşması, ölümü siyasi bir araç olarak kullanması eleştirildi.</p>
<p data-start="1847" data-end="2178"> </p>
<p data-start="1847" data-end="2178"> </p>]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/sean-penn-charlie-kirk-un-olumu-beni-sasirtmadi/13967/</link>
<pubDate>Sat, 27 Sep 2025 11:50:07 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Aizanoi Antik Kenti'nde Zeus Tapınağı restorasyonu için mimari kalıntılar gün yüzüne çıkarılıyor</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/2025/09/aizanoi-antik-kentinde-zeus-tapinagi-restorasyonu-icin-mimari-kalintilar-gun-yuzune-cikariliyor.png" width="250"><br><p data-start="455" data-end="687">Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) Dünya Mirası Geçici Listesi’ne 2012 yılında dahil edilen Aizanoi Antik Kenti, dünyada en iyi korunmuş Zeus tapınaklarından birine ev sahipliği yapıyor.</p>
<p data-start="689" data-end="1062">Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü desteğiyle “Geleceğe Miras Projesi” kapsamında yürütülen kazı çalışmalarına çeşitli üniversitelerden akademisyenler, 10 teknik personel ve 50 işçi katılıyor. Çalışmalar Kütahya Dumlupınar Üniversitesi (DPÜ) tarafından yürütülüyor ve Gürok Turizm ile Madencilik AŞ ile Halk Yatırım da destek veriyor.</p>
<p data-start="1064" data-end="1485">Kazının başkanlığını yürüten DPÜ Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gökhan Coşkun, haziran ayından itibaren Zeus Tapınağı çevresinde kazı çalışması yürüttüklerini belirtti. Coşkun, tapınağın Roma döneminde antik kentin en önemli yapısı olduğunu ve yaklaşık 2 bin yıldır ayakta durmayı başardığını ifade etti. Ancak deprem ve doğal afetlerin yapının statik dengesine zarar verdiğini söyledi.</p>
<p data-start="1487" data-end="1826">Tapınağın milattan sonra 92 civarında İmparator Domitianus döneminde inşasına başlandığını, milattan sonra 2. yüzyılın ilk yarısında Hadrianus döneminde tamamlandığını aktaran Coşkun, yapının Roma döneminden sonra Bizans döneminde kiliseye dönüştürüldüğünü ve 13. yüzyılda Çavdar Tatarları tarafından kale olarak kullanıldığını belirtti.</p>
<p data-start="1828" data-end="2117">Kazı çalışmalarında, tapınağın restorasyonunda kullanılmak üzere eksik parçalar gün yüzüne çıkarılıyor. Coşkun, tapınağın yaklaşık 3 metre yüksekliğinde ve 55x35 metre boyutlarında bir podyum üzerine kurulduğunu tespit ettiklerini, podyuma ait parapet bloklarını da bulduklarını söyledi.</p>
<p data-start="1828" data-end="2117"><img src="/storage/photos/shares/68d3b5502f17c.jpg" alt=""></p>
<p data-start="2119" data-end="2448">Tapınağın çevresinde Bizans dönemine ait mezarlara rastlandığını belirten Coşkun, güneydoğu köşede 19 mezar tespit ettiklerini ve kazıyı genişlettikçe sayının artacağını aktardı. Ayrıca tapınağın avlusunun tamamen mermer döşemelerle kaplı olduğunu, bazı alanlardaki mermerlerin çok iyi korunarak günümüze ulaştığını ifade etti.</p>
<p data-start="2119" data-end="2448"><img src="/storage/photos/shares/68d3b5506fb74.jpg" alt=""></p>
<p data-start="2450" data-end="2797">Prof. Dr. Coşkun, tapınağın restitüsyon, rölöve ve restorasyon projelerinin hazırlandığını, gelecek yıl restorasyon uygulamasına başlanabilmesi için yıl sonuna kadar kesintisiz çalışacaklarını vurguladı. Tapınağın temelinin sağlam olması sayesinde altında tonozlu bir galeri bulunduğunu ve bugüne kadar taşlarının yerinden oynamadığını belirtti.</p>
<p data-start="2450" data-end="2797"><img src="/storage/photos/shares/68d3b5509659a.jpg" alt=""></p>
<p data-start="2799" data-end="3017"><br data-start="2813" data-end="2816"><br></p>
<p data-start="2799" data-end="3017"> </p>
<p data-start="2799" data-end="3017"> </p>]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/aizanoi-antik-kenti-nde-zeus-tapinagi-restorasyonu-icin-mimari-kalintilar-gun-yuzune-cikariliyor/13887/</link>
<pubDate>Wed, 24 Sep 2025 12:05:01 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>"Bir hilal uğruna" adanmış ömür: Mehmet Akif Ersoy</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/bir-hilal-ugruna-adanmis-omur-mehmet-akif-ersoy.jpeg" width="250"><br><p>İstanbul Fatih'teki Sarıgüzel Mahallesi'nde 20 Aralık 1873'te dünyaya gelen Ersoy, eğitim hayatına 4 yaşında ilçedeki Emir Buhari Mahalle Mektebinde başladı.</p>

<p> </p>

<p><img alt="" src="/images/indir(1).jpeg" style="width: 100%; height: 100%;" /></p>

<p>Üç yıl süren eğitiminin ardından Fatih İbtidaisine geçen ve babasından Arapça ders almaya başlayan Ersoy, eğitimini Fatih Merkez Rüştiyesinde sürdürdü.<br />
Fatih Camisi'ndeki Farsça derslerini de takip eden Ersoy, eğitimi boyunca Türkçe, Arapça, Farsça ve Fransızcada hep birinci oldu.<br />
Mehmet Akif, rüştiyeyi bitirdikten sonra 1885'te dönemin gözde okullarından Mülkiye İdadisine kaydoldu.<br />
 </p>

<p>Ancak 1888'de babasını kaybetmesi ve sonraki yıl evlerinin yanmasıyla okulu bırakmak zorunda kaldı.</p>

<p>O yıllarda yeni açılan ilk sivil veteriner yüksekokulu Ziraat ve Baytar Mektebine kaydolan Ersoy, baytarlık bölümünü 1893'te birincilikle bitirmesinin ardından Ziraat Bakanlığında memur olarak işe başladı.</p>

<p> </p>

<p><img alt="" src="/images/4c973ab6-68bf-43b8-ad5e-181893c30c19.jpeg" style="width: 100%; height: 100%;" /></p>

<p>İstiklal Marşı'nın yazarı olarak "Milli Şair" ünvanını aldı</p>

<p>Mehmet Akif, hayatında büyük etkisi bulunan 2. Meşrutiyet'in ilanının ardından arkadaşlarının çıkardığı Sırat-ı Müstakim dergisinde başyazar oldu. Dergi daha sonra "Sebilü'r-Reşad" adını alırken, Ersoy'un hemen hemen bütün şiir ve yazıları dergide yayımlandı.</p>

<p> </p>

<p><img alt="" src="/images/4f751127-99ad-4751-8c03-1a8fc35f09a9.jpeg" style="width: 100%; height: 100%;" /></p>

<p>1914'te Teşkilat-ı Mahsusaya giren ve görevi sebebiyle pek çok farklı ülkeye giden Ersoy, Kurtuluş Savaşı'nın başlamasıyla Anadolu'ya dönerek halkı örgütleme faaliyetlerinde bulundu. TBMM'nin açılışının ertesi günü Ankara'ya giden Ersoy, Milli Mücadele'ye katıldı.</p>

<p> </p>

<p><img alt="" src="/images/6b63910a-f0c3-40a9-8e50-718e0736b769.jpeg" style="width: 100%; height: 100%;" /></p>

<p>Birinci Meclis'te 1920-1922 yıllarında Burdur milletvekili olarak yer alan Ersoy, 1921'de Ankara'da Taceddin Dergahı'na yerleşti.</p>

<p>O dönem düzenlenen ulusal marş yarışmasına katılan Mehmet Akif'in orduya ithaf ettiği İstiklal Marşı, 17 Şubat'ta Sırat-ı Müstakim ve Hakimiyet-i Milliye'de yayımlandı.</p>

<p>Akif'e "İstiklal Şairi" ve "Milli Şair" ünvanlarını kazandıran İstiklal Marşı, dönemin Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey tarafından Meclis kürsüsünden okunduktan sonra, 12 Mart 1921'te milli marş olarak kabul edildi.</p>

<p> </p>

<p><img alt="" src="/images/7b82ba2f-7d20-4239-b259-f9c361714340.jpeg" style="width: 100%; height: 100%;" /></p>

<p>Akif, ödül olarak verilen 500 lirayı Hilal-i Ahmer (Kızılay) bünyesinde, kadın ile çocuklara iş öğreten ve cepheye elbise diken Dar'ül Mesai vakfına bağışladı.</p>

<p>Mehmet Akif ve İstanbul</p>

<p>Mehmet Akif, yaşamı boyunca İstanbul'da Fatih, Eyüp, Beyazıt, Halkalı, Beyoğlu, Üsküdar, Eminönü ve Kadıköy gibi semtlerde vaktini geçirdi.</p>

<p>Ersoy, bir dönem Beylerbeyi'ndeki Boğaz'a nazır köşkte yaşadı. Bugün özel mülk olarak kullanılan köşkte, burada Ersoy'un yaşadığına dair bir levha yer alıyor.</p>

<p> </p>

<p><img alt="" src="/images/84b9f3ac-d66d-4b5c-8436-51ac1117480e.jpeg" style="width: 100%; height: 100%;" /></p>

<p>Üsküdar'daki Özbekler Tekkesi de Ersoy'un hayatında önemli yer edindi. İşgal zamanı İstanbul'dan Anadolu'ya geçmek isteyen Ersoy, Karakol Cemiyetinin girişimiyle önce burada misafir olarak kaldı, ardından Anadolu'ya yolculuğu başladı.</p>

<p>Ölümünden kısa süre önce yurt dışından Türkiye'ye dönen Ersoy, İstanbul'daki son günlerini ise İstiklal Caddesi'ndeki Mısır Apartmanı'nda geçirdi. Apartmanın 4. katındaki daire bugün "Mehmet Akif Ersoy Hatıra Evi" olarak ziyaretçilerini ağırlıyor.</p>

<p>Ersoy'un İstiklal Marşı'nı kaleme aldığı Ankara'daki Taceddin Dergahı da şairin İstanbul ile bağı nedeniyle 2011'de Bağcılar Belediyesinin girişimleriyle kente taşındı.</p>

<p>Başkentteki tarihi yapının birebir ölçüleriyle inşa edilen Taceddin Dergahı Mehmet Akif Ersoy Müzesi, 63'ü orijinal olmak üzere 237 esere ev sahipliği yapıyor.</p>

<p>27 Aralık 1936'a ebediyete irtihal eden Ersoy'un cenazesi, Beyazıt Camisi'nde kılınan namazın ardından Edirnekapı Mezarlığı'na defnedildi.</p>

<p> </p>

<p><img alt="" src="/images/96d2f752-2ca3-4781-9eee-411aa2762438.jpeg" style="width: 100%; height: 100%;" /></p>

<p>"İstanbul'un fakir mahallelerini ziyaret eder, halkın sorunlarını dinlerdi"</p>

<p>Öte yandan, Ersoy'un, İstanbul'un tarihi semtlerinde geçen çocukluğu ve gençliği, bu dönemde edindiği kültürel birikim, onun milli ve manevi değerleri ön planda tutan bir şair ve düşünür olmasında büyük rol oynadı.</p>

<p>Tarihçi ve yazar Mehmet Dilbaz, AA muhabirine, Ersoy'un eserlerini yazarken kullandığı İstanbul'un farklı mekanlarının, onun düşünce dünyasını ve edebi üretimini besleyen yerler olduğunu söyledi.</p>

<p>Dilbaz, Ersoy'un eserlerini en çok Halkalı Baytar Mektebi, Fatih Camisi ve çevresi, Beyazıt Kütüphanesi, Eyüpsultan Camisi ve evindeki çalışma odalarında yazdığını belirtti.</p>

<p>Akif'in İstanbul'daki gündelik yaşamının, disiplinli, çalışkan ve düşünce dolu bir hayatın izlerini taşıdığını ifade eden Dilbaz, "Onun yaşam tarzı hem mesleki hem de edebi kimliğini yansıtan bir denge üzerine kuruluydu. Sabahları erken saatlerde uyanır, namazını kılar ve güne düşünerek başlardı. Sabah saatlerini genellikle kitap okumak, şiir yazmak veya ders çalışmak için kullanırdı." dedi.</p>

<p>Dilbaz, Akif'in gün içinde vakit buldukça edebi ve ilmi çalışmalarına zaman ayırdığını, özellikle Beyazıt Kütüphanesi ve Sahaflar Çarşısı'na sık sık uğradığını, Fatih ve Eyüpsultan camilerinde de cemaatle namaz kılmaya gittiğini söyledi.</p>

<p> </p>

<p><img alt="" src="/images/a1b1f193-ba84-4442-b135-30e79981d6b3.jpeg" style="width: 100%; height: 100%;" /></p>

<p>Akif'in ailesine de bağlı olduğunu, dostlarıyla genellikle kıraathanelerde ve evinde buluştuğunu belirten Dilbaz, şunları kaydetti:</p>

<p>"Bu buluşmalarda edebiyat, siyaset ve toplumsal meseleler üzerine derin sohbetler yapılırdı. Akif, dönemin edebiyatçıları ve aydınlarıyla sık sık bir araya gelirdi. Beyazıt ve Fatih'teki kıraathaneler, bu buluşmaların en önemli mekanlarıydı. Bu toplantılarda şiirlerini okur, fikir alışverişinde bulunur ve toplumsal meseleleri tartışırdı. Akif, yürüyüş yapmayı seven bir insandı. Özellikle Haliç kıyıları, Eyüp ve Fatih gibi semtlerde gezinti yaparak düşüncelerini toparlardı. Gündelik yaşamında toplumsal meselelere büyük bir ilgi gösterirdi. İstanbul'un fakir mahallelerini ziyaret eder, halkın sorunlarını dinler ve bu konularda çözümler üretmeye çalışırdı."</p>

<p>Akif'in düşünce dünyasının şekillenmesinde İstanbul'un derin etkisi olduğuna dikkati çeken Dilbaz, "Şehrin tarihi, kültürel, manevi ve toplumsal dokusu, onun hem bir şair hem de bir aydın olarak kimliğini besledi. İstanbul'un işgali ise onun vatan sevgisini ve direniş ruhunu daha da güçlendirdi. Akif'in eserlerindeki derinlik, samimiyet ve toplumsal duyarlılık, büyük ölçüde İstanbul'un etkisiyle şekillenmiştir." ifadelerini kullandı.</p>

<p>"Akif İstanbul'da yaşayan, İstanbul'da büyüyen bir insan"</p>

<p>Emekli akademisyen ve yazar Prof. Dr. Mustafa İsmet Uzun da Akif'in İstanbul'un 5-6 farklı semtinde ikamet ettiğini ancak ana merkezinin çoğu zaman Fatih olduğunu, bunun dışında Topkapı, Hırka-i Şerif, Bakırköy, Çengelköy, Beylerbeyi ve Üsküdar gibi yerlerde de yaşadığını söyledi.</p>

<p>Akif'in Fatih'te büyümesinin, karakterini ve ilmi yönünü şekillendirdiğine dikkati çeken Uzun, şairin bu bölgede güçlü bir dini ve kültürel çevrede yetiştiğini, disiplinli mizacıyla öne çıktığını belirtti.</p>

<p>Uzun, "Onun bir Osmanlı beyefendisi olup olmadığı konusunda bazı tereddütlerim oldu. İstanbul beyefendisi dediğimiz insanların çoğu cemiyetin orta tabakasının üstünden insanlar. Mehmet Akif de İstanbul'da yaşayan, İstanbul'da büyüyen bir insan. Bunun üzerine biz Akif'e 'İstanbul çocuğu' deme ihtiyacını duyduk. Bu, onu daha iyi ifade eder." dedi.</p>

<p>Ersoy'un sözünün eri ve disiplinli olmasıyla ön plana çıktığını dile getiren Ersoy, şöyle konuştu:</p>

<p>"Bir randevu verdi mi, o randevuya gitmemesi ancak kendi ölümü sebebiyle olur. Bu kendi sözüdür. Mesela Ankara'da bir arkadaşı onu ziyarete geliyor. O Meclisteyken Ankara'dan ayrılması icap ediyor. Arkadaşına güle güle diyemediği için arkasından hızlıca yürüyerek 3 saat gidiyor, onu bir yerde yakalıyor ve 'Güle güle, kusura bakma benim Meclisteki işim uzadı.' diyor. Şimdi bu bugünkü şartlarda da pek yapılacak bir şey değil."</p>

<p> </p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/bir-hilal-ugruna-adanmis-omur-mehmet-akif-ersoy/11517/</link>
<pubDate>Thu, 13 Mar 2025 11:45:44 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Almanya'da Yunus Emre Enstitüsü'nde Naht Sanatı Sergisi Ziyarete Açıldı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/almanya-da-yunus-emre-enstitusu-nde-naht-sanati-sergisi-ziyarete-acildi.jpg" width="250"><br><p>Almanya'nın başkenti Berlin'de Yunus Emre Enstitüsü, geleneksel Türk el sanatlarından biri olan naht sanatını sergileyen "Yazı ile Ahşabın Buluşması" adlı bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Sergi, ahşap oyma sanatının ruhunu ve estetiğini keşfetmek isteyen sanatseverler için büyük bir fırsat sunuyor.</p>

<p>Serginin açılışına, Berlin Başkonsolos Muavini Müslime Azra İlhan'ın yanı sıra pek çok sanatsever katıldı. Berlin'de yaşayan naht sanatçısı Hasan Ürkmez, serginin açılışında yaptığı konuşmada, naht sanatının sadece bir ahşap oyma işi değil, aynı zamanda sabır, estetik, maneviyat ve incelikle harmanlanmış derin bir sanat yolculuğu olduğunu vurguladı. Ürkmez, ahşaba işlenen her çizginin bir medeniyetin ruhunu taşıyan sessiz bir anlatı olduğunu belirterek, bu sanatın hem Türk hem de Avrupa kültüründe önemli bir yer tuttuğunu ifade etti.</p>

<p>Naht sanatı, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde mimari eserlerde, cami mihraplarında, rahlelerde ve Kur'an-ı Kerim muhafazalarında kendine özel bir yer edinmiş, aynı zamanda Avrupa'daki kiliselerde de dini ve sanatsal süslemelerde kullanılmış bir gelenektir.</p>

<p>Yunus Emre Enstitüsü Almanya Koordinatörü Samet Kapısız, serginin açılışında naht sanatının tarihsel ve kültürel önemine değindi. Kapısız, naht sanatının Türk kültüründe çok uzun bir geçmişe sahip olduğunu ve evlerin çeşitli alanlarında kullanılan bir sanat dalı olduğunu belirtti. Ayrıca, bu sergi ile Almanya'daki Türk toplumunu sadece sanatsal alanda değil, kültürel zenginlik ve çeşitlilik açısından da tanıtmayı amaçladıklarını söyledi.</p>

<p>Sergide, sanatçı Hasan Ürkmez'in 40 eseri sanatseverlerle buluştu. Sergi, 3 Mart'a kadar her gün 12.00-16.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/almanya-da-yunus-emre-enstitusu-nde-naht-sanati-sergisi-ziyarete-acildi/11240/</link>
<pubDate>Wed, 26 Feb 2025 12:20:42 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>75. Uluslararası Berlin Film Festivali'nde 19 Film "Altın Ayı" İçin Yarışacak</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/75-uluslararasi-berlin-film-festivali-nde-19-film-altin-ayi-icin-yarisacak.jpg" width="250"><br><p>Almanya'nın başkenti Berlin, 13-23 Şubat tarihlerinde düzenlenecek olan 75. Uluslararası Berlin Film Festivali'ne ev sahipliği yapacak. Bu yılki prestijli festivalde, büyük ödül "Altın Ayı" için 19 film yarışacak. 17'si dünya prömiyeri olacak bu filmler, festivalin en büyük ödülüne sahip olmak için birbirleriyle kıyasıya mücadele edecek.</p>

<p>Festivalin tanıtım toplantısı, Berlinale Direktörü Tricia Tuttle'nin katılımıyla Berlin'deki Haus der Kulturen der Welt salonunda yapıldı. 75. Berlinale'nin açılışı, Alman yönetmen Tom Tykwer'in "Işık" (Das Licht) filmiyle 13 Şubat'ta yapılacak. Festivalde toplamda 74 ülkeden 240 film çeşitli kategorilerde gösterilecek.</p>

<p>"Altın Ayı" ve "Gümüş Ayı" ödüllerini kazananları belirleyecek olan jüri, ABD'li yönetmen, senarist ve yapımcı Todd Haynes'in başkanlığında toplanacak. Diğer jüri üyelerinin ise festivalin ilerleyen günlerinde açıklanması bekleniyor.</p>

<p>Berlinale bu yıl, Onur Ödülü'nü İskoç aktris Tilda Swinton'a verecek. Swinton, ödülünü 13 Şubat'taki açılış galasında alacak. Festivalin ödülleri ise 22 Şubat'ta sahiplerini bulacak. Berlinale, dünyaca ünlü oyuncuların katılımıyla büyük bir görkemle gerçekleştirilecek.</p>

<p> </p>

<p> </p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/75-uluslararasi-berlin-film-festivali-nde-19-film-altin-ayi-icin-yarisacak/10432/</link>
<pubDate>Tue, 21 Jan 2025 16:48:15 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Sıra dışı rollerin sevimli kahramanı: Öztürk Serengil</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/sira-disi-rollerin-sevimli-kahramani-ozturk-serengil.jpg" width="250"><br><p>Tarih öğretmeni Turgut Bey ile ilkokul öğretmeni Sudiye Hanım'ın ilk çocuğu olarak, 2 Mayıs 1930'da Artvin'de dünyaya gelen Serengil, ailesinin görevlerinden dolayı çocukluğunu Anadolu'nun farklı şehirlerinde geçirdi.</p>

<p> </p>

<p><img alt="" src="/images/indir.jpg" style="width: 100%; height: 100%;" /></p>

<p>İlk öğrenimine Antakya'da başlayan Serengil, ortaokulu Giresun'da tamamladı. Çocukluğunda izlediği yazlık sinemalardaki filmlerden etkilenen Serengil, Giresun Lisesi'ni yarıda bırakarak, geleceğin ünlü bankeri "Kastelli" lakaplı Cevher Özden ve ünlü ressam Cemal Akyıldız ile 1949'da İstanbul'a geldi.</p>

<p>Usta oyuncu kısa bir süre Haydarpaşa Lisesi'nde okudu. Daha sonra Trabzon Lisesi'ne geçti fakat çeşitli nedenlerle okuldan ayrıldı.</p>

<p>"Üçüncü Kat Cinayeti" ile sinemaya adım attı</p>

<p>Trabzon'dan sonra İstanbul'a taşınan sanatçı, 1950'lerin başında küçük rollerle sanat hayatına başladı.</p>

<p>Cemal Akyıldız'ın Babıali'deki atölyesinde reklam kapakları ve sinema afişleri çizen Serengil, 1953'te "Oğlum Edvard" ile profesyonel tiyatro oyunculuğuna adım attı.</p>

<p>Öztürk Serengil, 1956'da vestiyer görevlisi olarak başladığı Oda Tiyatrosu'nda, 1958'de sahnelenen bir oyunda küçük bir rol alınca Muhsin Ertuğrul'un dikkatini çekti ve 1959'da Şehir Tiyatrolarında görev aldı.</p>

<p>Ses Tiyatrosu'nda da bir süre dekor yardımcısı ve dansçı olarak çalışan sanatçı, "Üçüncü Kat Cinayeti" adlı filmdeki "kötü adam" karakteriyle sinemada profesyonelliğe adım attı.</p>

<p>Serengil, 1958'de rol aldığı "Karasu" filmiyle tanınmaya başladı.</p>

<p>"Twist Kralı" olarak anıldı</p>

<p>Zaman içinde argolu komedilerin aranan oyuncusu haline gelen usta oyuncu, hayatı boyunca yaklaşık 300 filmde oynadı.</p>

<p>Sanatçı Serengil, kendine özgü tiplemeleri, "kötü adam" karakterlerine getirdiği sevimli ve aykırı yorumuyla izleyicilerin beğenisini kazandı ve Türk sinemasına yeni bir ivme kattı.</p>

<p>Ekrem Bora ve Fikret Hakan'la gittiği Almanya'da "twist" dansıyla tanışan sanatçı, Türkiye'ye döndükten sonra bu dansı kendi tarzına uyarladı ve "Twist Kralı" olarak anılmaya başlandı.</p>

<p>Absürt kelimelerle herkesin beğenisini kazandı</p>

<p>Ünlü oyuncu, "abidik gubidik", "yeşşe", "şepkemin altında", "kelaj" ve "bilekis" gibi kendi ürettiği birçok absürt kelimeyi, izleyicilerin diline pelesenk etti.</p>

<p>Öztürk Serengil, 1963'te oynadığı "Adanalı Tayfur" tiplemesiyle tanınırlığını arttırdı, 1966'da sinema oyunculuğunun yanı sıra şovmenliğe başladı.</p>

<p>TRT'de 1977'de yayınlanan "Gülünüz Güldürünüz" adlı yetenek yarışmasını hazırlayıp sunan Serengil, "En büyük jüri halktır. Halk ne isterse o olacaktır." dediği yarışma vasıtasıyla birçok ismi sahne ve sinema dünyasına kazandırdı. Kayhan Yıldızoğlu, Toto Karaca, Ali Sururi, Mürvet Sim, Erol Günaydın, Gazanfer Özcan, Münir Özkul, Altan Erbulak, Seyfi Dursunoğlu, Nejat Uygur ve Bedri Koraman'ın jüri koltuğunda oturduğu yarışmada, ünlü isimlerin seçtiği yarışmacılar, daha sonra halk jürisinin karşısında performans sergiliyordu.</p>

<p>"Yeşilçam'ı Benden Sorun" kitabına imza attı</p>

<p>Usta oyuncu, çeşitli dizilerde de rol aldı ve sanat hayatında "politik güldürü" tarzında çeşitli 45'lik plakları sevenlerinin beğenisine sundu.</p>

<p>Bir dönem kendi şirketini kurup film yapımcılığı da yapan Serengil, dönemin ünlü oyuncuları Fatma Girik ve Sadri Alışık'ın yanı sıra Ajda Pekkan ile ilk plağını çıkardı.</p>

<p>Hayatı boyunca dört kez evlilik yapan Serengil, kendi yaşamının özeleştirisini yaptığı "Yeşilçam'ı Benden Sorun" adlı kitaba imza attı.</p>

<p>Serengil, beyin ödemi sebebiyle iki kez ameliyat oldu. Geçirdiği felç nedeniyle ömrünün son bir yılında yürüyemez hale gelen sanatçı, konuşma merkezi hasar gördüğü için son günlerinde konuşma yeteneğini kaybetti.</p>

<p>Usta oyuncu, 11 Ocak 1999'da İstanbul Kozyatağı'ndaki evinde 69 yaşında vefat etti ve Çengelköy mezarlığına defnedildi.</p>

<p>Serengil'in rol aldığı filmlerden bazıları şöyle:</p>

<p>"İstanbul Macerası", "Son Yuva", "Kaderin Önüne Geçilmez", "Meteliksiz Aşıklar", "Genç Osman", "Yaralı Arslan", "Son Karar", "Adalardan Bir Yar Gelir Bizlere", "Yalancının Mumu", "Abidik Gubidik", "Babasına Bak Oğlunu Al", "Şepkemin Altındayım", "Cezmi Bond", "Yaşamak Ne Güzel Şey", "Hamsi Nuri", "Çulsuz Ali", "Babanın Evlatları", "Adana Urfa Bankası, İmparator".</p>

<p> </p>

<p> </p>
]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/sira-disi-rollerin-sevimli-kahramani-ozturk-serengil/10025/</link>
<pubDate>Sat, 11 Jan 2025 17:03:27 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>8'inci Türk-Alman Tiyatro Festivali açılış resepsiyonu Berlin'de yapıldı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/8-inci-turk-alman-tiyatro-festivali-acilis-resepsiyonu-berlin-de-yapildi.jpeg" width="250"><br><p>Sekizinci Türk-Alman Tiyatro Festivali'nin açılış resepsiyonu, Berlin Yunus Emre Enstitüsü'nde gerçekleştirildi.</p>

<p>Berlin Başkonsolosu İlker Okan Şanlı, burada yaptığı konuşmada, tiyatronun insanları birleştiren, çağlar ve kültürler arasında köprüler kuran, ortak hikayeleri sahneye taşıyan güzide bir sanat dalı olduğunu söyledi.</p>

<p>Berlin tarihinin ve bugününün dokusunda Türk insanının hikayelerinin de apayrı ve ayrılmaz bir yerinin olduğuna işaret eden Şanlı, "Bu bakımdan, 350 bin civarında insanımıza ev sahipliği yapan Berlin'de, Türk ve Alman tiyatrosunun, sanatının ve sanatçılarının Türk-Alman Tiyatro Festivali çerçevesinde bir araya gelmesini önemsiyor ve destekliyoruz." dedi.</p>

<p>Yunus Emre Enstitüsü Almanya Koordinatörü Samet Kapısız ise Berlin'in günde yüzlerce etkinliğin gerçekleştirildiği, kültüre ve sanata dair oldukça geniş yelpaze sunan önemli bir şehir olduğunu belirterek,"Kuşkusuz bu mozaik içerisinde, Türk toplumunun kültürel ve sanatsal varlığının ve konumunun güçlendirilmesi son derece önemli. Burada birbirinden kıymetli çalışmalar yürüten çok değerli sanat insanlarımız ve kurumlarımız bulunmakta. Tiyatro sanatı da bu alanların başında geliyor." diye konuştu.</p>

<p>Festivalin organizatörlerinden Tiyatro 28 Genel Sanat Yönetmeni Ufuk Güldü de festivalin, kültürün zenginliklerini bir araya getiren bir köprü olduğunu vurguladı.</p>

<p>Güldü, tüm Berlinlileri festivale davet etti.</p>

<p>Açılış resepsiyonunda, keman sanatçıları Elif Talay ve Ferdinand Glauch ile piyanist Inobat Akhmedova müzik dinletisi sundu.</p>
]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/8-inci-turk-alman-tiyatro-festivali-acilis-resepsiyonu-berlin-de-yapildi/9784/</link>
<pubDate>Fri, 06 Dec 2024 17:29:14 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Merkel’in kitabı piyasaya çıktı</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/merkel-in-kitabi-piyasaya-cikti.jpeg" width="250"><br><p>Almanya'nın 2005-2021 yılları arasında 16 yıl görev yapan ilk kadın Başbakanı Angela Merkel, kitabı bugün piyasaya çıktı. Merkel’in çocukluk, eski Doğu Almanya’da geçen gençlik ve öğrencilik, iki Almanya’nın birleşmesi, aktif politikaya atılması, 2005 yılında Almanya’nın Başbakanı seçilmesi, dünyanın önde gelen devlet adamlarıyla buluşmalarını ve görüşmelerini içeren ‘Özgürlük: Anılar 1954-2021’ başlıklı kitabında, şimdiye kadar gün yüzüne çıkmayan konular da yer aldı. Kitabında, 2008’de Ukrayna ve Gürcistan’a aday statüsü verilip verilmeyeceğinin tartışıldığı Bükreş’te gerçekleştirilen NATO zirvesine ilişkin değerlendirmelere de yer veren Merkel, yeni yapılan ABD başkanlık seçimlerine de değindi. Yeniden ABD Başkanı seçilen Donald Trump’ın her şeyi ‘gayrimenkul şirket sahibi’ perspektifiyle değerlendirdiğini belirten Merkel, Kamala Harris’in seçimleri kazanmasını kalpten istediğini yazdı.</p>
]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/merkel-in-kitabi-piyasaya-cikti/9745/</link>
<pubDate>Tue, 26 Nov 2024 16:56:49 +0300</pubDate>
</item><item>
<title>Doğa harikası Lovcen ve dünyanın en yüksek mozolesi</title>
<description><![CDATA[<img src="https://noktagazetesi.com/images/haberler/doga-harikasi-lovcen-ve-dunyanin-en-yuksek-mozolesi.jpeg" width="250"><br><p>Amerikalı Aktris Elizabeth Lawrence’ın "Herkes oturup yaprakların sararmasını izlemek için zaman ayırmalı." dediği gibi sonbaharın sonuna geldiğimiz bu günlerde tabiat ananın tuvaliyle muhteşem renklere bürünen yaprakları izlemenin tam da zamanı. Mevsimlerin en zarifi olan sonbaharda doğa adetausta bir ressamın elinden çıkan yağlı boya tablo gibi görünür.</p>

<p>Bu dönemde bir zamanlar yemyeşil olan yapraklarda, günlerin kısalmasıyla birlikte fotosentez için gerekli olan yeterli gün ışığı olmayınca yeşil rengi veren klorofil seviyesi azaldığından diğer renk pigmentleri açığa çıkmaya başlar.</p>

<p> </p>

<p><img alt="" src="/images/IMG_3536.jpeg" style="width: 600px; height: 450px;" /><br />
<br />
BRONZDAN KIZILA, SARIDAN TURUNCUYA</p>

<p>Sonbahar boyunca sis ve çiy ile harmanlanan yemyeşil yaprakların sarı, bordo, bronz, kahverengi, kızıl, altın, turuncu ve kırmızının tonlarıyla birbirinden harika renklere dönüştüğüne tanıklık ederiz. Her bir yaprak adeta ağacın dallarına veda etmeden önce son bir kez en güzel haliyle gösteriş yapmaya çalışırcasına eski yeşil tonlarının aksine daha canlı ve daha parlak renklere dönüşerek izlemesine doyulmayan görsel bir güzellik sunar. Bu kadar harika rengin bir arada uyum içinde olduğu sonbaharda doğanın değişimini ve dönüşümünü en göz alıcı haliyle görürüz.</p>

<p> </p>

<p><img alt="" src="/images/IMG_3537.jpeg" style="width: 600px; height: 400px;" /></p>

<p><br />
MONTENEGRO, LOVCEN MİLLİ PARKI</p>

<p>Balkanların en güzel coğrafyasına sahip ülkesi Montenegro’nun (Karadağ) en popüler parklarından olan Lovcen Milli Parkı’ndakiağaçlar da doğa ananın tuvaliyle renk cümbüşüne dönen yapraklarıyla görsel bir şölen sunuyor.Masalsı ülkenin eski kraliyet başkenti Cetinye’ye bağlı olan LovcenUlusal Parkı’nın ormanlık bölgesinin yüzde 70'ini kaplayan kayın ağaçları, Amerikalı doğa bilimci John Burroughs’un "Yapraklar ne kadar güzel yaşlanıyor. Son günleri ne kadar ışık ve renk dolu" sözüne nazire yaparcasına yapraklarıyla yaz döneminin bitişini gösterişli bir şekilde kutlamak istercesine büründükleri sarı ve turuncu tonlardaki parlak ve canlı renkleriyle etrafa adeta büyülü bir güzellik saçıyor.</p>

<p> </p>

<p><img alt="" src="/images/IMG_3538.jpeg" style="width: 600px; height: 540px;" /><br />
 </p>

<p>KARADAĞ'IN EN FAZLA BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞE SAHİP YERLERİNDEN BİRİ<br />
<br />
Engebeli arazisi ve dağlık bölgeleri kimliğinde ve tarihinde önemli bir rol oynayan Karadağ, LovcenDağı’ndaki ormanlarından dolayı Venediklilerce Monte (dağ) negro (siyah), yerel halk tarafından da CrnaGora diye adlandırılmış.Bu isim ülkenin manzarasına hakim olan karanlık, ormanlık dağları ifade ediyor. Terim, Orta Çağ'ın sonlarında İtalyan tüccarlar ve gezginler tarafından kullanılmış ve sonunda bölgenin adı haline gelmiş. Lovcen, Adriyatik Denizi'nin kenarında dik bir şekilde yükselen Dinar Alpleri’nin güneybatısında yer alıyor. Lovcen masifinin orta ve en yüksek bölümünü kaplayan Ulusal Park, doğal harikaların, nefes kesici manzaraların ve kültürel çeşitliliğin büyüleyici bir karışımı olarak Karadağ’ın en çok ziyaret edilen milli parklarından biri.1952'de Milli Park ilan edilen ve ülkeye adını veren Lovcen Dağı’nda yer alan Park, her biri bir ila 15 metre yüksekliğinde 15 platformdan oluşan yedi farklı patikaya sahip kayın ormanlarıyla kaplı.</p>

<p> </p>

<p><img alt="" src="/images/IMG_3539.jpeg" style="width: 600px; height: 800px;" /></p>

<p> </p>

<p><img alt="" src="/images/IMG_3540.jpeg" style="width: 600px; height: 413px;" /></p>

<p><br />
200'DEN FAZLA KUŞ, 85'TEN FAZLA KELEBEK TÜRÜ</p>

<p>Lovcen Milli Parkı, aynı zamanda ayılar, gri kurtlar, tilkiler, çakallar, tavşanlar, yaban domuzları, karacalar, geyikler, beyaz göğüslü kirpiler, kör köstebekler ve sincaplar gibi memeliler ile Herman kaplumbağası, tarla fareleri, çeşitli kertenkeleler ve engerek gibi sürüngenlere ev sahipliği yapıyor. Park’ta farklı mevsimlerde bülbül, kızılgerdan, çalı kuşu, baykuş, keklik, ağaçkakan, doğan ve altın kartal dahil olmak üzere 200'den fazla kuş türünün cıvıltısını duymak ve kanat çırpışlarını görmek mümkün. Karadağ’ın en ikonik doğal alanlarından biri olan büyüleyici Park, 85'ten fazla kelebek türünün de yaşam alanı.</p>

<p> </p>

<p><img alt="" src="/images/IMG_3542.jpeg" style="width: 600px; height: 800px;" /><br />
 <br />
KOTOR KÖRFEZİ'NDEN SKADAR GÖLÜ'NE DEK MUHTEŞEM MANZARALAR SUNUYOR</p>

<p>Zengin bitki örtüsü ve hayvan çeşitliliğiyle Karadağ'ın güneybatısındaki bu dağlık bölge, kapladığı 6,400 hektarlık alanda yer aldığı 939 metrelik rakımda harika bir bakış açısı sunmasının yanı sıra manzaralı yürüyüş parkurlarına, macera parklarına, harika bir gözetleme noktasına sahip bir mozole ile konaklama ve restoranların bulunduğu bir rekreasyon alanına sahip. İliryalılardan Slav kabilelere kadar pek çok topluluğa ev sahipliği yapan Lovcen Ulusal Parkı’ndan Kotor Körfezi'nin, Skadar Gölü'nün, açık denizin, Çetinje'nin ve hatta uzaktaki Prokletije Dağı'nın güzel manzaraları görülebiliyor.<br />
 <br />
RESMİ OLARAK DÜNYANIN EN YÜKSEK MOZOLESİ</p>

<p>Milli Park’ın yer aldığı Lovcen Dağı, 1830 - 1851 arasında Karadağ’ın prensi ve piskoposu şair, felsefeci Petar II Petrović Njegos'un parkın en yüksek noktalarından biri olan Jezerski Tepesi’nde dikilen mistik anıt mezarına da ev sahipliği yapıyor. Birçok turist Karadağ’ın büyük liderlerinden biri olarak kabul edilen efsanevi Prensi’ne saygısını sunmak için Lovcen Ulusal Parkı'nı ziyaret ediyor. Hırvat heykeltıraş Ivan Mestrović tarafından yapılan ve 461 basamak tırmanarak çıkılan Mozole, Karadağ’ın en önemli milli ve kültürel simgelerinden biri. Ziyaretçilerine, Karadağ’ın bağımsızlık mücadelesinde önemli bir rol oynayan ve kültürel olarak ülkenin simgesi haline gelen Hükümdar Njegos’un mezarını ziyaret etme, onun yaşamı ve ülkenin kültürel mirasının temel taşlarından biri olarak kabul edilen eserleri hakkında bilgi edinme fırsatı sunuyor. Mozole, yer aldığı 1657 metre yükseklikteki Jezerski zirvesinde, resmi olarak “dünyanın en yüksek mozolesi” olma özelliğini taşıyor.<br />
 <br />
ZİRVEDEN ÜLKENİN YÜZDE 80'İNİN 360 DERECELİK GÖRÜNTÜSÜ</p>

<p>Mozole’ye giden merdivenleri tırmanarak ulaşılan zirve, ziyaretçilere Kotor Körfezi'nden Skadar Gölü'ne, eski başkent Cetinye’den açık denize, Njegos’un doğum yeri olan ve onun adını taşıyan Njegus’tan Podgorica'ya kadar Karadağ ülkesinin yüzde 80'inin 360 derecelik bir görüntüsünü sunarken, Lovcen Dağı’nın ve Adriyatik Denizi’nin nefes kesici panoramik manzaralarını da gözler önüne seriyor. Açık bir günde, Arnavutluk, İtalya ve Hırvatistan’ın kıyı şeritleri de görülebiliyor. Ziyaretçiler, İngiliz şair Lord Byron'un dediği gibi ‘kara ve denizin en güzel buluşması’na, Lovcen'in zirvesinden sunduğu sıra dışı manzaraların keyfini çıkarırken şahit oluyor.<br />
 <br />
200 BİN ALTIN FAYANSIN GÖLGELİĞİNDE 28 TONLUK GRANİT HEYKEL</p>

<p>Neo-Bizans ve Art Deco mimarinin bir karışımı olan Mozole’nin girişinde her biri 7,5 ton ağırlığında iki adet devasa kadın muhafız heykeli (bazı tarihçilerce Njegos’un annesi ve kızını temsil ettiğine inanılıyor), içerisinde Prens Njegos'un kartal ile bütünleşik tek bir siyah taş bloğundan oyulmuş 28 tonluk granit heykeli, mezarının bulunduğu karanlık bir oda ve 360 ​​derecelik bir taş izleme dairesi bulunuyor. Gücü, cesareti ve ölümsüzlüğü sembolize eden devasa büyüklükte kanatlarını açmış bir kartalın kucağında oturur şekilde tasarlanan Njegos’un heykelinin üzerinde de 200 bin küçük altın fayansın oluşturduğu gölgelik yer alıyor. Son dinlenme yerinde ise beyaz mermer bir lahit yer alırken, mezar taşında da "Njegos 1813 - 1851" yazıyor.<br />
 <br />
EFSANEVİ HÜKÜMDAR MEZARINI KENDİ TASARLAMIŞ</p>

<p>Karadağ’ın milli kimliğinin şekillenmesinde önemli bir rol oynayan Hükümdar Njegos, hayatının oldukça kısa olacağını tahmin etmiş ve ölümünden önce Lovcen Dağı'nın tepesine gömülmeyi istemiş. 37 yaşında hayata gözlerini yuman Njegos, selefi I.Petar’a ithaf edeceği Şapel’i kendisi tasarlamış ve gömülmek istediği Viyana Art Nouveau tarzındaki bu görkemli yapının inşasını 1845'te bizzat kendi denetlemiş. Ekim 1851'deki ölümünün ardından Cetinje Manastırı’na gömülmüş. Naaşı 1855'te Lovcen Dağı'ndaki kendi Şapel’ine nakledilmiş. Karadağ I. Dünya Savaşı sırasında Avusturya Macaristan İmparatorluğu tarafından işgal edildiğinde 1916’da ölen Avusturya İmparatoru Franz Joseph için bir anıt dikilmesine karar verilmiş. İmparatorluk yetkilileri, Avusturya İmparatoru'na ait bir anıtın Güney Slav ulusal duygusunun bir sembolü olarak aynı tepede bulunmasını istemeyince Njegos'un naaşı Sırp Ortodoks din adamlarının gözetiminde Cetinje’ye taşınmış. I. Dünya Savaşı’nda hasar gören Şapel, Karadağ’ın II. Dünya Savaşı’nın sonunda Yugoslavya komünist yönetimi altına girmesinin ardından Karadağ Hükümeti, Njegos'un 1951'deki ölümünün 100. yılında Şapel’in yerine Mozole inşa etme kararı almış. Şapel, 1960'ların sonlarında yıkılmış, yerine 1971'de mozole inşa edilmiş. Njegos'un naaşı 1974'te Lovcen Dağı'na geri taşınmış ve mozole o yıl resmen açılmış.<br />
 <br />
Eserleri Karadağ edebiyatının en değerli eserleri arasında sayılan, edebiyat ve devlet yönetimine yaptığı katkılarla ulus üzerinde silinmez izler bırakan 19. yüzyıl piskoposu ve Karadağ Hükümdarı Petar II Petrovic Njegos, ülkesinin sevilen siyasi ve kültürel lideri, en büyük ulusal kahramanı ve filozofuydu.</p>

<p class="s3" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px; line-height: 1.2; caret-color: rgb(0, 0, 0); color: rgb(0, 0, 0); font-size: 18px;"><span style="caret-color: rgb(33, 37, 41); color: rgb(33, 37, 41); font-family: Roboto, sans-serif; font-size: 17.6px; -webkit-tap-highlight-color: rgba(0, 0, 0, 0); -webkit-text-size-adjust: 100%;">Fulya OMAÇ / MONTENEGRO</span></p>

<p class="s3" style="margin-top: 0px; margin-bottom: 0px; line-height: 1.2; caret-color: rgb(0, 0, 0); color: rgb(0, 0, 0); font-size: 18px;"> </p>
]]></description>
<link>https://noktagazetesi.com/doga-harikasi-lovcen-ve-dunyanin-en-yuksek-mozolesi/9729/</link>
<pubDate>Fri, 22 Nov 2024 14:42:04 +0300</pubDate>
</item></channel>
</rss>